Günümüzde CHP'den beklenen, haksızlıklarla mücadele ederek, yoksulluk ve yolsuzluklara son verip iç barış ve kalkınmayı sağlayarak demokrasi güçlendirmesidir. Böylece Atatürk ve Kuvayı Millicilerin kurduğu cumhuriyet te taçlandırılacaktır. Bu anlayış CHP'li siyasetçiye hırsızlık - yolsuzluklar ve nepotizmle mücadele etme görevi veriyor. Mücadele ahlaki -hukuki ve etik değerlere uygun olarak yürütülmelidir. Mücadele AKP iktidarına karşı yapıldığı için onlara benzemekten kaçınmak gerekiyor. Bu sürecin temel argümanı ise kaynağı açıklanamayan mal varlıkları ve nepotizm! Ancak bu iki argüman CHP içinde de sorun yaratıyor. CHP içinde adı nepotizm ve kaynağı açıklanamayan mal edinimi ile anılan isimler dikkat çekiyor. CHP kamuoyunda, politikaları ile değil bu şahıslarla anılıyor. İlgililer, iddialar ve özellikle "nepotizm " konusunda kamuoyunu aydınlatmadığından , CHP sıkıntı yaşıyor.
ARA SEÇİM
Günümüzde ilgililer kamuoyunu "aydınlatma" görevini yapmadığından, onları koruyan -kollayan yöneticiler CHP Tüzüğünü uygulamak ve kamuoyunu aydınlatmak ,CHP'yi sıkıntıdan kurtarmak yerine "ara seçim " bahanesini bulmuşlar. Her şeyden önce bu gündem değiştirmek için bulunan bir "cinlik " olsa da CHP 'de yönetici olup nepotizm ve yolsuzlukla ismi anılanları koruma perdeleme girişimidir. Zira "araseçim " için şartlar oluşmamıştır. Şartları zorlamak için 22 CHP'li vekilin istifa seçeneği ise akıl tutulmasıdır. Ayrıca talimatla istifa edecek 22 vekil bulunabilir mi? Özellikle DEM Partinin "açılım süreci" önüne geçilmesine izin vermeyeceği gerçeği görülmemiş, Saadet Partisi, DEVA Partisi, İYİ Parti ... Bu işi doğru bulmazken onlarla temas kurulmadan acele-panik ile ortaya atılan bu öneri samimi ,faydalı ve pratik değildir
Ayrıca CHP'li bazı ilçe-illerde yerel seçimlerin tekrarı için seçilmiş CHP'lilerin istifa etmesi formülü mantık dışıdır. Zira siyaset , makam kazanmak için yapılır. Eldeki makamı riske atmak için yapılmaz!!
DENİZ BAYKAL-ÖZGÜR ÖZEL
Yıl 2005. Tercüman Gazetesi bir haber yapıyor: Mersin Belediye Başkanı Macit Özcan'ın kardeşi TACİT Özcan İsviçre-Zürich kentinde bir bankaya "enigma" kod adı ile 7 milyon USD yatırmış. Bu para rahmetli BAYKAL ve kızı adına yatırılmış-mış! Rahmetli BAYKAL bu haber üzerine Tercüman Gazetesi aleyhine dava açtı. İsviçre yerel mahkemesinden şahsı ve kızı adına açılmış bir hesap olmadığına ilişkin yazı getirdi. Sonuç : gazetenin yalan haber yaptığı ispatlandı ve gazete tazminat ödemeye mahkum oldu .Rahmetli BAYKAL "üç günde unutulur" demedi. Şimdi de sayın ÖZEL için ABD de bir gayrımenkul iddiası var. Sayın ÖZEL iddia eden-ler için derhal dava açmalıdır ! Konu ortada bırakılmamalıdır!
Yıl 2009. MEHMET SEVİGEN, CHP’de rahmetli BAYKAL'a en yakın isim olarak bilinir. İstanbul-Beşiktaş 'ta bir arsa satış-kar ortaklığı sözleşmesinde adı geçtiğinde, CHP'nin zarar görmemesi için CHP MYK ve Genel Sekreter Yardımcılığından istifa etti. İstifa gerekçesi bu işin "etik" bulunmayışı idi. Günümüzde belediyeler ve imar konuları gündeme geldiğinde, kimlerin adı "etik" bulunmayan işe eklenir? SEVİGEN " yaptığım işte yasadışı bir şey yok " demedi.
Genel başkana olan yakınlığını kullanmadı, gereğini yaptı! BAYKAL da onu korumadı-kollamadı! Bugün benzer hallerde yaşananları görünce SEVİGEN safmış diyorum!
YILMAZ ATEŞ, SHP Ankara İl Başkanı. Bir ilçe başkanı partili bir işadamından alınan nakdi yardımı kayıtlara geçirmemiş. Sayın Ateş olayı duyduktan sonra araştırıyor ve doğru olduğunu tespit ettiğinde ilçe başkanını hemen görevden alıyor. Sayın ATEŞ "şikayet yok" veya " ilgili şahıs benim ekibimden, koruyayım " dememiş.
AZİZ KOCAOĞLU
Bu örneklere yakın tarihten bir örnek: İZMİR de AZİZ KOCAOĞLU ve 129 belediye personeli hakkında dava açıldı. Süreç 2012 de başladı. Dönemin genel başkanı sayın KILIÇDAROĞLU telaşlanmadı. Yargı ile gerginleşip çatışmaya girmedi ve hakimleri taraf olmaya zorlamadı. Davaya müdahil olmadı ve bu şekilde AKP'nin müdahalesine zemin hazırlamadı. Yıl 2017 sonuç: Kocaoğlu ve 129 çalışma arkadaşı beraat etti. Bugün beraat ile sonuçlanabilecek olan birçok davada AKP taraf olmaya zorlanıyor! Duruşmalar mahkeme yerine sosyal medya üzerinden yürütülmeye çalışılıyor.
CHP’NİN ONURLU GEÇMİŞİ
CHP'nin geçmişine bakıldığında partiye zarar veren her işe müdahale edilir, olaylar yok sayılmaz, zamana bırakılmaz ve adam kayrılmazdı. Bugün ise olaylara bakış açısı parti çıkarı ve itibarı yerine, üst yönetime kişisel yakınlık olarak öne çıkıyor. AKP'nin yolsuzlukları eleştirilirken, benzerleri CHP’de yaşadığında partililerden de görmezden gelinmesi isteniyor. AKP'lilerin mal varlığı tartışılırken, CHP’deki emsalleri korunuyor. AKP'lilerin kamuda kadrolaşması eleştirilirken CHP'li belediyeler birkaç "yöneticinin çiftliğine" dönüşmüş durumda iken birde "bankamatik" sorunu yaşanıyor. CHP'nin gençleri ise meydanlarda eylem yapıyor! CHP'nin yöneticileri mevcut durumu savunmaya çalışırken, inandırıcılıktan yoksun bir şekilde "partizanlık" ayrışmasına sığınıyorlar.
ÖZKAN YALIM
CHP'den derhal ihracı gerekirken tüzükte olmayan bir yol bulunarak üyeliğinin askıya alınmasına karar verilmiş. Kamuoyu tepkisinin böylece giderileceği -atlatılacağı düşünülmüş! Çok zeki-ce! Millet aptal! Bu da yetmemiş CHP bu şahsa avukat tahsis etmiş! Kendisinin avukatı yok mu? Avukat tutacak parası yok mu? CHP'nin üç dönem vekil yaptığı bu şahsa bir borcu mu var? Ya da yöneticilerin? Bu şahsa avukat "tahsisi" örtülü sahip çıkmak değil mi?
NEYDİK NE OLDUK?
CHP, hiç kimsenin kişisel çıkar aparatı değildir. Mevcut tavır CHP yöneticilerine duyulan "güven" i azaltır ve CHP'nin saygınlığına zarar verir. Değişim, yenileşme ve gençleşme iddiaları ile yola çıkıldı. Gelinen yer; yozlaşma ve başkalaşma ile adliye koridorlarından çıkamayan CHP! Kişisel suçlara kurumsal sahiplenme olmamalıdır.
CHP genel başkanı sayın ÖZEL "ahlaki ve psikolojik üstünlük bizde" diyor. Keşke öyle olsa!
SON SÖZ
Kurtuluş Savaşı kahramanı kadınlar ile Dilek İmamoğlu'nu aynı kefeye koymak cahillik ve akıl tutulmasıdır. Bu ucuz pazarlama çakallığı ayıptır, ahlaksızlıktır! Bu benzetme, kahraman kadınlara hakarettir.
-ERHAN BAYDAR-



































