Telefon
WhatsApp
Mitçotakis Neden Telaşlandı?
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

Mitçotakis, esmiş, gürlemiş, egemenliği şarta. bağlı adaları ziyaret etmiş, demeçler vermiş, Kongre'ye gidip dertlerini anlatmış, AB ve BM'e hüzünlü yanıtlar vermiş, başvurular yapmış...Özü nedir? Şartlı egemenlik kullandığı ve altında taahhütleri imzaları ve notaları ile sapasağlam tespit edilmiş Ege adalarının askersizleştirme şartını ihlal etmesinin görmezden gelinmesini istemesidir, hepsi bu kadar...Yani 1914'den bu yana statüsü "şarta bağlı egemenlik" devri olan adaları ki bunlar 1915 ve 1919'da Türk Anavatanının istilası için kullanılmışlardı bu "şartlarını" yok sayıverin sevdasındadır. Türkiye de haklı olarak uluslararası hukuku, egemenliğin temel parametresini ve elinden çıkan toprakların statü dışında kullanılıyor olmasının önceki duruma bu adaları/toprakları döndüreceğini ifade etmektedir. Bu noktada AB veya ABD'nin yorumları, siyasi görüşleri (klüp arkadaşlığı dayanışma ruhu) Yunan ihtiraslarına çare olamaz. BM ise ilkelerine göre davranmak durumundadır. Konunun BM'in barışçıl çözüm mekanizması UA Adalet Divanına götürülmesi yolu Yunanistan tarafından rezervasyonlarla (kaybedeceklerini bildiklerinden) tıkanmıştır. O halde Türkiye bu ve diğer Ege sorunlarında çıkarlarına uygun politikalarını uygulayacaktır. Nedir bu Ege Sorunları envanteri? özetle: 
--Karasularının genişliğinin Lozan Barışı dengelerini gözeterek adil ve hakkaniyet ilkelerine göre tespiti
--Kıta sahanlıkları ve münhasır ekonomik bölgeler dahil Ege’de Deniz Yetki Alanlarının ve deniz sınırlarının (yan sınır dahil) tespiti;
--Egemenliği uluslararası andlaşmalarla Yunanistan’a bırakılmamış 152 adet ada, adacık ve kayalıkların gerçek sahibine aidiyeti ve haksız egemenlik kullanımının durdurulması adımları;
--İki Devletin hava sahalarının genişliğinin UA normlara göre saptanması, aşırılık iddialarının terki;
--Ege’deki uluslararası andlaşmalarla askersizleştirilmiş  statüye bağlanmış adaların bu hukukî statülerinin Yunanistan tarafından ihlâlinin durdurulması veya egemenliklerinin iade edilmesi; 
-- FIR (Uçuş Bilgi Teatisi Bölgesi) konusunun bir egemen yetki imişçesine istismar edilmesine son verilmesi ;
--Arama Kurtarma (SAR) Faaliyetleri için saptanmış deniz yetki alanlarının birbirleriyle koordineli işletilmesi,
- Ve diğer bunlardan türetilebilecek yan sorunlar. 
Yunanistan ise bu "sorunların varlığını" dahi kabul etmemektedir. UAD (ICJ-Adalet Divanı) yolunu tüm bu meseleler için tıkamıştır. Arada bir Kıta Sahanlığı sorununun UAD götürülmesini savunmaktadır. Samimiyet testi için yeterli kredisi ise yoktur. İşte bugünlerde olan biten Yunan tarafının en çok rahatsız olduğu ve "büyüme riskini" fark etmeye başladığı askersizleştirmek şartı ile egemenliğini elinde bulundurduğu adaların bu şartlarını ihlal ettiği için elinden gidebileceğine dair gelişmelere olan tepkisidir. Türkiye konuyu sıcak takiptedir ve BM Güvenlik Konseyine iki ardısıl beyanla UA Barışın Bozulabileceği uyarısını yapmış ve egemenliğin tersine çevrilebilmesi ihtimalini de dile getirmiştir. Geçen hafta DİB Sn Çavuşoğlu da konuyu bir defa daha tekrarlamıştır. Ama Yunanistan aksine davranışlarını sürdürmekte kalmamakta ve geçen ay konuyu NATO üyelerinin de yanında olmasını sağlamak amacıyla ev sahipliği yaptığı NATO tatbikatındaki senaryoda tüm bu askersizleşirilmiş adaları askeri amaçlarla kullanabileceğini varsaydırmıştır. NATO’nun “Tiger Meet-Kaplan Buluşması” tatbikatında, hem Yunan hava sahasının 6 yerine 10 mil olarak belirlenip “gayrı askeri statüdeki” 23 adanın da tatbikat alanına dahil edilmesine  Türkiye itiraz etmişti. Ama bu itirazında da aslında tatbikatın iptalini istemek daha yerine olurdu ki bu gücü her üyenin vardır. (Türkiye tatbikattan ayrılarak daha düşük profilli bir adım atmıştı) Anlaşın odur ki şimdi bu eksik adımı Sayın CB ve DİB'ı açıklamaları telafi ediyorlar… İşte Mitçotakis'i heyecanlı açıklamalara yönelten konu böyle bir hezeyanın dışa vurumudur. Üstelik bu adaların egemenliğinin devri süreci karasularının son 300 yıldır 3 deniz mili olduğu bir dönemde, 1923'te gerçekleştirilmiş, Türkiye'ye de karasularının içindeki adaların egemenliği bırakılmıştı. Bu karasularının genişliği artırılırsa Türkiye'nin de egemen olacağı adaların artması doğal gelişim olmayacak mıdır? Öte yandan UNCLOS-BMDHS'ne taraf olmayan ve sözleşmenin hazırlandığı 11 Konferans boyunca karasularının 300 yıllık geleneksel limitten öteye genişletilmesine ısrarla karşı çıkan Türkiye'ye, Yunanistan veya başka bir organın/devletin "eee ne yapalım karasuları genişliği artık yeknesak 12 nm'dir, Ege'de de Yunanistan'ın bu hakkıdır" demek şansı da UA hukuka göre olamazdı. Çünkü Türkiye bu geleneksel hukukun gelişim süresince bu geleneğin bir norm oluşturmasına itirazda bulunmuş bir "Israrlı İtirazcı (Persistent Objector)" statüsü kazanmıştır. Tabii ki bir de Casus Belli, yani "Hayati Çıkar Kaybı (Vital Interest)" olarak bu konuyu Savaş Sebebi kabul etmemiz de etkendir. Ege'de çözüm nedir? Vardır. Moratoryum Ama Yunanistan kabul eder mi? Orası çok şüphelidir.

Lösev2
Paylaş
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği