Nazlıaka, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması tartışmalarında öne sürülen “6284 nolu yasa var” savına ilişkin “Şimdi bu yasayı da budamak istiyorlar. Örneğin şiddet gösteren ya da şiddet tehditi içeren kişiye uygulanan uzaklaştırma kararını, bu karara uymadığı taktirde zorlama hapsine çeviren maddeyi zorlaştırmak istiyorlar. Bir başka deyişle, zorlama hapsini kitabına uydurarak uygulamadan kaldırmak istiyorlar. Sırf mayıs ayında 20’si şüpheli olmak üzere 60 kız kardeşimiz aramızdan kopartıldı. Hep söylediğimiz gibi, şüpheli ölüm yoktur; üzeri kapatılan dosya, kollanan bir katil ve o katilin arkasındaki güç odakları vardır. İşte bu yüzden 6284 nolu yasaya dokunmalarına asla izin vermeyeceğiz” dedi.
‘BİLİME DEĞİL HURAFEYE DOĞRU’
Derneğin Başkanı Şenal Sarıhan da Nazlıaka’nın ardından bir konuşma yaptı. Sarıhan, kadınlara yönelik artan baskıların tüm yurttaşlar için bir tehdit olduğunun altını çizerek “Anayasayı değiştirmek isteyenler kadınları hedef aldıkları kadar bütün bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarını hedef alıyorlar. Yurttaş olarak haklarımızı savunamayacak hale gelmemizi istiyorlar. Bu uğurda da ilk olarak kadınlardan başlıyorlar. Geçmişte esnek çalışma gibi sözde olumlu bir yasa üzerinden kadınları hem eve kapatmaya hem de kadınları sosyal haklarından mahrum etmeye çalışmışlardı. Bugün; ÇEDES var, 100. Yıl Maarif Programı var. Bu maarif programına baktığımızda asıl tehlikenin bilime doğru değil hurafeye doğru yönlendirme olduğunu görüyoruz” ifadelerini kullandı.
‘KADINI EVE HAPSEDEN KAFES’
Kurul sonrası başkanlık görevine devam eden Sarıhan gazetemiz Cumhuriyet’e de konuştu. Sarıhan, AKP iktidarının baskılarını adım adım yoğunlaştırdığını belirterek “Laik ve demokratik bir toplumdan, eşitliğin olmadığı bir sürece doğru bizi taşımaya çalışıyorlar. Bu iktidara karşı en direngen kesimi kadınlar oluşturuyor. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçilmiş olması kadınların yaşaş haklarına yöneltilmiş bir tehdit olarak karşımızda duruyordu. Fakat özellikle bu günlerde eğitimle ilgili yapılan düzenlemeler tamamen kökten dinci anlayışlara doğru sürüklendiğini görüyoruz. Okullarda çoçuklar yurttaş olma bilincine doğru değil de kul olma bilincine doğru yönlendiriliyorlar” dedi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın yayımladığı “Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı”na değinen Sarıhan, “Yayımlanan vizyon belgesiyle gelişen çağın aileyi giderek deforme ettiğini, yeniden aile kurumunu güçlendireceklerini öne sürüyorlar. Kadını eve hapseden yeni bir kafes oluşurmaya çalışıyorlar” diye konuştu.


































