CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, genel merkezde Genel Başkan Özgür Özel'in başkanlığında Merkez Yönetim Kurulu toplantısı devam ederken basın açıklaması yaptı. Yücel, şöyle konuştu:
"Takip ettiğiniz gibi, Belediye Başkanlarımızla ve İl başkanlarımızla 20 - 21 Nisan tarihlerinde, 'İktidar Yolunda CHP Belediyeciliği' çalıştayımızı yaptık. Seçilmiş 409 belediye başkanımız ve il başkanlarımızla büyük bir salonu hınca hınç doldurabilmenin, o koltuklarda oturan kişilerin sandıkta kurduğumuz Türkiye İttifakı’nın oyları ile seçilmiş belediye başkanlarımız olmasının gururunu yaşadık.
31 Mart Yerel seçimlerinde baba evine dönüşler başladı. Köklerini Anadolu ve Rumeli müdafa-i Hukuk Cemiyetlerinden alan, emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelesini örgütleyen, her türlü yokluğa ve zorluğa rağmen çağının çok ilerisinde, demokratik, özgür ve tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran CHP hepimizin baba evidir. Genel başkanımız Sayın Özgür Özel’in ifade ettiği gibi 'Baba evinin tapusu kimseye ait değildir.' Baba evinin tapusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ündür. O yüzden vakit kaybetmeden, daha fazla yurttaşımızı baba evine bekliyoruz. Hayat pahalılığı nedeniyle ezilen, üç kuruş maaşla ayın sonunu getirmeye çalışanları baba evine bekliyoruz. İnançları nedeniyle, etnik kimlik ve kökenleri, siyasi görüşleri, yaşam tarzları nedeniyle ötekileştirilen, ayrıştırılan, yok sayılanları baba evine bekliyoruz. Dini duyguları, milli duyguları, vatan, millet, bayrak sevgisi yıllarca sömürülen kim varsa baba evine bekliyoruz. Baba evinde Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyeti emanet ettiği gençler var.
"HERKESİ BABA EVİNE BEKLİYORUZ"
?Baba evinde Cumhuriyet kadınları var. Baba evinde, 10 bin liraya geçinmek zorunda olan emekliler, atanmayan öğretmenler, staj ve çıraklık mağdurları var. Baba evinde 17 bin lira asgari ücretle çalışıp, kira ödeyip, çocuk okutup geçinmeye çalışanlar, gece boyu ayazda titreyerek ucuz kıyma kuyruğunda bekleyenler, pazarda çürük meyve - sebze toplamak zorunda kalanlar var. Baba evinde, vatan toprağını korumak için şehit düşenlerin aileleri var. Baba evinde bağımsız ve tarafsız yargı hasreti çekenler, haksız ve hukuksuz bir şekilde özgürlüğü elinden alınanlar var. Baba evinde 'oy yoksa hizmet de yok' diyerek tehdit edilen depremzedeler var. Baba evinde ağaca, suya, toprağa siper olmuş doğa katliamlarına dur diyen milyonlar var. Kısacası baba evinde ezilenler var. Mazlumlar var, mağdurlar var. O yüzden herkesi baba evine bekliyoruz.
"BAZI BELEDİYELER GİDERAYAK YAĞMALANMIŞ, TALAN EDİLMİŞ"
Yerel seçimlerin sonunda 14 büyükşehir, 21 il merkezi olmak üzere toplam 35 ilde belediyeleri kazandık. 314 ilçeyi CHP’li belediye başkanları yönetecek. Yüzde 38 oy oranına ulaşarak partimizi hep birlikte birinci parti yaptık. CHP artık toplumun her kesiminden oy alabilen bir siyasi partidir. 31 Mart 2024 Yerel Seçimlerini Türkiye ittifakı kazanmıştır, Türkiye kazanmıştır. Göreceksiniz, iktidar yolunda ilerleyen CHP ve CHP’li belediyeler önümüzdeki 5 yıl boyunca halkımıza en güzel hizmetleri götürecek. Ancak kazandığımız belediyelerde inanılmaz bir israf tablosu ortaya çıktığını da bilmenizi isterim. Bazı belediyeler giderayak yağmalanmış, talan edilmiş. Hemen hemen tüm belediyelerin milyonlarca liralık borcu yeni belediye başkanlarının sırtına yüklendi. Bu kadar para nerelere harcandı? Hangi vakıf, hangi dernek, hangi medya gruplarına ne kadar kaynak aktarıldı? Kaç paralık çerez, kuru yemiş alındı? Kimlere hangi ballı ihaleler verildi. Bunların hepsi yeri ve zamanı geldiğinde kamuoyuyla paylaşılacak.
"AKP İKTİDARI VE YÖNETİM KADROSU İSRAİL KONUSUNDA KONUŞTUKÇA BATIYOR"
Bir söylediği bir söylediğini tutmayan AKP iktidarı ve yönetim kadrosu İsrail konusunda konuştukça batıyor. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 27 Mart'ta bir televizyon programında İsrail ile ticaret yapılmadığını savundu, bunu eleştirenleri de 'MOSSAD ajanı' olmakla suçladı. Aynı Ömer Bolat 28 Mart’ta yani bir gün sonra katıldığı bir başka programda 'Hükümet olarak kamu kurumları, devlet şirketleri asla İsrail firmaları ile ticaret yapmıyor' dedi, hatta baş yandaş bir gazetede 8 Nisan 2024 tarihinde 'İsrail ile ticaret koca bir yalan' başlığıyla haber yapıldı. Sonra ne oldu? Ticaret Bakanlığı 9 Nisan’da bir açıklama yaptı ve İsrail ile 'olmadığını iddia ettikleri' ticarete kısıtlama getirdi. Tarih 20 Nisan 2024’ü gösterdiğinde; AKP Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekçi katıldığı bir programda, İsrail'le yapılan ticareti 'zarar veren' ve 'vermeyen' diye ayırarak yaptıklarına iki yüzlülüğe kılıf bulmaya çalıştı. Şu sözlere bakın. İsrail'in Müslümanlara yaptığı bebek katliamını nefretle kınıyorlarmış ama İsrail serbest ticaret anlaşmasından da vazgeçemezlermiş. Neden? Çünkü; altı satıp bir alıyorlarmış. Ayıptır, günahtır. Bir taraftan Gazze mitingi yap bir taraftan gelsin yeşil dolarlar. Bir taraftan büyük Filistin mitingi yap. Diğer taraftan altı sat, bir al. AKP zihniyetine göre, masum insanlar ölebilir, çocuklar, siviller ölebilir ama ticaret devam eder. 'Meydanlarda insanları toplarız, iki nutuk atarız, kitlelerin, insani ve vicdani duygularını okşarız, biraz inanç ve din sömürüsü yaparız ama ticaret devam eder, dolarlar akmaya devam eder.' Neden? Çünkü altı satıp, bir alıyorlar. İsrail Uluslararası Adalet Divanında soykırım suçlamasıyla yargılanıyor. Nihat Zeybekçi ise soykırım suçu için 'Eyvallah ama...' diyor. Yalnız AKP'lilere söyleyelim. Artık herkes bu yalanların, bu riyakarlıkların ve iki yüzlülüğün farkında. AKP’li yetkililerin, Saraydaki Göbels özentisi danışmanların, medyadaki trollerin bu çelişkili ve manipülatif açıklamalarına artık kimse inanmıyor.
"CEMEVİ KÜLTÜR SANAT KURUMU YA DA TANITIM OFİSİ DEĞİLDİR, İBADETHANEDİR"
Geçen hafta, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla bir yönetmelik yayımlandı. Cemevlerinin aydınlatma giderlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinden ödenmesinde uygulanacak usul ve esaslar düzenlenmiş. Cemevlerini hala Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesi altında tutarak alevi yurttaşlarımızın ibadetlerine ve alevilik inancına bir kültürel değer muamelesi yapan zihniyet, lütfetmiş ve cemevlerinden -eğer şartları sağlarsa- aydınlatma gideri almayacakmış. Bir kere Cemevlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde işi ne? Cemevi kültür sanat kurumu ya da tanıtım ofisi değildir, ibadethanedir. Tekrarlayalım, cemevleri ibadethanedir. Alevilik de kültürel bir etkinlik değil, inançtır. Cem ve semah da birer kültürel aktivite değil, ibadettir. Şatafatlı sofralara, makam araçlarına, yurtdışı toplantılarına akıttığınız Diyanet bütçesi ne güne duruyor? Aleviler vergilerini ödüyor ama Diyanetten haklarını alamıyor. CHP iktidarında, hiç kimse inançları ve etnik kimlik kökeni nedeniyle ayrımcılığa maruz kalmayacak. Ötekileştirmeye son vereceğiz. Toplumdaki her kesim, bu ülkeye aidiyet duygusunu sonuna kadar hissedecek.
"NİHAYET MECLİS'TE İLİÇ FACİASI'NA İLİŞKİN ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULABİLDİ"
Hepinizin bildiği gibi Erzincan İliç’teki maden faciasının üzerinden iki ay geçti. Nihayet Meclis’te faciaya ilişkin araştırma komisyonu kurulabildi. Komisyonda AKP’li Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman yer alıyor. Süleyman Karaman, 22 Temmuz 2004’te 41 yurttaşımızın yaşamını yitirdiği Pamukova tren katliamının yaşandığı dönemde TCDD Genel Müdürü olan kişi. Dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, o dönemde Karaman hakkında soruşturma açılmasına izin vermemişti. Aynı Karaman, 2022 yılında Anagold’un madeninde şirketin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca sıkça denetlendiğini iddia etmişti. Bu kişinin yer aldığı komisyondan tarafsız, bilimsel ve objektif bir rapor bekleyeceğiz. Öyle mi? AKP iktidarının bu ve benzeri facialarda izlediği bir yol var değerli arkadaşlar. Meclis’te kurulacak olan araştırma komisyonlarına, araştırılacak konuda sicili bozuk olan birini mutlaka atarlar. Kazaların gerçek nedeninin, yapılan ölümcül ihmallerin ve ihmaller silsilesinin üzerini örtecek, manipüle edecek birilerini mutlaka ama mutlaka bulurlar ve atarlar. Atarlar ki; komisyonda olayın üstünü kapatsın, atarlar ki gerçek sorumlular aklansın ve ortaya çıkacak olan ihmaller zincirini yok saysın, atarlar ki AKP’ye zeval gelmesin. Bunu FETÖ Araştırma Komisyonu’nda da gördük. Soma’nın katilini, Amasra Araştırma Komisyonu’nun başkanı yaptıklarında da gördük. Çünkü asıl amaçları olayı araştırmak değil toplumda oluşması muhtemel infiali bastırmak. Biz CHP olarak şimdiye kadar TBMM'de kurulan araştırma komisyonlarında, gerçeklerin ortaya çıkması, ihmal ve kusuru olanların tespit edilerek yargı makamlarının önüne çıkarılması ve bu olaylardan ders çıkarılarak, tedbirler alınarak benzer olaylar yaşanmaması için doğru bildiğimizi söylemekten asla geri durmadık. İliç Faciası’nı araştırmak için kurulan komisyonda CHP'yi temsilen Genel Başkan yardımcımız ve Çalışma Gölge Bakanımız Gamze Taşçıer, Enerji Gölge Bakanımız Deniz Yavuzyılmaz, Adana Milletvekilimiz Müzeyyen Şevkin, Erzincan Milletvekilimiz Mustafa Sarıgül ve Muğla Milletvekilimiz Cumhur Uzun ile aynısını yapacağız. Komisyon çalışmalarının adaletten bir gram sapmasına dahi izin vermeyeceğiz. Bu bizim İliç’te toprak altında kalan canlarımıza karşı boynumuzun borcudur, kimsenin şüphesi olmasın.
https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/chpli-deniz-yucelden-erdogana-simsek-gondermesi-yerel-halka-2199025


































