Telefon
WhatsApp
DÜNYA CHP: Savaş büyümeden diplomasi devreye girmeli
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

Karadeniz’de devam eden savaş, Orta Doğu’da birbirine eklenen çatışmalar ve deniz ticaret yollarındaki güvenlik sorunları, Türkiye’nin dış politika gündemini ağırlaştırıyor. Bir bölgede atılan askerî adım, başka bir coğrafyada yeni bir gerilimi tetikleyebiliyor. Ticaret gemilerinden enerji hatlarına, sınır güvenliğinden hava savunmasına uzanan gelişmeler, Ankara’nın riskleri bütün yönleriyle değerlendirmesini gerektiriyor.

CHP Dış Politika Kurulu, güncel değerlendirmesinde sekiz başlığı ele alarak çatışmaların yayılması ihtimaline karşı uyarıda bulundu. Türkiye’nin çıkarlarının korunması için diplomasiye ağırlık verilmesi gerektiğini belirten kurul, krizler büyümeden önleyici adımlar atılması çağrısı yaptı.

Bölgesel savaşların yayılma tehlikesi

Kurulun ilk gündemi, mevcut çatışmaların birbirini tetikleyerek daha geniş bir savaşa dönüşme ihtimali oldu. İran ile ABD ve İsrail arasındaki savaşın nükleer boyuta taşınması, başka güçlerin çatışmaya katılması ve Ukrayna’daki savaşın NATO ülkelerine yayılması, açıklamada dikkat çekilen senaryolar arasında yer aldı.

Kızıldeniz’deki gerilimin kara harekâtları ve diğer ülkelerin müdahalesiyle büyümesi de bu çerçevede değerlendirildi. Kurul, Baltık bölgesi ve Kaliningrad’da sorumluluğu başka bir tarafa yüklemek amacıyla düzenlenen “sahte bayrak” operasyonlarının silahlı çatışmaya zemin hazırlayabileceği uyarısında bulundu.

Bu ihtimalleri güvenlik politikalarındaki tehlikeli gidişin işaretleri olarak değerlendiren kurul, yeni bir uluslararası düzen oluşuncaya kadar yaşanabilecek belirsizliklere karşı farklı senaryolar üzerinden hazırlık yapılmasını istedi.

Karadeniz’de Türk gemilerinin güvenliği öncelik olmalı

Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’ya başlattığı geniş çaplı saldırı, Avrupa’nın güvenlik dengelerini değiştirdi. Savaşın Karadeniz’e uzanan etkileri, limanları ve ticaret güzergâhlarını da çatışmanın parçası hâline getirdi.

CHP Dış Politika Kurulu, çözümün cephede elde edilecek başarılara bağlanmaması gerektiğini belirterek tarafların görüşmeler yoluyla bir güvenlik anlaşmasına ulaşmasını istedi. NATO’nun savaşa taraf olmasının önlenmesi gerektiğini savunan kurul, Türkiye açısından Türk deniz ticaret filosunun ve denizcilerin güvenliğine öncelik verilmesi çağrısında bulundu.

Açıklamada, tehlike ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek yerine risklerin önceden belirlenerek gerekli tedbirlerin alınmasının kritik önem taşıdığı vurgulandı.

Yemen için diplomatik çözüm çağrısı

Yemen’de Husilerin 2014’te başkent Sana’yı ele geçirmesi ve Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun 2015’te savaşa müdahil olması, uzun bir çatışma döneminin başlangıcı oldu. Babülmendep Boğazı ve Kızıldeniz çevresindeki gelişmeler, Yemen’deki savaşı uluslararası deniz ticaretinin güvenliğiyle doğrudan bağlantılı hâle getirdi. Birleşmiş Milletler’in diplomatik girişimleri de çatışmanın daha fazla büyümesini önlemeyi amaçlıyor.

Kurul, Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki uzlaşmazlığın diplomatik araçlarla çözülmesi gerektiğini vurguladı. Mekke Anlaşması çerçevesinin bu sorunu çözme kapasitesinin bulunmadığını savunan açıklamada, yapay gündemler ve provokasyonlar üzerinden istikrarı bozacak adımlardan kaçınılması istendi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın imzalandığı, 7 Ağustos 2026 tarihli resmî açıklamayla duyurulmuştu. Üç ülkenin dışişleri ve savunma yetkilileri, 31 Ağustos’ta İstanbul’da anlaşma kapsamındaki iş birliğinin kurumsallaştırılmasını ele aldı. Kurulun değerlendirmesinde ise metin, müzakeresi tamamlanmamış ve yürürlüğe girmemiş bir taslak olarak nitelendirildi.

İran’ın anlaşmaya yönelik destekleyici açıklamalarını olumlu karşılayan kurul, Mısır’ın da bu çerçevede yer alması beklentisini dile getirdi. Bununla birlikte, Mısır, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında gerçekleştiği belirtilen 8 Eylül tarihli El-Alamein Deklarasyonu ile 23 Eylül tarihli savunma bakanları ortak bildirisinin dikkatle izlenmesi istendi.

Basra Körfezi’nde ateşkesin ardından müzakere

Orta Doğu’daki çatışmaların önemli başlıklarından ABD-İran gerilimi de kurulun gündeminde yer aldı.

Açıklamada, önerildiği belirtilen yedi günlük ateşkesin ardından yürütülecek müzakerelerle çözüm sağlanabileceği umudunun korunduğu ifade edildi. Kurul, Basra Körfezi’ndeki çatışmanın sona erdirilmesi için diplomatik sürecin işletilmesine destek verdi.

Baltık’ta gerilimi büyütecek adımlardan kaçınılmalı

Rusya’nın ana topraklarından ayrı bulunan Kaliningrad, NATO üyesi Polonya ve Litvanya arasında yer alıyor. Rusya’nın önemli askerî unsurlarını barındıran bölge, coğrafi konumu nedeniyle Moskova ile NATO arasındaki gerilimin hassas noktalarından biri. Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması da Baltık’taki güvenlik dengesini değiştirdi.

Kurul, Türkiye’nin ittifak içindeki caydırıcı faaliyetlere katılırken gerilimi büyütebilecek aşırılıkların önlenmesi için çalışması gerektiğini savundu. Bu yaklaşımın Türkiye’nin çıkarlarının ve Rusya ile ilişkilerinin korunması açısından gerekli olduğu belirtildi.

Irak’ta egemenlik ve ekonomik iş birliği vurgusu

Irak’ın yakın tarihi, 2003’teki ABD işgali, ardından yaşanan iç çatışmalar ve IŞİD’in yükselişiyle şekillendi. ABD, 2011’deki çekilmesinin ardından 2014’te IŞİD’le mücadele kapsamında ülkeye yeniden asker gönderdi. Eylül 2026 sonunda kalan ABD askerlerinin de çekilmesiyle Irak’ın güvenliğinde yeni bir döneme girildi.

CHP Dış Politika Kurulu, ABD’nin çekilmesini ve Irak’ın egemenliği ile toprak bütünlüğünü güçlendirecek gelişmeleri olumlu değerlendirdi. Bu sürecin ülkedeki yatırım ortamına da katkı sağlayabileceği belirtildi.

Başika’daki Türk askerî varlığı konusunda, Irak’tan kaynaklanan askerî tehdidin azalmasına bağlı olarak kademeli geri çekilme desteklendi. Haşdi Şabi unsurları ve diğer silahlı grupların silahsızlandırılmasının bu beklentiyi güçlendireceği ifade edildi.

Ekonomik ilişkiler bakımından Kerkük-Yumurtalık petrol boru hattındaki anlaşmazlığın uzlaşmayla çözülmesi istendi. Hat, petrol ihracatına ilişkin hukukî ve ticari ihtilaflar nedeniyle Mart 2023’ten itibaren yaklaşık iki buçuk yıl kapalı kalmıştı.

Kurul, hattın günlük 750 bin varillik kapasiteye ulaşmasının Irak Kalkınma Yolu ve diğer iş birliği alanlarının geliştirilmesine destek sağlayacağını değerlendirdi.

Atina’nın diyalog ve uygulamaları arasındaki çelişki

Türkiye ile Yunanistan arasındaki görüşmeler sürerken Ege’deki deniz yetki alanları ve tek taraflı uygulamalar anlaşmazlık konusu olmaya devam ediyor. Yunanistan’ın 21 Temmuz 2025’te Ege ve İyon denizlerinde iki deniz parkı ilan etmesine Türkiye Dışişleri Bakanlığı itiraz etmiş, kapalı ve yarı kapalı denizlerde kıyıdaş ülkeler arasında iş birliği yapılması gerektiğini açıklamıştı.

Kurul, Atina’nın bir yandan güven artırıcı önlemlere katılırken diğer yandan deniz parkları, deniz mekânsal planlaması, adaların silahlandırılması ve deniz yetki alanı iddiaları üzerinden hareket etmesini çelişkili buldu.

Açıklamada, Yunanistan’ın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni cesaretlendirdiği ve Türkiye aleyhine ittifaklar kurmaya çalıştığı değerlendirmesi yapıldı. İkili ilişkilerin bu tutumlar dikkate alınarak düzenlenmesi istendi.

“S-400’lerin elden çıkarılması hava savunmasında boşluk yaratır”

Kurulun son başlığı, Türkiye’nin hava sahasının korunması oldu. Bölgedeki savaşların hava savunmasının önemini ortaya koyduğunu belirten açıklamada, Türkiye’nin bu alandaki kapasitesini güçlendirmesi gerektiği vurgulandı.

S-400 ve F-35 tartışmasının geçmişinde, Türkiye’nin Rusya’dan hava savunma sistemi alması bulunuyor. ABD, S-400’lerin F-35 programıyla bağdaşmadığını ileri sürerek Temmuz 2019’da Türkiye’nin programdan çıkarılması sürecini başlatmıştı.

CHP Dış Politika Kurulu, S-400’leri Türkiye envanterindeki en etkili hava savunma sistemi olarak değerlendirdi. Bu sistemlerin F-35 veya başka bir gerekçeyle elden çıkarılmasının hava savunmasında ciddi boşluklar yaratacağını savundu.

F-35’in performansının düştüğü ve başka ülkelerin kullanımının kısıtlandığı görüşünü de dile getiren kurul, Türkiye’nin savaş uçağı ihtiyacını KAAN ve Eurofighter üzerinden planladığını belirtti. Açıklamada, F-35’in yeniden envantere alınmasının pratik nedenlerle mümkün görülmediği ifade edilerek S-400’lerin elden çıkarılması düşüncesinin gündemden kaldırılması istendi.

Lösev2
Paylaş
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği