Telefon
WhatsApp

Akşener'e mektup...
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

Sayın Akşener çıktığı bir televizyon kanalında, “CHP’ye şu an bir borcumuz yok. Bir borç vardıysa 31 Mart seçimlerinde ödedik. Hatta alacaklı hale geldik. İBB’de 2 genel müdür , 2 genel müdür yardımcısı dışında hiçbir şeyimiz yok.  Tamamen Kılıçdaroğlu’nun atadıklarından oluşuyor…” dedi.

Akşener, daha önce de “Biz sisteme bir engelsek o masadan kalkarız. Oraya HDP’yi oturtabilirler. Bizim olduğumuz masada HDP olmaz… Ekrem Bey veya Mansur Bey aday gösterilirse biz varız… Mansur Beyin adaylığı konusunda gayretlerimiz oldu… Muhalefetin içinde bir grup var. Herkesi terbiye etmeye çalışıyorlar… HDP’nin o masada olmasını söyleyen, bizi terbiye etmek isteyen bir kesim var… Türkiye’de yaşayan Kürtlere yönelik haksızlık olduğunu söylüyorum. Bütün Kürtlerin HDP’li gibi bir çuvala doldurulmasının yanlışlığını söylüyorum… Parmak sallama hali, arkadaşlarımızı rencide ediyor…” demişti.

 

Sayın Akşener daha birçok şey söylüyor. Hem de söylemek için zurnanın zırt dediği zamanı seçiyor.

 

27 Eylül sabahı Halk TV’de İsmail Küçükkaya’nın konuğu Murat Karayalçın idi. 6’lı masanın yetkilisi değildi elbette Sayın Karayalçın. 6’lı masa bileşeni CHP’nin eski Genel Başkanı, yetişmiş bir devlet adamı olarak izleyenlerin ufkunu açan bir söyleşi yaptı. Programı keşke Akşener de izleseydi diye düşündüm . Programı izleseydi, eminim, F. Altaylı’ya söylediği lafların yarısından fazlasını söylemezdi.

 

Gelelim Sayın Akşener’in tırnak içine aldığım sözlerine ve yanıtlarıma:

 

Sayın Akşener, “CHP’ye bir borcumuz yok, 31 Mart’ta ödedik, aldığımız 2 genel müdürlük” diyorsunuz. Oysa, 31 Mart tavrınızın AKP’nin halkı perişan eden politikalarına son vermek, demokratik açılımların yolunu açmak olduğunu sanıyordum. Tıpkı, CHP’nin hiçbir hesap yapmadan size 15 vekil transfer etmesi gibi. Ve yine en iyi siz bilirsiniz ki, Ankara Büyükşehir Belediyesi kadrolaşmasında CHP’nin, CHP’lilerin adı bile geçmiyor. Kadroların yüzde doksanı, sizin düşüncenizde olanlar. Oysa, sizin ısrarlarınıza karşın, sizin partinizin adayı olursa seçilemeyeceğini hesaplayan Mansur Yavaş, CHP’yi tercih etti. CHP’nin adayı M. Yavaş, sadece bizim ve sizin oylarınızla değil, Ankara’daki 200 bin HDP’linin de oyunu alarak 105 bin oy farkıyla seçimi kazandı. Tıpkı İstanbul’daki HDP oylarının (sizin oylarınızın iki katı) adayımıza karşılıksız gelmesi gibi.

 

“Biz sistemde engelsek, o masadan kalkarız, HDP’yi oturtsunlar” diyor, bize PARMAK SALLIYORSUNUZ.

 

Sayın Akşener, naçizane görüşüm, demokrasi derdimiz varsa ne sizsiz, ne de HDP’siz olmaz bu iş. Tahterevallinin bir ucu sizseniz, bir ucu da HDP’dir. Sıkça tarihçi olduğunuzu tekrarlıyorsunuz. Dünya Siyasi Tarihini de çok iyi bildiğinizi düşünüyorum. HDP ile PKK’yı bir kefeye koymadan önce, İspanya’da Bask, İngiltere/İrlanda’da İRA olayını, çözümünü, kimlerin masada yan yana geldiğini tekrar okumanızı haddim olmayarak öneririm.

Parmak sallama ve muhataplarını yok sayma konusunda da arkadaşlarınızın eline kimse su dökemez.

 

Sayın Akşener, ne siz bizden, ne biz HDP’den, ne HDP DEVA’dan, kimse kimseden fazla sevmiyor bu ülkeyi. Türkiye’yi herkes en az benim, en az sizin kadar seviyor.

Bir daha “Allah kahretsin. Seçtirmek zorundaydım” demememiz için, armudun sapı-üzümün çöpü hesabı yapmayalım.

 

Demokrasinin tüm kurallarıyla işlediği, Demokratik Türkiye dileğiyle saygılar sunarım.

Lösev2
Paylaş
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği