Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri'nin basın açıklaması şu şekilde:
Uluslararası sözleşmeler, Anayasa ve Kanunlarla güvence altına alınan demokratik haklarımız Ankara’da 15 Temmuz darbe girişimini izleyen sivil darbe ile askıya alınmış ve o tarihten itibaren tüm toplantı, gösteri ve yürüyüşlerimizde Ankara Valiliği ve Emniyet Müdürlüğünün sorumlusu olduğu hak ihlalleri görülmüştür.
Yaşanan darbe teşebbüsü sonrası Ohal Uygulaması ile askıya alınan Anayasal haklarımız, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile geri dönüşsüz bir şekilde bugüne kadar gasp edilmiştir.
Ülkemizin her geçen gün demokrasiden uzaklaşması, otoriter tek adam rejimine kayması sonucu düşünceyi ifade özgürlüğünün önüne koyulan engellerle yetinmeyenler, her geçen gün yoksullaşan halkın bir araya gelmesinden korktuğundan emekçilerin sözcüsü olan sendikaların sesini kısmaya çalışmaktadır.
Emeğimiz, bedenimiz, kimliğimiz, doğamız, yaşam hakkımız, barınma hakkımız, haber alma hakkımızla ilgili müdahalelere, yasal düzenlemelere yönelik görüşlerimizi duyurmamız, itiraz etmemiz engellenmektedir.
Parlamentonun bulunduğu Ankara paradoksal biçimde Anayasal haklara en uzak şehir
olma özelliğine sahip hale gelmiştir. Ülke genelinden farklı, adeta özel bir hukuk uygulanmakta, Ankara Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü şehrin meydanları, sokakları hatta binalarına göre farklı uygulamaları devreye sokabilmektedir. Anayasa Mahkemesi ve AİHM, kanunları yok sayan Ankara Valiliği ve Emniyet
Müdürlüğünü bir çok kez mahkum etse de sorumlular hakkında gerekli yaptırımların hayata geçmemesi nedeniyle hukuksuzluk artarak sürmektedir.
Emek ve Demokrasi Güçleri olarak alanlarda yaptığımız eylem ve etkinliklerde;
* Basın açıklamaları önceden izin alınmadığı bahanesiyle engellenmekte,
* Özellikle Kızılay bölgesinde yapılacak tüm açıklamalar sırasında toplumun huzurunu kaçıracak şekilde ortam terörize edilmekte, bu alanlarda yapılan demokratik hak kullanımları saldırıyla karşılaşılmakta ve insan onuruna yakışmayacak şekilde gözaltı
işlemi uygulanmakta,
* İşyerlerimizde ve alanlarda halkı bilgilendirmeye yönelik broşür dağıtmamız ve stand kurmamız, iş yerleri önlerinde sendikal faaliyetlerimiz engellenmekte,
* İş yerlerimizde yapılacak çalışmalara katılımı azaltmak için kolluk kuvvetlerinin yığılması suretiyle emekçiler korkutularak katılımlarının önüne geçilmekte,
* Emek güçlerinin eylemlerinde sendika temsilcilerinin sendika binalarından çıkışı engellenmekte ve abluka altına alınmakta,
* Polis amirleri tarafından yöneticilerimize karşı tehditkar bir dil kullanılmakta,
* Demokrasi ve emek hareketi için önemli olan simgesel alanlar keyfi olarak yasaklanmakta,
* Miting başvurularımız keyfi şekilde miting öncesine kadar bekletilmekte,
* Valiliğin tahsis ettiği miting alanına giriş esnasında bile Emniyet güçleri provokatif bir tutum takınmakta, mitingler Valiliğin izin verdiği saatten önce bitirilmeye zorlanmakta, polis kendi mülki amirinin yazılı olarak verdiği izni tanımamakta,
* Eylem alanında kameraların olmadığı alanda polisin fiziki saldırıları gerçekleşmekte,
* Özellikle kadın eylemlerinde emniyet mensuplarının taciz ve saldırıları artmakta,
* Öldürücü olduğu bilinen kimyasal maddeler kitleyi dağıtma amacının dışında kullanılarak yakın mesafeden yaralamaya dönük sıkılmakta,
* Eylemlerde polis kalkanları savunma amacının dışında saldırı aracı olarak kullanılmakta,
* Muhabirlerin görüntü alınması engellenerek geride delil bırakılmamaya çabalanmakta…
Kısacası OHAL’in kalıcı hale geldiği Ankara’da iktidara boyun eğmeyen herkes düşman muamelesi görmektedir.
Emek ve Demokrasi Güçleri, başkentin iktidar için taşıdığı önemi anlayabilmektedir.
Ancak anlamak hak verdiğimiz anlamına gelmez. Ankara; sizin korkularınızı bastırmak için hukukun ayaklar altına alındığı değil, emek ve demokrasi güçlerinin güzel bir dünya
hayalinin sokaklara yansıdığı bir şehir olmaya layıktır. Geçmişte 12 Eylül karanlığını yırtmış olan emek ve demokrasi güçlerinin bugün de ülkemizi aydınlığa çıkarmak için meydanlarda olmaya devam edeceğinin bilinmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyoruz.
Emek ve Demokrasi Güçleri olarak, Ankara’da Anayasayı askıya alan farklı bir hukuk uygulayan yetkililere sesleniyoruz korkmuyoruz, anayasal haklarımızı kullanmaktan vazgeçmiyoruz. Tüm bu zorbalıklara karşı hukuki girişimlerde bulunacağımızı duyuyoruz.


































