Telefon
WhatsApp
UMUT AKDOĞAN TBMM'DE DENİZLERİ ANDI...
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

 

 

 

 

 

 

 

 

UMUT AKDOĞAN, Denizleri anmak için TBMM'de söz almış.

Konuşmasını izledikten sonra meclis tutanaklarında inceledim.

AKDOĞAN binlerce yıllık Anadolu tarihinin birkaç dakikada anlatmış.

Ezilenler ve ezenleri anlatmış.

 

İdeolojiler ölmüşmüş... artık bazı şeyleri geride bırakmak gerekiyor-muş...

CHP'nin merkez partisi olması gerekiyor-muş...

Türkiye'de yeni bir dönem başlamış-mış !

Artık CHP değişmeliy-miş... gibi köksüz ve geleceksiz görüşlere karşı

 

AKDOĞAN'IN konuşması ve tespitleri tarihi önem ve anlam içermektedir.

Kamuoyunda UMUT AKDOĞAN'ın sahiplenilmesi ise CHP'nin kendisi olmasının yeterli olduğu gösteriyor...

UMUT AKDOĞAN'IN TBMM'de yaptığı konuşma...

 

7 Mayıs 2024 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Gülizar BİÇER KARACA

KÂTİP ÜYELER : Sibel SUİÇMEZ (Trabzon), Rümeysa KADAK (İstanbul)

 

BAŞKAN – Gündem dışı üçüncü söz 6 Mayıs 1972'de gerçekleştirilen idamların 52’nci yılında “Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan; darağacında 3 fidan” hakkında söz isteyen Ankara Milletvekili Umut Akdoğan’a aittir.

Buyurun Sayın Akdoğan. (CHP sıralarından alkışlar)

UMUT AKDOĞAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; cesur yüreği, yüksek bilinci, sağlam karakteri, vazgeçemediği parkası ve idam edilirken ayağından düşmesin diye sımsıkı bağladığı postalından başka bir şeyi olmayan merhum Sayın Deniz Gezmiş’i elli iki yıldır milyonlar özlemle anıyor. Onları mezarlıkta yan yana gömmekten korkanların çocukları ise yıllarca kimin evladı olduğunu saklamak zorunda kalıyorsa bundan herkesin büyük dersler çıkarması gerekir.

Deniz, Hüseyin İnan’a idama giderken “Korkuyor musun?” diye soruyor. Hüseyin, Deniz’e şöyle cevap veriyor: “Biz korkularımızı Kerbela’da bıraktık.” İşte, Hüseyin’in bu cevabı emperyalizme karşı, faşizme karşı yıllardır direnen gençlere ışık tutuyor. O ışık tutarken, bakın, açık konuşuyorum; görüşünün ne olduğu, hangi partiden olduğu fark etmeksizin, onların idamını onaylayanların çocukları, babalarının bu tercihlerinden utanıyorsa bundan herkesin ders çıkarması gerekir. Yusuf Aslan beyaz gömleğini giyer ve “Ben ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluğu için şerefimle bir defa ölüyorum; sizler, beni asanlar, şerefsizliğinizle her gün öleceksiniz.” diye haykırır ve cesaretle ölüme giderken infaz savcısının âcizliği cellada verdiği “Tabureyi çek.” talimatına saklanıyorsa, Yusuf elli iki yıl önce öldürülüyor ama elli iki yıldır hâlâ yaşıyorsa bundan herkesin ders çıkarması gerekir.

Zaman kamuya mal olmuş insanları ikiye ayırır: Bir, tarihe geçenler; iki, hesap verecek olanlar. Sistematik, dönemsel bir mezalime ortak olmuşsanız siz hesap vereceklerdensiniz. Gencecik evlatları ölüme yollamışsanız, Sivas gibi bir katliam zaman aşımına uğradığında “Hayırlı olsun.” demişseniz, Roboski’deki utancı görmemişseniz, Berkin Elvan’ın annesini miting meydanlarında on binlerce kişiye yuhalatmışsanız, Gezi’de kaybettiğimiz canlara yanmamışsanız, Sinan Ateş’in cinayetiyle ilgili on yedi ay sonra bir iddianame değil de bir örtbasname hazırlamışsanız siz tarih önünde hesap verirsiniz.

Kimler tarihe geçer? 23 yaşında Filistin meselesini davasının merkezine koymuş Deniz Gezmişler, Uğur Mumcular, Metin Göktepeler, 1 Mart tezkeresinde cesaretle burada “hayır” oyu vermiş AK PARTİ’li, CHP'li milletvekilleri, Recep Yazıcıoğlu gibi valiler, Gaffar Okkan gibi emniyet müdürleri, Cumartesi Anneleri, 2 Temmuzda dilinde bir Pir Sultan Abdal dizesi, elinde bağlaması yüreği sızısıyla Sivas'a gidenler tarihe geçer, siz ve sizin gibiler de tarih önünde yargılanırlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Ey zalimler, ister kaymakam olun, ister vali; ister hâkim olun, ister savcı; ister vekil olun, ister bakan; boşa çiğniyorsunuz yalan dünyayı. Bin dört yüz senedir yapıyorsunuz bunu, Nesimi’nin derisini yüzerken yaptınız bunu, Hallacı Mansur’u asarken yaptınız bunu, Kubilay’ın başını keserken yaptınız bunu, sağcı solcu, kardeşi kardeşe kırdırırken yaptınız bunu, Mustafa Pehlivanoğlu’nu annesi son kez görmeden asarken, Erdal Eren’i asmadan önce yaşını büyütürken yaptınız bunu.

 

 

ERHAN BAYDAR

Lösev2
Paylaş
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği