CHP'nin eski Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, Karaman’da Ensar Vakfı’na bağlı yurtta 45 erkek öğrencinin maruz kaldığı cinsel istismarı TBMM kürsüsünden dile getirdiği için hakkında açılan tazminat davasında verilen cezanın istinaf tarafından iki katına çıkarılarak onanmasına tepki gösterdi.
CHP eski Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, hakkında verilen tazminat kararına ilişkin kapsamlı bir açıklama yaptı. Kaya’nın açıklaması şöyle:
“Bu bir hakaret değil, Milli Eğitim politikalarına yönelik meşru bir eleştiridir
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, Milli Eğitim Bakanlığı bütçe görüşmeleri sırasında, Cumhuriyet Halk Partisi adına söz alarak; TBMM Milli Eğitim Komisyonu üyesi, Ankara milletvekili ve eğitimci kimliğimle yaptığım konuşmada, kamuoyunu yakından ilgilendiren son derece önemli bir konuyu gündeme taşıdım.
Karaman’da Ensar Vakfı’na ait yurtlarda yaşanan ve 45 öğrencinin mağdur olduğu çocuk istismarı olayı, Türkiye’nin vicdanında derin yaralar açmış ağır bir toplumsal travmadır. Söz konusu olay yargıya intikal etmiş, sorumlu öğretmen hakkında mahkeme tarafından 508 yıl hapis cezası verilmiş ve hükümlü halen cezaevinde bulunmaktadır.
Dolayısıyla burada söz konusu olan mesele, iddia veya söylenti değil; mahkeme kararıyla sabit hale gelmiş somut bir olaydır.
Söz konusu vahim olayı Meclis kürsüsünden gündeme getirmemin amacı; herhangi bir kişi ya da kurumu hedef almak değil, Milli Eğitim Bakanlığı’nın kendi asli görev alanına giren eğitim, barınma, denetim ve çocuk güvenliği hizmetlerini çeşitli protokoller yoluyla vakıf ve derneklere devretmesinin doğurduğu sonuçları kamu adına eleştirmektir.
Özellikle altını çizmek isterim ki bu konuşma, TBMM kürsüsünde, Milli Eğitim Bakanlığı bütçe görüşmeleri sırasında yapılmış açık bir eğitim politikası eleştirisidir.
Ancak Karaman’da yaşanan bu somut ve yargı kararıyla sabit olayın Meclis kürsüsünden gündeme taşınması nedeniyle Ensar Vakfı tarafından şahsım hakkında manevi tazminat davası açılmıştır. Yerel mahkeme tarafından tarafıma tazminat cezası verilmiş; yaptığım itiraz üzerine bölge adliye mahkemesi kararı onamakla kalmamış, tazminat miktarını iki katına çıkararak ağırlaştırmıştır.
Böylece millet adına, kamu yararı amacıyla ve Meclis kürsüsünde yaptığım konuşma nedeniyle tazminatın şahsımdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu karar; ifade özgürlüğü, yasama sorumsuzluğu ve parlamenter denetim görevinin özüne açıkça aykırıdır.
Burada söz konusu olan bir hakaret değil; çocukların güvenliği, eğitim politikaları ve kamu yararı temelinde yapılmış meşru bir siyasal eleştiridir.
Milletvekillerinin TBMM kürsüsünde yaptıkları konuşmalar, Anayasa’nın güvence altına aldığı yasama sorumsuzluğu kapsamındadır.
Bu nedenle dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıyorum. Adaletin tecelli etmemesi halinde bu mücadeleyi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar sürdüreceğim.
Hangi vakıf olursa olsun, Milli Eğitim Bakanlığı’nın kendi asli görevlerini protokoller yoluyla devretmesi kabul edilemez. Bu durum, Cumhuriyet’in eğitim anlayışına ve laik, kamusal eğitim ilkesine aykırıdır.
Çocuklarımızın güvenliği için konuşmaya, gerçeği söylemeye ve susmamaya devam edeceğim.”


































