Sivil Toplumun Üstüne Gölge Düşmesin: Kent Konseyleri Siyasetin Arka Bahçesi Değildir!
Kent konseyleri, toplumun farklı kesimlerini bir araya getiren, yerel yönetimlere katkı sağlayan ve siyaset üstü bir yapıya sahip olması gereken platformlardır. Bu yapılar, demokratik katılımı, sosyal adaleti ve toplumsal kalkınmayı desteklemek amacıyla kurulmuştur. Maalesef bu ideal yapının, siyasi hesaplar ve kişisel çıkarlarla gölgelenmesine tanık oluyoruz.
Ankara Kent Konseyi’nin Kırsal Kalkınma Çalışma Grubu’nda üç yıl boyunca gönüllü çalışarak, kooperatifimiz adına Ankara’nın köylerine katkıda bulunmaya çalıştım. Ancak geçen süre zarfında bu platformun asıl amacından uzaklaştığını, siyasetin arka bahçesine dönüştüğünü görmek büyük bir hayal kırıklığı yarattı.
Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz’ın, kent kaynaklarının doğru kullanılıp kullanılmadığını takip etmek ve toplumsal kalkınmaya hizmet edecek stratejiler geliştirmek yerine, siyasi ajandalarla hareket ettiğini üzülerek gözlemledim. Sayın Yılmaz’a tavsiyem, bu platformların bir siyasi partinin aday tanıtım sahası değil, ortak akıl ve iş birliği mekanizmalarının geliştirilmesi gereken demokratik yapılar olduğunu hatırlamasıdır.
Öte yandan, Kent Konseyi Genel Sekreteri Ömer Şan’ın, seçtiğimiz Kırsal Kalkınma Çalışma Grubu sözcüsünü yok sayması ve demokratik bir üslup yerine mobbing uygulayarak sert ve otoriter bir tutum sergilemesi kabul edilemez. Karadeniz’in sert rüzgarlarını Ankara’nın demokrasi ortamına taşımaya çalışması, oradaki gönüllülerin motivasyonunu kırmakta ve katılımı azaltmaktadır. Buradan Ömer Şan’a sesleniyorum: Bırak o hırçın dalgalar Rize’de kalsın, Ömer abi! Ankara demokrasinin başkentidir. Antidemokratik dalgaları içine alır ve yutar.
Daha da vahim olanı, Halil Yılmaz ve Ömer Şan’ın bu antidemokratik ve keyfi uygulamaları, hepimizin sevdiği ve Türkiye’nin geleceği adına büyük umutlar beslediği Sayın Mansur Yavaş’a da zarar vermesidir. Bu tutumlar, sadece kent konseyini değil, aynı zamanda Mansur Yavaş’ın demokratik vizyonunu ve toplumdaki geniş kabulünü de gölgelemektedir. Bu durum, hem siyasi hem de toplumsal açıdan kabul edilemez bir durumdur ve derhal düzeltilmelidir.
Kent konseylerinin, bağımsız ve etkin bir şekilde çalışabilmesi için finansal destek alması gerekmektedir. Ancak mevcut durumda, belediyelerin bütçe ayırması kent konseylerinin bağımsızlığına gölge düşürebilmektedir. Bu nedenle, kent konseylerinin bütçeleri için kalkınma ajanslarından fon sağlanması önemli bir adım olacaktır. Bu çözüm, hem belediyelerin üzerindeki mali yükü azaltacak hem de konseylerin siyasi etkilerden uzak, özgür bir şekilde çalışmasını sağlayacaktır.
Demokrasi uzun ve zahmetli bir yol olabilir. Ancak bu yolda, kutuplaşmadan, birbirimize düşman olmadan, ortak hedefimiz olan ülkemize hizmet anlayışıyla ilerlemek zorundayız. Çünkü hepimizin sadece tek bir vatanı var ve bu vatan için birleşerek kazanmak zorundayız.
Kent konseyleri siyasetten arınmalı, siyasetin değil halkın sesi olmalıdır. Yoksa kentlerimiz adına havanda su dövmeye devam ederiz.
Nilay Ateşoğulları
Ankara ve Anadolu Sevdalısı
Anadolu Kalkınma Kooperatifi Başkanı


































