Telefon
WhatsApp
Naci Aydoğdu: Sincan Belediyesi Cemevi Talebini Reddetti !
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

BUNLARIN KENDİNDEN HABERİ YOK NE YAPTIKLARINI DAHİ BİLMİYORLAR...

SİNCAN BELEDİYESİNDEN CEMEVİ TALEBİNE GEÇİT YOK...

CHP Meclis üyelerinin Ağustos ayında belediye meclisine verdiği Cemevi ve Kültür merkezi önergesine Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan tarafından yasal gerekçeler bahane edilerek red cevabı verildi.

Oysa Sincan Belediyesinin hazırladığı 2025-2029 yılları stratejik planı 28 sayfada Belediye başkanı görev ve sorumlulukları 2. Maddesinde  Cemevlerininyapım, bakım ve onarımını yapabilir yazıyor. Sayın başkanın stratejik plandan da maalesef haberi yok.

Farklı ilçe belediyeleri tarafından halkın talebi doğrultusunda Cemevi ve Kültür merkezleri yapılarak Alevi Bektaşi vatandaşlarımızın dini ibadetlerini rahatça yapması sağlanır iken AKP li Sincan Belediye başkanı Murat Ercan Cemevini içine sindiremedi.

Devletin dinler, inançlar ve mezhepler arasında kardeşliği sağlayabilmesi; kendini vergilerle finanse eden bütün dinlere mensup vatandaşlarına aynı uzaklıkta olması ve ayrımcılık yapmaksızın eşit hizmet sunmasına bağlıdır.

Laik, demokratik hukuk devletinde en temel kural, devletin bütün inançlara eşit uzaklıkta olması; inançlar arasında ayrımcılık yapmamasıdır. Ancak ülkemizde bütün vatandaşlardan toplanan vergilerden oluşan kamu kaynakları, ayrımcılık yapılarak, dini alanda sadece Sünni İslam mezhebine mensup vatandaşlarımızın talepleri doğrultusunda kullanılmakta, başta Aleviler olmak üzere diğerleri AİHM kararına rağmen yok sayılmaktadır.

Laiklik evrensel bir kuraldır ve inançlar için özgürlük alanı anlamına gelir. Devletin inançlara özgürlük alanı tanıması ve inanç özgürlüğünün güvencesi olması, farklı toplulukların birlik ve beraberliğinin sağlanması açısından da önemlidir. Devletin dinler, inançlar ve mezhepler arasında kardeşliği sağlayabilmesi; kendini vergilerle finanse eden bütün dinlere mensup vatandaşlarına aynı uzaklıkta olması ve ayrımcılık yapmaksızın eşit hizmet sunmasına bağlıdır.
Laik ve demokratik bir devlette nerenin ibadethane olacağına siyasal iktidar sahipleri karar veremez. İnanç merkezleri ve ibadethaneleri inananları var eder ve yaşatır. Bir yerin ibadet ya da inanç merkezi olup olmayacağına ancak o inanç kimliğine sahip insanlar karar verebilir.

Diyanet’in yaklaşımı
Nitekim Diyanet İşleri Başkanlığı da 2013 yılında hükümete sunduğu raporda, “İbadethane tanımını ne devlet ne de Diyanet yapabilir. Hangi inançtan olursa olsun, kişiler ibadetlerini nerede yapıyorsa oraya ibadethane denilebilir. Aleviler cemevlerini ibadethane olarak tanımlıyorsa, karşı çıkmanın gereği yok” şeklinde çok olumlu bir yaklaşım sergilemiştir.

CHP’nin siyasi yaklaşımın temelinde her türlü ayrımcılığı dışlayan ve bu topraklarda yaşayan herkese eşit yurttaşlık, özgürlük ve kardeşlik anlayışı içinde yaklaşan evrensel sol anlayış vardır. CHP Sünni Müslümanlığın da, Aleviliğin de, azınlıkların da inançlarıa uygun ritüellerinin önündeki bütün engellemelerin kaldırılmasını savunur. Bu anlamıyla sonuna kadar inanç özgürlüğünde yanadır.
30 yılı aşkın bir süredir iktidarda bulunan AKP hükümetinin özellikle Aleviliği görmezden gelmesi, yasa ve yönetmeliklerde bulunan ayrımcı maddelerin varlığını sürdürmesine karşı CHP’nin özgürlükçü ve eşitlikçi bir yaklaşım benimsediğinin altını

Yasalar eşit uygulanmalıdır....
Bir başka düzenleme ise 3.7.2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin görev ve sorumlulukları” başlıklı 14’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yapılmıştır.
Buna göre belediyeler; mabetlerin yapımı, bakımı ve onarımını yapabilecekleri belirtilmiş; “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları” başlıklı 15’inci maddesinin beşinci fıkrasında ise 12.11.2012 tarihli ve 6360 sayılı kanunun 18’inci maddesiyle eklenen “Belediye ve bağlı idareler, meclis kararıyla mabetlere indirimli bedelle ya da ücretsiz olarak içme ve kullanma suyu verebilirler” hükmü ile belediyelere ibadet yerlerine indirimli veya ücretsiz su verilmesi yetkisi tanınmıştır..

AİHM kararı derhal uygulanmalıdır...Hatırlanacağı gibi CEM Vakfı Cemevlerinin de tıpkı cami, kilise ve sinagoglar gibi elektrik tüketimi nedeniyle muaf tutulması gerektiğini belirterek  bu giderlerin devletçe karşılanması talebiyle 2006 yılında dava açmıştır. Yerel mahkeme, CEM Vakfı’nın açtığı davayı reddetmiş; Yargıtay da verilen ret kararını onamıştır. İç hukuk yollarının tükenmesi üzerine davayı AİHM’ye taşıyan CEM Vakfı, davayı kazanmıştır., Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ayrımcılığı yasaklayan 14’üncü maddesini ve “inanç özgürlüğünü” güvence altına alan 9’ncu maddesini ihlal ettiğine karar vererek Cemevlerinin ibadet hane olduğu tescillenmiştir.
Anayasamızın 90’ncı maddesine göre iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne karşı anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne iptal davası açılamadığı gibi AİHM kararları da AİHM’nin yargı yetkisini tanıyan Türkiye açısından bağlayıcı nitelik taşımaktadır.
           Bu bağlamda, cemevlerinin ibadethane/mabet olduğu AİHM kararıyla tescillendiğinden, belediyelerin cemevleri için arsa tahsis etmesi, yapım, bakım ve onarımını üstlenmesi ve bedelsiz veya düşük bedelle içme veya kullanma suyu vermelerinde hukuksal herhangi bir engel bulunmadığı gibi bunları yerine getirmek belediyelerin yasal görevleridir.
Maalesef hükümet, AİHM’nin kararına rağmen iç hukukumuzda gerekli düzenlemeyi yapmaktan kaçınmaktadır. Bu durum, sorunun çözümünü daha da zorlaştırmaktadır.. bu nedenle bazı bölgelerde Alevi vatandaşlarımızın inanç özgürlüğü konusunda belediye hizmetlerinden yararlanırken başka yerlerde yararlanamaması anayasamızdaki eşit yurttaşlık ilkesine aykırıdır.

Sincan Belediye başkanı Murat Ercanın hatasından dönerek Sincan da yaşayan Alevi Bektaşi halkının özgür ce ibadet etmesi için Cemevi ve Kültür merkezini yapmasını istiyoruz.

Lösev2
Paylaş
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği