“Talan yasası” olarak anılan süper izin torba kanun teklifine yönelik tepkiler devam ediyor. Ülkenin taahhüt ettiği sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle çelişen yasa tasarısının Meclis Genel Kuruluna sunulması önümüzdeki haftaya ertelendi.
Kanun teklifinin geri çekilmesi gerektiğini belirten Gıda Mühendisleri Odası Genel Merkez Yöneticisi İ. Uğur Toprak ve bu düzenlemenin anayasal yükümlülükleri göz ardı ettiğini söyleyen Türkiye Ormancılar Derneği Genel Başkanı Hüsrev Özkara ile gelişmeleri konuştuk.
Fosil yakıtlarla çelişen strateji
Kanun teklifinin gerekçesinde enerji arz güvenliği ve dışa bağımlılığı azaltma hedefinin öne çıkarıldığını belirten Özkara, kömür madenciliğini teşvik etmek ve ormanları, zeytinlikleri, kültürel miras alanlarını ve su havzalarını feda etmek anlamına geldiğini söyledi.
Maden alanlarına denk gelen ormanların Maden Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne (MAPEG) ücretsiz devredileceğini ifade eden Özkara, “Kurumlardan görüş alma süreçlerinin de MAPEG tarafından yürütüleceği belirtiliyor. Bu düzenleme, ormanların kamu yararı adına korunmasını savunan anayasal yükümlülükleri göz ardı etmektedir” dedi.
“Devlet ormanlarının MAPEG’e devredilmesine karşıyız”
Bugüne kadar ilan edilen 54 adet, toplam 247 bin 707 hektar “muhafaza ormanı” statüsünde orman alanı bulunuyor. Özkara, bu alanların madenciliğe konu edilecek şekilde yasadan çıkarılmasının teklif edilmesinin dahi düşünülemeyeceğini ifade etti.
Devlet ormanlarında maden işletme, tesis ve altyapı tesis izinlerinin MAPEG’e bedel alınmaksızın izin verilmesini değerlendiren Özkara, “İzinle birlikte ruhsat sahasında madencilik faaliyetlerine ilişkin her türlü tasarruf yetkisi madencilik faaliyetleri sonlanıncaya kadar MAPEG’e geçiyor. Ormancılık faaliyetlerinin uzman kuruluşu olan Orman Genel Müdürlüğünün, (OGM) devlet ormanlarındaki denetiminden yoksun bırakan ve denetim işlerinin ne şekilde yapılacağı açık olmayan bir düzenleme ile belirsizlik oluşturulmuştur” diye konuştu.
OGM’nin görevi, başka kuruma devrediliyor
“Orman kaynaklarını; ekolojik, ekonomik ve sosyokültürel faydalarını dikkate alarak, bitki ve hayvan varlığı ile birlikte, ekosistem bütünlüğü içinde idare etmek” görevinin OGM’ye verildiğini aktaran Özkara, “Ruhsat sürelerinin uzunluğu (30 yılı bulmaktadır) ve alanlarının çok büyük olması da dikkate alındığında, ormanlar üzerindeki bu baskı ile ormanların devamlılığını tehlikeye düşürerek, sınırlarının daraltılmasına neden olacağı ayrıca denetim ve idaresinde başat kuruluş OGM’nin devre dışı bırakılması kabul edilemez” dedi.
“Ormanların değeri kömürden daha yüksek”
Ormanların ekonomik katkı değerini değerlendiren Özkara, “Teklifin temel gerekçeleri arasında, madencilik faaliyetlerinin ekonomik kazanç sağlaması bulunuyor. Ormanların sağladığı ekolojik ve ekonomik katkı, kömür madenciliğinin kısa vadeli kazançlarından çok daha büyük. Orman ekosistemi, iklim değişikliğiyle mücadelede kritik rol oynayan karbon yutaklarıdır. Türkiye’nin iklim hedefleriyle tutarlı bir enerji politikası, fosil yakıt madenciliğini teşvik etmek yerine ormanları koruyarak sürdürülebilirliği sağlamaktır” dedi.
“Talan ve gasp düzenlemesi”
Torba yasanın doğayı, tarımı, gıda güvenliğini, gıda güvencesini, halk sağlığını ve mesleki deneyimi hiçe saydığını ifade eden Gıda Mühendisleri Odası Genel Merkez Yöneticisi İ. Uğur Toprak, düzenlemeyi “Talan ve gasp düzenlemesi” olarak nitelendirdi.
Tarım arazilerinin, meraların, zeytinliklerin ve ormanların, sermayeye peşkeş çekilmeyecek kadar değerli varlıklar olduğunu söyleyen Toprak, “Söz konusu yasa teklifi, Maden Kanunu, Zeytincilik Kanunu, Mera Kanunu, Orman ve Çevre Yasaları gibi kritik düzenlemeleri etkisiz hale getirerek, tarım arazileri, meralar, ormanlar ve zeytinliklerin madencilik faaliyetlerine açılmasının önünü açmaktadır. Bu durum, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini ve gıda güvenliğini hatta güvencesini ciddi şekilde tehdit etmektedir. Tarımsal alanların madencilik faaliyetlerine tahsis edilmesi, toprağın verimliliğini yok edecek, toprağın ve suyun kirlenmesine sebep olacak, gıda üretim zincirini olumsuz etkileyecek ve halk sağlığını riske atacaktır” bilgisini paylaştı.
Zeytinliklerin talanı avantajımızı yok edebilir
Dünyada üretim açısından önemli bir noktada olduğumuzu hatırlatan Toprak, “Zeytinyağı hem iç pazarda hem ihracatta kritik bir üründür. Türkiye, dünya zeytinyağı üretiminde söz sahibiyken, zeytinliklerin madenciliğe açılması bu avantajı yok edebilir. Üretimdeki azalma, ithalata bağımlılığı artırarak döviz kuru baskısını ve zeytinyağı fiyatlarını yükseltecek, gıda enflasyonunu tetikleyecektir. Zeytinliklerin korunması, sadece tarımsal bir mesele değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir zorunluluktur” dedi.
“Kişiye özel yasa niteliği taşıyor”
Kanun teklifini “kişiye özel yasa” olarak adlandıran Toprak, “Akbelen ve Yatağan gibi bölgeler maden ve enerji şirketlerinin taleplerine göre şekillendiriliyor. Bu durum, çevreye ve halkın geçim kaynaklarına zarar verirken, iklim değişikliğinin yarattığı krizi derinleştiren fosil yakıt bağımlılığını teşvik ediyor. Bu yasa, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası çevre sözleşmeleriyle çelişmekte ve toplumsal adaleti tehdit etmektedir” ifadesini kullandı.
https://www.evrensel.net/haber/558817/meslek-kuruluslari-tarim-ve-doga-peskes-cekilemez


































