Özellikle Hatti çekirdek bölgesi olarak adlandırdığımız Kızılırmak kavsi içinde kalan, başkent Hattuša ve hinterlandı çevresindeki yerleşimlerin lokalizasyonları oldukça önemlidir. Bu sebeple günümüzde
Çankırı-Çorum-Amasya-Tokat ve Yozgat illerini kapsayan bölgedeki arkeolojik çalışmalar, Hatti çekirdek bölgesinin tarihi coğrafyasının şekillenmesinde çok önemli rol oynamaktadır.
Diğer taraftan, özellikle Hatti çekirdek bölgesinin kuzeyi ya da Kaška sınır hattı olarak da ifade edebileceğimiz bölgede yer alan yerleşimler ve yapılan bazı farklı lokalizasyon önerileri, bir takım tarihi coğrafya sorunlarını da beraberinde getirmektedir.
Zira bazı yerleşim yerleri, o kadar farklı bölgelere ve zıt güzergâhlara lokalize edilmektedir ki, muhtemel önerileri içeren tarihi coğrafya haritaları sürekli değişmektedir. Elbette ki bölgedeki tüm yerleşimleri ele almak mümkün değildir.
Bu nedenle de, Hititçe metinlerde sıklıkla geçen ve bölgede kilit rol oynayan Hanhana, Hakmiš, İštahara, Hattena, Durmitta gibi şehirler, şimdiye kadar yapılan lokalizasyon teklifleriyle birlikte incelenmiş ve bölgenin tarihi coğrafya sorunsalı ortaya konmuştur.
Hititçe metinlerde Kaška Bölgesi ile irtibat halinde olan ve Fırtına Tanrısı kültünün de bulunduğu şehirlerden biri olan Hanhana, Çankırı’da bulunan İnandıktepe ile özdeşleştirilmiştir. Alp’e göre, Hattuša’da yazılmış olan ve İnandıktepe’de bulunan Eski Hitit Çağı’na ait arazi bağış belgesinde (Balkan, 1973: 3vd), Hanhana isminin geçmesi ve İnandıktepe’nin Hattuša ile olan mesafesi Hanhana’ya işaret etmektedir (Alp, 1977: 651vd.).
Diğer taraftan; metinlerde Hanhana Şehri’nin geçtiği yerleşimler ve bu yerleşimlerle olan mesafeleri dikkate alındığında Hanhana, İnandıktepe’den çok daha farklı bir güzergâhta, Hattuša’nın kuzey doğusunda Kaška sınır hattında aranmalıdır.
Nitekim Corti, Hanhana’nın, Nerik, Hattena ve İštahara’ya yakın bir bölgede aranmasını önermektedir (Corti, 2017: 222; harita, 237-238). Ayrıca Hanhana Şehri’nin hem Maşathöyük, hem de Ortaköy metinlerinde geçmesi, Kaškalılar ile anılan şehirlerin içinde sıklıkla yer alması sebebiyle de, şehrin İnandıktepe ile eşleşmesinin mümkün olmadığını belirtmekte ve Hattuša’nın kuzeyinde Nerik’e yakın bir mevkide, Çorum sınırları içinde aranmasını teklif etmektedir (Corti, 2017: 220vd.). KUB 5.1 nolu metinde Nerik ve Haharwa dağlarının eteklerinde bir çok şehir ismi anılmaktadır ve bunlardan biri de Hanhana kentidir: “Hanhana, Tanziliya, Zihhana, Aštigurka, Talmaliya, Iupapaena” (Güterbock, 1961: 94; Dinçol-Yakar, 1974: 570). Forlanini ise, çok enteresan bir şekilde Hanhana’yı Alacahöyük ile eşitlemektedir ki (Forlanini, 2008b: 165), bizce bu teklif İnandıktepe=Hanhana eşitliğinden çok daha aykırı ve uç bir tekliftir.
Çünkü Kaška bölgesi ile bu kadar içli dışlı olan bir şehrin Hattuša’nın bu denli yakınına lokalize edilmesi çok tartışmalı bir durumdur. Ayrıca Erkut (Erkut,1992:159-165) tarafından önerilen ve daha sonra birçok araştırmacı tarafından da kabul edilen (Alp, 2002:38.; Haas, 1994: 585.; Gorny, 1997:556.; Gurney, 1995: 69-71.; Sir Gavaz, 2012a: 134.) Alacahöyük=Arinna eşitliği, Eskiyapar’da bulunan tablet ve içeriği de göz önünde bulundurulduğunda, yıllar önce yapılmış olan bu lokalizasyon teklifinin ne kadar da isabetli olduğunu göstermektedir.
Zira Eskiyapar’da bulunan ve Arinna ile Tahurpa isimlerini içeren tablet (Sipahi, 2012:6), Eskiyapar’ın Tahurpa (Sir Gavaz, 2012b: 31-43) ve dolayısıyla Alacahöyük’ün de Arinna olma olasılığını kuvvetlendirmektedir.
III. Hattušili otobiyografisinde, tahta çıkmadan önce kardeşi Muwatalli tarafından onun yönetimine bırakılan yerleri sayarken Hanhana’yı da saydığını görüyoruz: “Hanhana, Darahna, Hattena, Durmitta, Pala, Tumanna, Gaššiya, Šappa, Hulana Nehri Ülkesi. Arabalı savaşçıların ve altın seyislerin tümünü ben yönettim.
Hakpiš ve İštahara ülkelerini benim hizmetime verdi ve beni Hakpiš Kralı yaptı...” (Doğan Alparslan, 2012:75.; Alp,2000: 137.) Bunun yanı sıra Alp, Hanhana Kenti’nin Istahara ve Hattena kentleri ile yakın mesafede olduğunu ve kentin Kaškalılar’a karşı bir hareket üssü olarak kullanıldığını ifade etmiştir (Alp, 1977: 650). Schuler’de Hanhana’nın Nerik ile yakınlığına dikkat çekmiş2 ve kentin Merzifon-Amasya hattının kuzeyinde aranmasına işaret etmiştir (Schuler, 1965:28 dn.104.).
Yine Alp, Hanhana=İnandık eşitliğinden yola çıkarak Nerik’i Boyabat-Durağan- Vezirköprü hattının kuzeyinde arayan Dinçol ve Yakar’ın (Dinçol-Yakar, 1974: 563-572) görüşünü uygun bulmamış, bu durumda Nerik’in Hanhana’ya çok uzak kalacağını savunmuştur (Alp, 1977:652). Halbuki ilk olarak Dinçol ve Yakar tarafından işaret edilen Vezirköprü-Oymaağaç Höyük’de (Dinçol-Yakar, 1974:572), yapılan kazılar ve bulunan çivi yazılı tabletler neticesinde Oymaağaç=Nerik eşitliği neredeyse kesinleşmiştir (Czichon, 2010: 17-30.; Czichon, 2013: 298vd.). Bu durumda Hanhana =İnandıktepe özdeşliği sorun olmaktadır.
Zira İnandıktepe, hem Oymaağaç=Nerik?’ten hem de Amasya civarında aranması gereken Hattena ve Ištahara şehirlerinden çok uzak bir mevkide kalmaktadır. Bu sebeple Corti’nin Hanhana için önerdiği bölge (Corti, 2017: 237, bkz. harita) şimdilik bu kent için en isabetli önerilerden biridir.
Orta Hitit Dönemi’nde Arnuwanda- Ašmunikal krali çiftinden kalan bir dua metninde Kaškalılar tarafından işgal edilen Hitit yerleşimleri sayılmakta ve bu yerleşimlerde bulunan tapınakların yerle bir edildiği, içlerinde bulunan altın, gümüş ve bronzdan yapılmış kült eşyalarının talan edildiği belirtilmiştir (KUB 17.21 öy. II 20-27, ay. III 1-3; Schuler, 1965: 156.; Ertem, 1980: 25; Alp, 2000: 72 vd.). İşgal altındaki şehirlerden biri de Nerik’dir. Krali çift Nerik’de tanrılar için yeniden merasimlerin yapılması için yakarmaktadır.
Ayrıca metinden Nerik Fırtına Tanrısı’na ait kurbanlık malzemenin Hakmiš Kenti’ne yollanmak istendiğini ama yine Kaškalı düşman tarafından yağmalandığını öğreniyoruz. Başka bir pasajda ise Nerik’in Fırtına Tanrısı için kutlanması gereken bayramların Hakmiš’de kutlandığı ifade edilmektedir (KUB 28.80 IV 4-6.).
Demek ki Nerik Fırtına Tanrısı’nın kültü yoğun saldırılar nedeniyle Hakmiš’e taşınmıştır. Kuşkusuz bu durumda Hakmiš, Kaška sınır hattından daha uzakta, Hitit orduları tarafından daha rahat savunulabilecek bir yerde ve muhtemelen Nerik’in güneyinde bir mevkide aranmalıdır.
Ya da yaygın kanının aksine; belirli bir Kaška sınır hattından söz etmek çok doğru olmayacaktır. Sadece düşmandan temizlenmiş güvenlikli bölgelerden bahsedebiliriz. Fakat zaman zaman bu korunaklı alanlarda tehlikeye maruz kalmaktadır. İşte bu nedenle; Hattuša’nın kuzeyinde korunaklı, kolay savunma yapılabilecek, ordunun iaşelerini karşılayabilecek, hatta kralın da gerektiğinde konaklayabileceği özellikte tampon üslere ihtiyaç olmuştur. Bizce III. Hattušili’nin bir süre ikamet ettiği Hakmiš kenti de böyle özelliklere sahip bir mevkidedir. Şimdiye kadar Amasya ile lokalize edilen Hakmiš (del Monte- Tischler, 1978: 65.; del Monte, 1992), Dönmez’e göre Doğantepe için iyi bir adaydır (Dönmez, 2010: 16.) Zira Alp’te Doğantepe’nin Hitit Kralları tarafından öncü bir kale olarak kullanılmış olabilirliğine işaret etmiştir (Alp, 1961:193). III. Hattušili otobiyografisinde Nerik ve Hakmiš’ten (itibaren) Marašantiya Nehri Bölgesi’nin hepsini köle yaptığından bahsetmektedir (Ünal, 1974:8vd).
Buradaki ifade Hakmiš’in Nerik’e yakın bir mevkide olduğuna işaret etmektedir. Corti, Hakmiš’i Çorum-Merzifon arasında bir yere yerleştirmekte, Nerik’e kadar uzanan bölgede yer alan Suluova yöresini ise Hakmiš’in periferisi olarak önermektedir (Corti, 2017: 224, 238).
Alp’e göre; I. Šuppiluliuma ve II. Muršili’nin orduları, Kaškalılar’ın işgali altındaki Nerik’i sefer güzergâhlarına dâhil etmemiş, Kızılırmak’ın doğusundan geçerek kuzey batı seferlerine çıkmışlardır (Alp, 1977:651). I. Šuppiluliuma, Ištahara ve Hattena üzerinden hareket etmekte, yolu üzerinde bulunan düşman kent ve ülkelerini yakıp yıktıktan sonra büyük bir olasılıkla Durmitta’nın yukarısından Tikukuwa, Hurma, Tihšina Dağı ve Hauri Ülkesi’ni geçerek Marašantiya nehrine ulaşmaktadır.
Daha sonra yoluna devam eden kral, Darittara Ülkesi, Elluriya Dağı, Wašhaya kentini geçer ve Zina-, Ga?kilušša, Darukka, Hinariwanda, Iwatališša, Šapidduwa kent ve ülkelerini yakıp yıkarak Kastamonu ve civarında aranması önerilen Tumana Ülkesine varır (Ertem, 1980:2vd.). Görüldüğü gibi güzergâhında Nerik kenti bulunmamaktadır. Bu durumda kral Amasya ve civarında aranan İštahara kentinden Tumana’ya giderken Nerik’e lokalize edilen Vezirköprü güzergâhını kullanmamıştır.
II.Muršili dönemine ait, bir fal metninde, Nerik’e düzenlenen seferlerden bahsedilmektedir. Söz konusu olan KUB 22.25 nolu metinde Nerik’e yakın mesafede yer alan Hanhana ve Hattena şehirlerinde askeri üsler oluşturulduğu belirtilmiş, verilen farklı askeri güzergâhlarda ise İštahara’dan hemen sonra Nerik’e ulaşıldığı kaydedilmiştir (KUB 22.25 nolu metnin transkripsiyon ve tercümesi için bkz. Schuler, 1965: 176 vd.). Demek ki İštahara, Hititlerin Nerik’e giderken en önemli uğraklarından biri, dolayısıyla da önemli bir istasyon şehir konumunadır.
Ayrıca metinlerden kentin askeri bir üs ve istasyon şehir olmasının yanı sıra önemli bir kült merkezi olduğunu da anlıyoruz (KBo 4.13 öy.I 28; KUB 5.1 öy. II 106). Öte yandan; hem Boğazkale hem de Ortaköy metinlerinde Šapinuwa idari bölgesinde anılan bazı şehir ve ülkelerle Ištahara’nın adının geçmesi (Murat, 2008: 193vd.) yerleşimin, Ortaköy’den çok da uzak olmayan bir mevkide aranmasını gerektirmektedir.
Murat, tüm bu metinlerden yola çıkarak, İštahara’nın Çorum, Vezirköprü ve Amasya üçgeni arasında aranmasına işaret etmektedir (Murat, 2008:194 vd.). Ertem’de kenti, Amasya’nın kuzeyinde Vezirköprü hattı üzerinde bir mevkie lokalize etmektedir (Ertem, 1980: 3.). Forlanini, İštahara’nın, Hattena’nın doğusunda bir günlük mesafede ve Šapinuwa’nın kuzey batısında bir mevkide aranmasına işaret etmektedir (Forlanini, 2008b: 167.).
Hititçe metinlerden, kentin uzun bir süre Kaška kontrolünde kaldığını ve zaman zaman Kaškalılar tarafından işgal edildiğini biliyoruz.
I. Šuppiluliuma’nın icraatlarının anlatıldığı KBo 5.6 öy.I 41-49’da, Kral’ın yıl bayramını kutladıktan sonra, İštahara Ülkesine gittiği kaydedilmiştir.
Metnin devamında, İštahara Ülkesinin tarım arazilerine Kaškalı düşman tarafından el konulduğu ama Kral’ın onları kovarak, kentte yeniden istikrarı sağladığı anlatılmaktadır (Güterbock, 1956: 91vd). Demek ki kent, tarım arazileri açsından da verimli bir bölgede bulunmaktadır. II. Muršili’nin yıllıklarında Kral, Šunupašši şehrini kuşattığından ve şehri tamamen yaktığından, Pittalaša’nın hekur’unu ise yıl ona kısaldığı için (kış yaklaştığı için: Bu çeviri için bkz. Alparslan, 2007: 95.) kuşatmadığından ve Ištahara’ya geldiğinden ve orada bir süre kaldığından bahsetmektedir (KBo 2.5 öy.I 1-11) Zira metnin devamında, krala İštahara’da iken, bazı haberlerin geldiği ve bunun üzerine Hattuša’ya geçtiği kaydedilmiştir.
Demek ki kral İštahara’da konaklamaktadır. Hititlerin bölgede zayıf oldukları zamanlarda, Kaška sınır hattına daha yakın olan kuzeydeki şehirlerin elden çıkması çok doğaldır. Nitekim Hititlerin bölgede güçlendiği ve askeri faaliyetlerini arttırdığı dönemlerde İštahara Hititler için askeri bir üs ve önemli bir garnizon kent kimliğine bürünmüştür. Ayrıca güzergâh metinlerinde Nerik’ten hemen önce uğranılan yer olması ve Šapinuwa idari bölgesinde olan Kammama Ülkesi ve Šulupašši Şehri ile birlikte anılmasından dolayı, Oymaağaç ile Ortaköy arasında, Oymaağaç’a en fazla bir günlük mesafede yer alması gerekmektedir.
Corti, İštahara’yı Amasya’nın güneyi ya da güney batısına lokalize etmektedir (Corti, 2017:223). Genellikle İštahara ile birlikte anılan Hattena’yı ise, Haharwa dağı ile eşitlenen Tavşan Dağı’nın güneyi ya da güney batısına yerleştirmektedir. Nerik’e giden askeri yol güzergâhlarında; Hattena, Hanhana’dan sonra, İštahara’dan da önce gelmektedir. Metinler Hattena ve Ištahara’nın doğu-batı yolu istikametinde birbirine en fazla bir günlük mesafede bulunduğunu göstermektedir.
Metinlerde “İštahara şehrinden, Hattena şehrine gitti” (KUB 19.13+14 öy. I 9), ifadesi iki kentin birbirine olan mesafesi hakkında fikir yürütebilmemize olanak tanımaktadır. Bu durumda şimdiye kadar araştırmacılar tarafından Nerik’e giden yol güzergâhında, Ortaköy’den çok da uzak olmayan bir coğrafyada Çorum-Amasya-Vezirköprü üçgeninde aranması önerilen İštahara için bizce en uygun aday Oluzhöyük’tür.
Oluzhöyük’ün coğrafi konumu, Oymaağaç ve Ortaköy ile olan bağlantıları ve son yıllardaki kazı buluntuları (Dönmez, 2010.; Dönmez, 2017) İštahara için uygun şartlar sunmaktadır. Kryszen (2016:323) ve Corti (2017:222,238.) tarafından bölgenin tarihi coğrafyasına yönelik yapılan çalışmaların da Oluzhöyük=İštahara önerisini kuvvetlendirdiğini düşünüyoruz.
Tarihi coğrafya çalışmalarında önemli ipuçları olarak değerlendirilen ama dikkat edilmesi gereken hususlardan biri de, bazı kurban ve şehir listelerinde verilen sıralamaların her zaman güzergâh bilgisini doğru vermediğidir.
Örneğin KUB 44.18 nolu metinde Tahurpa, Nerik, Hakmiš, Hanhana ve Kuruštama isimleri arka arkaya geçmektedir. Bu sıralamaya göre Tahurpa, Nerik’e çok yakın bir mevkide aranmalıdır. Hâlbuki son zamanlarda açığa çıkarılan filolojik belgeler ve yapılan tarihi coğrafya çalışmaları Nerik’in Oymaağaç (Czichon, 2013: 298vd), Tahurpa’nın ise Eskiyapar olduğuna işaret etmektedir (Sir Gavaz, 2012b: 31vd.). Bu durumda bu metin yerinde verilen sıralama bize şehirlerin arasındaki mesafe ya da güzergâh ile ilgili yanıltıcı
bilgi vermektedir.
Öte yandan; hem dini hem de askeri içerikli metinler incelendiğinde Hanhana, Hattena, Hakmiš, Ištahara ve Nerik3 kentleri birbirine çok da uzak olmayan bir coğrafi bölgenin içinde aranmalıdır. Ayrıca bu kentlerin ya da beraberinde anılan yerleşimlerin, Ortaköy ve Maşathöyük metinlerinde de geçmesi (Murat, 2008: 193vd.; Alp, 1991: XXVIII), Šapinuwa ve Tapigga’nın idari bölgelerine yakın konumda olduklarını da göstermektedir.
Son zamanlarda yapılan farklı önerilerden biri de Zippalanda=Kuşsaray eşitliğidir (Taracha, 2015: 57-66). Kuşsaray Höyük, Hattuša’nın kuzeyinde, Çorum’un 16km kuzeydoğusunda yer almaktadır. CTH 81: Hatt. III 32 =NBr 22 nolu metin dışında (Ünal, 1974:225) net olarak Zippalanda Şehri, kuzeye lokalize edilen şehirlerle birlikte geçmemektedir.
Ayrıca Kaška bölgesinde bulunan şehirlerin anıldığı metinlerde Zippalanda’ya rastlanılmamaktadır (Schuler, 1965.; aynı zamanda bkz. KUB 17.2; KUB 23.115). Taracha, Kuşsaray’da açığa çıkarılan tabletler (ABoT 2.143, ABoT 2.17, ABoT 2.388, ABoT 2.389, ABoT 2.390)4 ve bu tabletlerin içeriğine dayanarak, Kuşsaray’ın Zippalanda, hemen yakınındaki Kaletepe’nin ise Zippalanda’nın kutsal dağı olan Daha ile eşitlemketedir (Akdoğan, 2011: 7ff.; Taracha, 2015: 57vd..) Fakat bu tabletlerin içerikleri, maalesef yeterli delil teşkil etmemektedir.
Ayrıca Kuşsaray tabletleri, kazı sırasında açığa çıkarılmadığı için, bu tabletlerin asıl menşei konusunda da şüpheli yaklaşmamız gerekmektedir (Akdoğan, 2011:VIII-7). Buna ek olarak Taracha’nın da bahsettiği 1960’lı yıllarda yürütülen bir dönemlik Kuşsaray kazısına (Koşay, 1966: 89ff.) katılan Ahmet Ünal, şifahen verdiği bilgide, burada Hitit tabakalarının bulunmadığını ifade etmektedir5. Bu durumda, üzerinde bir Roma devri gözetleme kulesinin izlerini taşıyan Kaletepe’nin Daha Dağı ile olan eşitliği de mümkün olmamaktadır.
Diğer taraftan, Taracha’nın Ankuwa ile eşitlemek istediği Kuşsaray’ın 7 km güneyindeki Elvançelebi höyüğü (Taracha, 2015:61), Ankuwa’dan beklenen yapıları barındıramayacak kadar küçüktür (Ünal, 1984:87-107) Tüm bunların dışında Hititçe metinler Zippalanda ve Ankuwa’nın Hitit başkenti Hattuša’nın güneyinde aranmasına işaret etmektedir. Nitekim son zamanlarda Uşaklı Höyük’de yapılan arkeolojik çalışmalar Zippalanda=Uşaklı Höyük eşitliğini kuvvetlendirmektedir (Mazzoni 2015: 27-38; Mazzoni-Daddi, 2015). Ayrıca hem askeri hem de dini içerikli metinlerde Zippalanda ile en fazla bir, Hattuša ile de en fazla üç günlük mesafede yer alan Ankuwa’nın da kuzeyde aranması mümkün görünmemektedir6.
Lokalizasyonu sorun teşkil eden yerlerden biri de, Durmitta Memleketi’dir. Asur Ticaret Kolonileri döneminde de aktif rol oynayan Durhumit şehri, Hititçe metinlerde Durmitta olarak geçmekte ve Kaška Bölgesinde bulunan şehirlerle birlikte anılmaktadır. II. Muršili yıllıklarında Durmitta’dan şöyle söz etmektedir: “Durmitta Ülkesi’nin Kaška (düşmanı) bana savaş açtı. Ve bana savaş... Sonra adı geçen Kaška (düşmanı) geldi. Ve Durmitta Ülkesine hücum etmeye başladı.” (KBo 3.4 öy.I 30-31).
Kral, metnin devamında Kaškalı düşmanı yendiğinden ve Durmitta’yı ikinci kez kölesi yaptığından bahsetmektedir (40-42). Yine yıllıklarda Durmitta, Kaškalı düşman tarafından yakılıp yakılan şehirlerle birlikte geçmektedir: “[Ve Hatti ülkesinin sağlam şehirlerini mah]vetmeye başladı. Hakpiš Şehri, Tuhmutaru Ülkesi, Huršamma Ülkesi ve de Tuhmiriya Ülkesi, bana Durmitta Ülkesinde Durmitta Ülkesinin ve Tapapanuwa ülkesinin Dahara nehrini ve şehri (ben) kral] mahvetmiştim.”
Durmitta kenti ile ilgili referans alınması gereken başka bir metinde ise, Durmitta’nın, tuz toprakları olduğu ifade edilmiştir: “Dur[mitta] kenti, [kral]’a reverans ya[parlar] tuz toprakları Durmitta kentinden (tuzu) sevk ederler” (KBo 11.73 öy ile Bo 2792 öy.II ; 2’-6’; Erkut, 1990:1). Öte yandan; Durmitta=Durhumit Kültepe belgelerinde bakır ticaretinde öne çıkmaktadır. Dönmez, Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nda önemli bir bakır üretim merkezi olan Durhumit’i Amasya İli, Göynücek İlçesi, Gediksaray beldesinin 3km kuzey doğusunda yer alan Ayvalıpınar Höyük’e aday göstermektedir. Höyük, boyutları ve coğrafi konumu itibari ile önem arz etmektedir. Ayrıca, Dönmez tarafından tespit edilen aşağı kent ile höyüğün bakır yataklarına olan yakınlığı, Ayvalıpınar’ın Durhumit olabilirliğine işaret etmektedir (Dönmez, 2010:13vd.). Barjamovic, Durhumit’i Merzifon bölgesine, lokalize etmektedir (Barjamovic,2011:242vd.) Kuzuoğlu’ da Kt 92/k 203 nolu metinde “Turhumit, Hattuš, Tawinia ve Tuhpia’dan Nenašša’ya kadar” ifadesinden dolayı yerleşimin, Kızılırmak kavsi içinde bir mevkide aranmasına işaret etmektedir (Kuzuoğlu, 2007: 164). Durmitta, son zamanlarda Forlanini tarafından Büklükale ile eşitlenmektedir(Forlanini, 2009: 57). Fakat bizce Büklükale=Durmitta eşitliği çok uygun değildir. Nitekim Büklükale Kaška sınır hattından oldukça uzaktır. Hâlbuki Hititçe metinler referans alındığında Durmitta’nın mutlaka Kaška bölgesine yakın mevkide aranması gerekecektir. Bu sebeple de daha kuzeyde olması gerekir. Corti, Durmitta Memleketini Çankırı bölgesinde, İnandıktepe ile Hüseyindede arasında bir mevkie yerleştirmektedir (Corti, 2017: 237.). Durmitta’nın lokalizasyonu maalesef problem oluşturmaktadır. Çünkü hem Hititçe metinler hem de Kültepe metinleri incelendiğinde; şehrin, Hanhana, Hakmiš, Ankuwa, Nenašša, Purušhaddum, Ulama, Šalatuwar, Wahšušana, gibi birbirinden çok farklı coğrafyalarda bulunan yerleşimlerle irtibatı bulunmaktadır (Barjamovic, 2011:243). Bu nedenle de Durmitta’nın sabit bir bölgede konumlandırılması güçleşmektedir.
Kuşkusuz yapılan bu öneri ve sonrasındaki tartışmalar, bölge coğrafyasındaki taşların daha sağlam bir şekilde yerine oturmasını sağlamaktadır. Bu nedenle farklı bakış ve yorumlar, Anadolu’nun tarihi coğrafyasının rekonstrüksiyonunda son derece önemlidir.


































