Aysun Palalı Köktaş, NATO Ankara Zirvesi Bildirisi'ne ilişkin analiz raporunu yayınladı. Palalı Köktaş'ın raporu şöyle:
"Bu çalışma, Ankara’da 7–8 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen 36. Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi sonunda yayımlanan Ankara Zirvesi Bildirisi1 stratejik, siyasi, askerî ve teknolojik boyutlarıyla analiz etmek üzere hazırlanmıştır. Raporda, bildiride yer alan kolektif savunma anlayışı, caydırıcılık ve savunma politikaları, savunma sanayii alanındaki yeni girişimler, yapay zekâ ve ileri teknoloji temelli askerî yeteneklerin geliştirilmesine, Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisinin yeniden şekillendirilmesine yönelik kararlar ile Ukrayna, Rusya, İran ve Orta Doğu eksenli güvenlik değerlendirmeleri bütüncül bir bakış açısıyla incelenmiştir. Bunun yanında bildirinin; NATO'nun ikinci yüzyılına yönelik stratejik vizyonu, müttefikler arasındaki yük paylaşımına ilişkin yeni yaklaşımı, savunma sanayi entegrasyonunu güçlendirmeye yönelik kararları, ortak üretim kapasitesinin artırılması, transatlantik savunma iş birliğinin derinleştirilmesi ve yapay zekâ destekli yeni harekât konseptlerine ilişkin ortaya koyduğu dönüşüm süreci değerlendirilmiştir. Çalışmada, Ankara Bildirisi yalnızca resmî bir zirve sonuç bildirgesi olarak değil; NATO'nun gelecekteki güvenlik mimarisini, caydırıcılık anlayışını ve savunma planlamasını şekillendiren temel stratejik politika belgelerinden biri olarak ele alınmış; alınan kararların İttifakın uzun vadeli güvenlik yaklaşımı ile bölgesel küresel güvenlik dengeleri üzerindeki muhtemel etkileri analiz edilmiştir.
GENEL DEĞERLENDİRME
Ankara Zirvesi Bildirisi, NATO'nun ikinci yüzyılına ilişkin güvenlik vizyonunu ortaya koyan kapsamlı bir stratejik yol haritası niteliğindedir. Bildiri, yalnızca kolektif savunma ilkesini yeniden teyit etmekle sınırlı kalmayıp; savunma sanayii üretim kapasitesinin artırılması, teknolojik üstünlüğün korunması, yapay zekâ destekli harp kabiliyetlerinin geliştirilmesi, uzay ve siber alanların NATO'nun caydırıcılık ve savunma mimarisine tam entegrasyonu, Avrupa Müttefiklerinin İttifak içindeki savunma sorumluluğunun güçlendirilmesi ve Ukrayna'ya uzun vadeli desteğin sürdürülmesi gibi stratejik hedefleri ön plana çıkarmaktadır. Bunun yanında bildiride, caydırıcılık ve dayanıklılık kapasitesinin artırılması, savunma sanayi iş birliğinin derinleştirilmesi, ortak üretim kabiliyetlerinin geliştirilmesi ve yeni nesil tehditlere karşı müşterek hareket yeteneğinin güçlendirilmesi, NATO'nun geleceğe yönelik temel öncelikleri arasında açık şekilde tanımlanmaktadır. Deklarasyonda Washington Antlaşması'nın 5. Maddesi güçlü şekilde yeniden vurgulanmış, "Birimize yapılan saldırı hepimize yapılmıştır" ilkesi NATO'nun temel güvenlik doktrini olarak teyit edilmiştir. Bunun yanında İttifakın 360 derece güvenlik yaklaşımını sürdürme kararlılığı ifade edilerek yalnızca doğu kanadından kaynaklanan tehditlere değil, hibrit saldırılar, terörizm, siber tehditler, kritik altyapı güvenliği ve enerji güvenliği gibi çok boyutlu risklere karşı müşterek hareket anlayışı güçlendirilmiştir. Savunma harcamalarındaki artışın somut rakamlarla ortaya konulması da bildirinin dikkat çeken yönlerinden biridir. Avrupa Müttefikleri ile Kanada'nın yalnızca 2025 yılında savunma yatırımlarını 139 milyar dolar artırmış olması ve Ankara Zirvesi kapsamında 50 milyar doların üzerinde yeni savunma alım programının açıklanması, NATO'nun uzun vadeli askerî hazırlık seviyesini yükseltme iradesini açık biçimde göstermektedir.
STRATEJİK DEĞERLENDİRME
Ankara Zirvesi, NATO'nun klasik kolektif savunma anlayışını korurken bunu ileri teknoloji odaklı yeni bir güvenlik mimarisiyle desteklemeye başladığını göstermektedir. Bildiride savunma sanayii üretim kapasitesinin artırılması, ortak üretim modellerinin geliştirilmesi ve müttefikler arasındaki savunma ticareti engellerinin kaldırılmasına yönelik kararlar, İttifakın yalnızca askerî kapasitesini değil, aynı zamanda savunma sanayi entegrasyonunu da güçlendirmeyi hedeflediğini ortaya koymaktadır. Bildiride Rusya'nın Avrupa-Atlantik güvenliğine yönelik uzun vadeli tehdit olarak tanımlanmaya devam edilmesi ve Ukrayna'ya yönelik uzun vadeli güvenlik desteğinin teyit edilmesi, NATO'nun Doğu Avrupa eksenli stratejik önceliklerini sürdürdüğünü göstermektedir. Avrupa Müttefikleri ile Kanada'nın İttifak savunmasında daha fazla sorumluluk üstlenmesi ve Ukrayna'ya yönelik güvenlik yardımlarının Avrupa Birliği mekanizmalarıyla desteklenmesi ise transatlantik yük paylaşımının daha dengeli bir yapıya dönüştürülmesinin hedeflendiğine işaret etmektedir. Bildiride ayrıca uzay ve siber alanların nükleer, konvansiyonel ve füze savunma yetenekleriyle birlikte NATO'nun caydırıcılık mimarisinin temel unsurları arasında değerlendirilmesi; yapay zekâ, ileri teknolojiler, insansız sistemler ve istihbarat kapasitesine yapılacak yatırımların vurgulanması, İttifakın teknoloji odaklı güvenlik yaklaşımını daha da güçlendirdiğini ortaya koymaktadır.2 İran'ın nükleer silah edinmesine karşı ortak tutumun yeniden teyit edilmesi ve Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisine yapılan vurgu ise NATO'nun güvenlik perspektifinin Avrupa-Atlantik coğrafyasının ötesinde Orta Doğu ve küresel enerji güvenliğini de kapsayacak şekilde genişlediğini göstermektedir.
Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen Ankara Zirvesi, NATO'nun ikinci yüzyılına ilişkin güvenlik vizyonunu, savunma sanayii dönüşümünü ve teknolojik modernizasyon hedeflerini ortaya koyan önemli stratejik dönüm noktalarından biri olarak değerlendirilmektedir. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME Sonuç itibarıyla Ankara Zirvesi Bildirisi, NATO'nun yalnızca mevcut güvenlik tehditlerine yönelik yaklaşımını ortaya koyan bir belge olmanın ötesinde, İttifakın ikinci yüzyılına ilişkin güvenlik vizyonunu ve stratejik önceliklerini yansıtan kapsamlı bir politika belgesi niteliği taşımaktadır. Bildiri; kolektif savunma anlayışını korurken savunma sanayii üretim kapasitesinin artırılması, müttefikler arasında savunma iş birliğinin güçlendirilmesi, yapay zekâ ve ileri teknolojilerin savunma alanında etkin kullanımının desteklenmesi, uzay ve siber güvenlik yeteneklerinin geliştirilmesi ile çok katmanlı caydırıcılık anlayışını NATO'nun temel öncelikleri arasında konumlandırmaktadır. Savunma harcamalarının artırılması, Avrupa Müttefikleri ile Kanada'nın İttifak savunmasında daha fazla sorumluluk üstlenmesi, Ukrayna'ya yönelik uzun vadeli desteğin sürdürülmesi ve NATO–Avrupa Birliği arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi, İttifakın uzun vadeli caydırıcılık ve savunma kapasitesini artırmayı hedeflediğini göstermektedir. Bildiride ayrıca İran'ın nükleer silah edinmesine karşı ortak tutumun yeniden teyit edilmesi ve Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisine yapılan vurgu, NATO'nun güvenlik perspektifinin AvrupaAtlantik coğrafyasının ötesinde küresel güvenlik ve enerji arz güvenliğini de kapsayacak şekilde genişlediğini ortaya koymaktadır. Bu yönüyle Ankara Zirvesi, NATO'nun ikinci yüzyılına ilişkin askerî, siyasi, teknolojik ve endüstriyel dönüşüm sürecine yön veren NATO'nun ikinci yüzyılına ilişkin güvenlik yaklaşımının şekillenmesinde önemli kilometre taşlarından biri olarak değerlendirilmektedir.


































