KADIN KOLLARI GENEL BAŞKANI AYLİN NAZLIAKA’NIN
ADAYLIK AÇIKLAMASI
29.05.2024
Bugün bu özel toplantıda beni her zaman olduğu gibi yine ve asla yalnız bırakmayan kıymetli yol arkadaşlarım;
Şu an burada olamasalar da kalplerimizin birlikte attığını bildiğim
cefakar, emektar, cesur ve çalışkan kadın kolları başkanlarım, kadın kolları üyelerim,
Güzel ülkemin her bir köşesinde sesimizin ulaştığı
tüm yurttaşlarımız,
Değerli Basın Emekçileri,
Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları olarak Adalet ve Eşitlik sloganıyla gerçekleştireceğimiz 15. Olağan Kurultayımıza ilişkin düzenlediğimiz basın toplantısına hepiniz hoş geldiniz.
Sevgili kız kardeşlerim,
Ekranları başında bizi izleyen sevgili yurttaşlarımız…
Seneler evvel bu kapıdan girdiğim ilk günkü gibi heyecanlıyım bugün yine.
Ben yıllar yıllar önce Cumhuriyet Halk Partisi’nde siyasete adım attığım o ilk günden beri şuna inandım:
Kurucu Genel Başkanımız, ebedi önderimiz Mustafa Kemal
Atatürk’ün işaret ettiği gibi;
“Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır."
"Yalnız tek bir şeye ihtiyacımız vardır, çalışkan olmak.
Çalışmak sevgili arkadaşlarım,
Çalışmak değerli kız kardeşlerim…
Haklarımız için, geleceğimiz için, ülkemiz için çalışmak…
Cumhuriyet için, halk için, adalet için çalışmak…
Bizim yolumuz; yorulana kadar değil, dinlenmek için değil;
başarmak için, kazanmak için çalışmak…
Kazandıklarımızı korumak, geliştirmek, büyütmek için çalışmak…
Ben hayatım boyunca hep çalışarak var oldum. Herkes gibi benim de önüme çeşitli engeller çıktı, çelmeler takıldı. Ben bu engelleri çalışarak aştım. Düştüğümde yine çalışarak ayağa kalktım, kendi ayaklarımın üzerinde çalışarak yükseldim.
Ve hep örgütlü mücadeleye ve dayanışmanın gücüne inandım. Kadınlardan aldığım gücü yine kadınlara vermeye çalıştım. Hep şunu söyledim: hiçbirimiz hepimiz kadar güçlü değiliz.
Siyasi hayatıma Kadın Kollarında başladım. Buradaki kız kardeşlerim gibi ben de mücadele ederek partimizde birçok görevler ve sorumluluklar üstlendim.
Bugün de Kadın Kolları Genel Başkanı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak onurla ve gururla partime, milletime, ülkeme hizmet ediyorum.
Meydanlarda hep bir ağızdan söylemiyor muyuz?
Biz
“Çalışa çalışa kazanacağız”
Çünkü biz;
kendini yenileyen, gücünü tarihinden alan, geleceğe umutla ve cesaretle
bakan yüz yıllık bir çınarın mensuplarıyız.
Ne mutlu ki Cumhuriyet Halk Partiliyiz.
Geçmişte kökümüz, gelecekte imzamız var. Geçmişin mirasıyla yeni yüzyılı kuracak olan bizleriz.
“Değişimin yüzyılı, yüz yılın değişimi” sloganıyla Genel Başkanımız Özgür Özel’in önderliğinde yürüdüğümüz bu yolda, 1977’den sonra ilk defa Türkiye’de birinci parti olmanın haklı gururunu ve büyük sorumluluğunu taşıyoruz.
Biz CHP’li kadınlar; önce yerelde iktidarı kazanan, şimdi de Türkiye’de iktidara yürüyen partimizin öz gücü, öncü gücü olmak için çok çalışmaya devam ediyoruz.
4 yıl önce Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları Genel Başkanlığı için yola çıkarken “Kotalar bize dar, rotamız iktidar” diyerek yürüyüşümüzü başlatmıştık.
Şimdi yine kurultay sürecindeyiz. İlçe kongrelerimiz bu ay başladı. İl Kongrelerimiz ise 14 Temmuz’da bitecek. 4 Ağustos 2024 tarihinde de 15. Olağan Kurultay’ımızı gerçekleştireceğiz.
4 yıl önce Kadın Kolları Genel Başkanlığı’na adaylığımı açıklarken şunları söylemiştim. Çok kısaca o sözlerimi yeniden hatırlatmak istiyorum.
“Bizler bu partinin emektarlarıyız arkadaşlar.
Biz partimizi karşılıksız seviyoruz. Biz ülkemizi, Cumhuriyetimizi karşılıksız seviyoruz. “Kadın kadının yurdudur” diyoruz ve birbirimizi de karşılıksız seviyoruz. Çünkü ben değil biz varız. Ben değil biz oldukça biz mutlaka ama mutlaka başaracağız.”
İşte o günlerde başardığımız bu biz olma hali, bugün ülke genelinde yaşadığımız baharın müjdecisiydi.
Göreve geldikten sonra partimizi, Türkiye’de toplumsal muhalefetin öncüsü olan kadın mücadelesinin merkezi haline getirdik.
“Kadın umuttur, mücadeledir, emektir, azimdir, gelecektir, cesarettir, eşitliktir! Yaşam kadındır. Kadın dönüştürücü güçtür. Değişimin ta kendisidir” dedik ve bu anlayışla birçok başarıya imza attık.
4 yıllık sürecimizi özetleyecek olursak:
9 Ağustos 2020’de kurultay delegelerimizin oylarıyla seçildik.
İlk iş olarak mevcut durumumuza ilişkin bir analiz yaptık ve gördük ki örgütlenmede eksikliklerimiz var.
Bu eksiklikleri gidermek için gece gündüz demeden çalışmaya koyulduk.
Ülkemizin 303 ilçesinde parti tarihimizde ilk defa kadın kollarını kurduk. 81 ilde, 973 ilçede de örgütlendik.
Kenetlendik!
Dayanışmayla güçlendik!
Hızla çoğaldık.
Ve son 4 yılda AKP hariç tüm partilerin toplam üye sayısından fazla kadın üye sayısına ulaştık.
Hali hazırda 530 bin kadın üyemizle, partimizdeki kadın temsil oranını yüzde 37’ye çıkarmayı başardık.
Bu süreçte, 220 bin yeni kadın üyeyi partimize kattık.
Ev emekçisi kadınlara odaklandık. Bugün her 4 yeni kadın üyemizden üçünü ev emekçisi kadınlar oluşturuyor.
Genç kadınlara odaklandık. İlk Oy projemizi hayata geçirdik; her hafta her ilçede iki yeni genç kadın üye yapma hedefini koyduk. Bunu da başardık.
Üyelerimizin tamamının partimizin programı, hedefleri ve güncel gelişmelerle ilgili tutumu hakkında ortak söylemde buluşabilmesi için her hafta eğitim toplantıları gerçekleştirdik.
Kadın Kolları MYK üyelerimiz ve il, ilçe başkanlarımızla video konferans kanalıyla bir araya geldik. “Zoru başaranlar” anlamına gelen Demir Leblebi buluşmalarını gerçekleştirdik.
Bugüne kadarki 141 buluşmada alanında uzman isimlerle verimli sohbetler gerçekleştirdik.
Sosyal medya örgütlenmemizi tamamladık. Ulusal ve yerel medyada ile dijital medya kanallarında kadın kollarımızın çalışmalarının daha fazla görünür olmasını sağladık.
Ortalama her ay 81 ilde 973 ilçede eş zamanlı basın açıklamaları yaptık.
YAŞAMHAK PROJEMİZ İLE KADINLARA DOKUNDUK
Ülkemizin en can yakıcı sorunlarından olan kadına yönelik fiziksel, cinsel, ekonomik, dijital, psikolojik şiddete ve kadın cinayetlerine karşı bir mücadele başlattık.
CHP Kadın Kolları olarak, 5 Aralık 2020'de İstanbul Sözleşmesi’nin bir maddesini hayata geçirdik.
"Alo Şiddet" hattını kurduk ve projemize "YaşamHak" adını verdik.
Projemizin sloganını "Yalnız Değilsin; Biz Varız" olarak belirledik.
YaşamHak projemiz kapsamında 7/24 faaliyet gösteren bir çağrı merkezi kurduk. 444 82 85 numaralı hattımızı arayan şiddet mağdurlarına ücretsiz hukuki ve psikolojik destek verdik, vermeye de devam ediyoruz.
Projemizin ülke genelinde bilinirliğini artırmak ve şiddet mağduru kız kardeşlerimize ulaşmak amacıyla YaşamHak otobüsümüzle 81 ile gittik. Dünyanın çevresini 4 kez dolaşacak kadar yol kat ettik.
Gittiğimiz her ilde, ilçede, belde ve köyde; şiddet mağduru kız kardeşlerimizle buluştuk, onlara “Yalnız Değilsin, Biz Varız!” dedik.
Projemiz kapsamında barolar ve meslek odaları ile 120 protokol metninin altına imza attık. Böylece şiddet mağduru kadınlara barınma ve istihdam, çocuklarına da burs gibi çeşitli imkanlar sağladık.
Şiddet gören kız kardeşlerimizi karakollarda, savcılıklarda, hastanelerde, adliyelerde yalnız bırakmadık, yanlarında olduk.
Bugüne kadar 20 binden fazla şiddet mağduru kadının hayatına birebir dokunduk.
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN VAZGEÇMEDİK
Tek adamın bir gece yarısı keyfi bir biçimde İstanbul Sözleşmesi’nden çıkma kararını aldığı 20 Mart 2021’de, bu kararı tanımadığımızı duyurduk.
Anayasamıza aykırı olan fesih kararının iptali için Danıştay’a başvurduk.
Danıştay’da görülen duruşmalara kadın kolları üyelerimizle geniş katılımlar sağladık. İnsan haklarına ait bir sözleşmeden, “üç kez boş ol” diyerek çıkılamayacağının altını çizdik. “Kadınlar 1’den büyüktür” dedik, eylemler, etkinlikler yaptık. İstanbul Sözleşmesi’nden asla vazgeçmedik. Vazgeçmeyeceğiz.
Neredeyse her gün üç kadının öldürüldüğü, tacize, tecavüze ya da farklı şiddet türlerine maruz kaldığı ülkemizde
İstanbul Sözleşmesi, bizim kırmızı çizgimizdir!
Bu çizgiyi aşanlara, Sözleşme’yi uygulamak yerine kaldıranlara
oturdukları koltukları dar etmeye devam edeceğiz.
HEP SOKAKTA OLDUK, DAYANIŞTIK
Pandemi, yağmur, çamur, afet demeden hep sokakta olduk.
Ülkemizde nerede bir mağduriyet varsa, biz oradaydık.
Manavgat yangınından, Artvin’deki sel felaketine;
İkizdere’deki doğa katliamından Amasra’daki maden faciasına kadar her yerde dayanışmayı yükselttik.
Afet bölgelerinde hızla ihtiyaçları tespit ettik ve örgütlü gücümüzle çözüm ürettik. Doğa katliamlarında halkımızla nöbet tuttuk, hukuk mücadelelerine omuz verdik. Toplumsal mücadeleyi büyütmek adına nerede bir hak gaspı varsa orada hak arayanlar bizler olduk.
Ülke tarihimizin en büyük felaketlerinden olan Kahramanmaraş merkezli, 11 ili etkileyen depremde bölge halkının yanından hiç ayrılmadık.
Bizzat 41 gün deprem bölgesinde kaldım. Enkaz altında yakınlarını arayanlarla nöbet tutup, yakınlarını kaybedenlerin acısına ortak oldum.
Depremden etkilenen 11 ilde, YaşamHak konteynerleri kurduk ve kadınların, çocukların özel ihtiyaçlarını giderdik.
EŞİTLİK MÜCADELESİNİ BİR ADIM ÖTE TAŞIDIK
Cumhuriyet Halk Partisi olarak ana hedefimiz toplumsal cinsiyet eşitliği, tam eşitlik. Bu konuda dev bir adım attık ve kadınların siyasette eşit temsilini sağlayabilmek amacıyla Siyasi Partiler Yasası’nda değişiklik öngören kanun teklifimizi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduk.
Listelerin bir kadın, bir erkek şeklinde "fermuar yöntemi” ile yapılmasını şart koştuk. Teklifimiz, AKP ve MHP oyları ile reddedildi ancak bu konudaki haklı ve kararlı mücadelemiz sürüyor.
Bugün Genel Başkanımızın atadığı Merkez Yönetim Kurulu’muzun da yarısı kadınlardan oluşuyor.
Genel ve yerel seçimlere stratejik programlarımızla ve planlamalarımızla hazırlandık.
Ülke tarihimizde hiç kadın milletvekili seçilmemiş 20 ilden 2’sinde kadın milletvekili çıkardıysak,
CHP’li kadın belediye başkanı sayısını ve kadın belediye meclis üyesi sayısını 4’e katladıysak,
Türkiye’yi kırmızıya boyadıysak,
Partimizin bu başarısında Kadın Kolları olarak kararlı, örgütlü ve eşgüdümlü olarak yürüttüğümüz çalışmaların payı büyük!
Bu dönemde CHP Kadın Kolları’ndan belediye başkanları, milletvekilleri, il, ilçe başkanları çıkardık.
Yeter mi? Yetmez. Hedefimiz net: Tam eşitlik!
HAKLARIMIZA SAHİP ÇIKTIK
Dünyadaki ve Türkiye’deki kadın hareketiyle sımsıkı kenetlendik.
İstanbul Sözleşmesi’ne nasıl sahip çıktıysak, budanmaya çalışılan 6284 Sayılı Kanun’a da, sil baştan yazılmak istenen Medeni Kanun’a da aynı karalılıkla sahip çıktık, çıkıyoruz.
Şimdi de 9. Yargı Paketi ile göz dikilen haklarımıza ve soyadımızı kullanma hakkımızın gaspına karşı mücadeleyi örgütlüyoruz. Bu haklarımızın elimizden alınmasına asla ve asla izin vermeyeceğiz.
ACI KAYIPLAR YAŞADIK
Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları olarak bu süreçte bazı mücadele arkadaşlarımızı kaybetmenin acısını yaşadık.
Rize İl Kadın Kolu Başkanımız Nurdan Ardal Tavukçu’yu,
Malatya geçmiş dönem Kadın Kolları Başkanımız Güllü Tuncer’i,
Ankara Altındağ İlçe Kadın Kolları Başkanımız Eylem Balcı’yı,
11. Dönem Kadın Kolları MYK Üyemiz Dr. Bedriye Gürkan'ı, Kahramanmaraş’ta yitirdiğimiz eski Kadın Kolları Başkanımız Kibar Özdemir’i ve adını sayamadığım değerli yol arkadaşlarımızı kaybettik.
Kadın mücadelesine her daim omuz veren Çankaya Belediyesi önceki dönem Başkan Yardımcımız Gülsün Bor’u zamansız kaybetmenin acısını yaşadık. Anıları mücadelemizde yaşayacak. Hepsini saygı, özlemle ve rahmetle anıyorum.
Güzel haberler de aldık bu süreçte. Mersin İl Kadın Kolları Başkanımız Gülşah Yıldırım Genç’in 3 gün önce bebeği oldu. Hem kıymetli başkanımı hem de ailesini tebrik ediyorum. CHP ailemizin yeni üyesi Poyraz’a sevdikleriyle birlikte sağlıklı ve uzun bir ömür diliyorum.
Ve tabi ki başarılarıyla göğsümüzü kabartan, bu ülkenin kadınlarının her şeyi başarabileceklerini tüm dünyaya kanıtlayan sporcularımız…
A Milli Kadın Voleybol Takımımız, elde ettiği zaferlerle bayrağımızı en yukarıya taşıdı.
Milli oyuncumuz İlkin Aydın ne güzel söylemişti: “Filenin Sultanları diyoruz ama nam-ı diğer Atatürk’ün Kızları demek benim daha çok hoşuma gidiyor.”
Gururumuz olan bu kadın sporcularımız, birilerinin her türlü karartma, ötekileştirme, yok sayma çabalarına rağmen hiç yılmadan, yorulmadan, vazgeçmeden mücadele etmeye devam ediyor.
Yalnızca kazandıkları maçlar, kaldırdıkları kupalar için değil çocuklarımızın hayallerine ışık oldukları için de her birine ayrı ayrı bir kez daha canı gönülden teşekkür ediyorum.
Dünyanın en iyisi olmayı başarmış kadın voleybol takımımızı, ülkemizi temsil etmek için katılacağı turnuvaya tarifeli uçaklarla seyahat etmek zorunda bırakanları da bir kez daha kınıyorum.
A Milli Erkek Futbol Takımı’nın Eskişehir’de oynanan maçına özel uçak tahsis edenler, dünya şampiyonu kadın sporcularımıza çifte standart uyguluyor. Bu ayrımcılığı, bu ötekileştirmeyi asla unutmayacağız ve günü geldiğinde hesabını mutlaka soracağız.
ŞİMDİ SIRADA NE VAR?
Değerli basın mensupları, kıymetli yol arkadaşlarım, sevgili yurttaşlarım;
4 yıllık görev sürecinde yaptıklarımızı kısaca özetlemeye çalıştım. Görevde olduğumuz her günün, her dakikanın hakkını vermeye çalıştık.
Bundan sonra da, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği hedefe doğru; laik, demokratik ve çağdaş bir Türkiye inşası için en iyi bildiğimizi yapmaya; yani çalışmaya devam edeceğiz.
Şimdi sırada ne mi var?
Kadın Sivil Toplum Kuruluşları’nın da katkısıyla hazırladığımız “Eşit temsil ve fermuar sistemini” partimize getirmek var.
Kadın kollarımızı daha da güçlendirmek var!
Kadın üye sayımızı 1 milyona çıkarmak var!
Her il ve ilçede “Ev Kadınları Komiteleri” kurup; her iki ev kadınından birinin partimize oy vermesini sağlamak var!
Partimizin ve belediyelerimizin eşitlikçi politikalarını tüm Türkiye’ye yaymak var!
Toplumsal, kültürel, ekonomik ve siyasal yaşamda kadınların ve erkeklerin eşit haklara sahip olması adına Medeni Kanun’a sahip çıkmak var. “Medeni Kanun’u sil baştan yazacağız” diyenleri siyaset sahnesinden silmek var.
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'unu değiştirmeye çalışanlara karşı kadın mücadelesini büyütmek var.
Şiddet uygulayanı durdurmaya yönelik verilen zorlama hapsine itiraz yolunu açmak isteyenlere “Haddinizi Bilin!” demek var.
9. Yargı Paketi’nde yer alan ve haklarımızı gasp eden düzenlemelere karşı, ülke genelinde kadın örgütleriyle mücadeleyi büyütmek var.
Kadınlar çantalarında koruma kararları varken öldürülürken, 6284’ün işlevsizleştirilmesine izin vermemek var. Kadının soyadını kullanma hakkına sahip çıkmak var. “Etki ajanlığı” adı altında demokrasinin askıya alınmasına karşı demokrasiden yana saf tutmak var.
Mahkemede sırf kravat taktı, efendi durdu diye verilen ceza indirimlerini ifşa etmeye ve yargı kararlarını üst mahkemeye taşımaya devam etmek var.
“Şüpheli ölüm” adı altında kadın cinayetlerinin gizlenmeye çalışılmasına, kadın cinayetlerine sadece “sayı” olarak bakılmasına karşı kadın cinayetlerini durdurmak için mücadeleye devam etmek var.
Kadınları şiddet sarmalına mahkûm eden zihniyetle mücadele etmek, YaşamHak projemizle daha fazla mağdura destek olmak var.
Kadınların meslek sahibi olmasını ve istihdama katılmasını teşvik etmek yerine, anneliği en büyük kariyer olarak sunan zihniyetin karşısında dimdik durup, kadın istihdamını artırmak var.
“Evdeki işler yetmiyor mu?” diyenlere, meslekleri kadın-erkek mesleği diye ayıranlara karşı, cinsiyet kodlarını kırmak var, kadın otobüs şoförleri, kadın itfaiyeciler, kadın vatmanlarla çalışan belediyelerimiz kanalıyla kadın istihdamını her alanda teşvik etmek var.
AKP iktidarının hayata geçirdiği “evlenen, nişanlanan öğrencilerin örgün eğitimle ilişiği kesilir, açık öğretime yönlendirilir” uygulamasıyla çocukların okuldan uzaklaştırılmasına son vermek var.
Erken yaşta ve zorla evliliklere hukuki kılıf hazırlayanların karşısında dimdik durmaya devam etmek var.
4+4+4 ucube sistemi ile uygulamaya giren “ilkokuldan sonra hafızlık eğitimi için okula ara verilebilir” maddesi ile zorunlu eğitimin fiilen düşürülüp çocukları tarikatlara teslim eden anlayışı yerle bir etmek var.
Çocuk istismarı davalarında utanmaksızın “çocuğun rızasından” bahsedenlerin iktidarına son vermek var.
2018 yılında Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği ile uygulamaya geçen; Çok Programlı Anadolu Liseleri üzerinden yaptıkları değişiklikle liselerde karma eğitim yapılmamasına imkân tanıyan yönetmeliği kaldırmak var.
Laik, eşit, adil, özgür, demokratik ve herkesin tok olduğu bir Türkiye tesis etmek var. Yoksulluğu yönetmek değil, bitirmek var.
Şimdi sırada Cumhuriyet Halk Partisi’ni iktidara taşımak var!
İktidara geldiğimizde ilk iş olarak İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden uygulamaya koymak var.
Eşitlik için,
Demokrasi için,
Laiklik için,
Kadının insan hakları mücadelesini büyütmek için,
Birlikte, el ele, kol kola, yürek yüreğe mücadeleyi ileriye taşımak için,
Ebedi liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Partimizi iktidar yapmak için
YENİDEN KADIN KOLLARI GENEL BAŞKANLIĞINA ADAYIM.
Sevgili yol arkadaşlarım, kız kardeşlerim;
Ben,
Evine ekmek götürmek, çocuğunun okul masraflarını karşılamak için sigortasız, güvencesiz çalışan, çalıştırılan kız kardeşlerimizin hakkı için; gülmeyi unutan yüzleri için adayım. Ev işçileri için, tekstil işçileri için, tarım işçileri için adayım.
Çalıştığı şirketlerde mobbinge uğrayan, cam tavana takılan, eşit işe eşit ücret almayan kadınlar için adayım.
Elinde diplomasıyla her gün iş kuyruklarından evine çaresizce yürümek zorunda kalan gençler için adayım.
Görünmeyen emeğin iktidarı için adayım.
Bu ülkede iki cinsiyetten biri değil de ikinci cinsiyet olarak görülen kadınların kazanılmış haklarını savunmak; gasp edilen haklarımızı söke söke geri almak için adayım.
Her gün evde, işte, sokakta, otobüste öldürülen, tacize tecavüze uğrayan kız kardeşlerimizin hakkını savunmak için adayım.
Kadınların nasıl giyineceğinden, nasıl konuşacağına; kaç çocuk doğuracağından ne zaman evleneceğine kadar dikte eden, bize “itaat et, rahat et” diyerek pasif rol biçenlere hadlerini bildirmek için adayım.
Adayım çünkü; kadın mücadelesi bu ülkenin demokratikleşme mücadelesinin en büyük gücüdür. Kadın mücadelesi, adalet, demokrasi, eşitlik mücadelesinin lokomotifidir.
Kadının örgütlü gücü, sıkıştırılmaya çalıştığımız kotaları ne yapar biliyor musunuz?
Yıkar, yıkar!
Ne diyoruz?
Kotalar bize dar, hedefimiz iktidar!
O halde;
İktidar için kadınlar en önde yürüyecek
Gelecek kadınların ellerinde yükselecek!
Rose Luxemburg’un sözleriyle iktidara seslenerek bitirelim:
“Sizin düzeniniz kumdan zemin üzerine kurulu. Devrim daha yarın ‘gümbürtüyle ayağa kalkacak yeniden’ ve yüreklerinize korku salan borazanlarla ilan edecek: Vardım, varım, var olacağım!”
EVET BİZ KADINLAR;
VARDIK, VARIZ, VAR OLACAĞIZ!


































