Telefon
WhatsApp

ALIŞA ALIŞA GELDİK BUGÜNLERE
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

Fazla geriye gitmeyelim. Milat olarak Kasım 2002 tarihinde AKP’nin siyaset tarihinde boy gösterdiği ve 20 yıldır devam eden süreci, bu süreçte AKP’nin “hedefine” ulaşması için elini bilerek ya da bilmeyerek nasıl rahatlattığımızı yazayım.

 

2002 Kasım Seçimleri yapıldığında TBMM’de milletvekili sayısı 550 idi ve parlamentoya girebilmek için Türkiye genelinde %10 oy barajını aşmak gerekiyordu. Seçimlere 18 siyasi parti ve bağımsız adaylar katıldı. Seçim sonucu %10 barajını aşan AKP (%34.29-363 milletvekili), CHP (%19.38-178 milletvekili) ve 9 bağımsız aday (%1.00) parlamentoya girmeye hak kazandı. Bağımsız adaylardan biri de, Siirt’ten seçime giren ve kazanan Jet Fadıl idi.

 

Anayasa gereği, Başbakan’ın milletvekili olması gerekiyor. AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İBB Başkanlığı döneminde okuduğu bir şiirdeki söylemleriyle, “Halkı kin ve nefrete teşvik” suçlamasıyla yargılanıp (birilerine ahmak dediği için değil), siyasi yasaklı olduğundan YSK tarafından milletvekilliği başvurusu reddedilmişti. Bu nedenle de kurulan AKP Hükümetinin Başbakanı Abdullah Gül oldu. TBMM’de “Milli İrade’nin %54.67’si temsil edildi. Milli İrade’nin %45,33’ü meclis dışında kaldı ve bu durum zamanın CHP yöneticilerini hiç ama hiç incitmedi!

 

Ne zaman incindi ne zaman “demokrasi ayıbı” CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın aklına geldi, kimler aklına getirdi(!) bilemeyiz ama, Baykal birdenbire titreyip kendine geldi ve “İktidar Partisi’nin Genel Başkanı’nın siyasi yasaklı olması bir demokrasi ayıbıdır. Bu durum derhal düzeltilmelidir” diyerek AKP siyaset mühendislerinin hazırladıkları ve anayasada da yeri olan bir formül ile Siirt bağımsız milletvekili Jet Fadıl’ın davaları nedeniyle vekilliği düşürüldü. AKP Siirt Milletvekili Mervan Gül ve CHP Siirt Milletvekili Ekrem Bilek istifa ettirilerek, ara seçim yapılması için Siirt ili TBMM’de temsilcisiz bırakıldı. (Öncesinde de Erdoğan’ın milletvekili olabilmesi için Siyasi Partiler Yasası’nda yapılan değişiklikle Erdoğan’ın siyasi yasağı kaldırıldı).

 

3 Mart 2003 tarihinde yapılan ara seçimle Siirt’te AKP milletvekilliklerinin 3’ünü de kazandı. (Centilmen Baykal’ın istifa ettirilen milletvekili Ekrem Bilek’in bile seçilmesine izin vermedi Erdoğan!)

 

Baykal-Erdoğan gizli görüşmesinin (Beylerbeyi Bosphorus görüşmesi) gerekçesi “demokrasi ayıbının” ortadan kaldırılması mıydı, yoksa başka bir pazarlık mıydı, tarih bir gün yazacak elbet. Nitekim, AKP İktidarının hukuk tanımaz uygulamaları nedeniyle eleştirilen Baykal, hiçbir zaman görüşmede konuşulanları, pazarlığı açıklamadı ama “bugün olsa, aynı şeyi yaparım” diye demokrasi havariliğine devam etti.

 

7 Haziran 2015 Genel Seçimleri sonunda AKP, TBMM’de çoğunluğu kaybetti. Erdoğan, şok yaşıyordu. Kamuoyu önüne çıkmıyordu. İmdadına kim yetişti dersiniz? Baykal… 10 Haziran 2015 tarihinde Dışişleri Konutunda Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na haber vermeden Erdoğan ile 2,5 saatlik bir görüşme yaptı. (Hangi yetki(!) ile görüşmeye gitti, kimler yetkilendirdi belli değil) Görüşme sonunda “Erdoğan’ı iyi niyetli gördüm. Meclisin açılışını yapacak en yaşlı üyeyim. Görüşme gereği duydum” dedi. Acaba Meclis Başkanı mı olacaktı, söz mü almıştı, bu kez kandırılmayacak mıydı bilinmez. Aynı tarihlerde kimilerinin de Erdoğan ile pazarlık yaptıkları ve güvenlik güçlerinin yaptıkları ve yapacakları kimi eylemleri nedeniyle soruşturulmamaları için yasa çıkarılması konusunda yaptıkları pazarlıktan söz edildi. Baykal- Erdoğan görüşmesi sonrası 1 Kasım 2015 seçimlerine kadar olanları da okuyucu da, tüm Türkiye de biliyor.

 

2016 Yılında “dokunulmazlıkların kaldırılması” konusunda yapılan Anayasa değişikliği ile milletvekillerinin tutuklanmalarının önünün açılacağını bile bile, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu “yapılacak değişiklikler anayasaya aykırı ama evet oyu vereceğiz” diyerek TBMM’de yapılan değişiklik oylamalarına evet dedi. AYM’ye iptal başvurusu için gerekli 110 imzaya CHP’li milletvekillerinin destek olması da “ihraç ederiz” tehdidi ile engellendi.

16 Nisan 2017 Anayasa değişikliği referandumunda yapılan halk oylamasında 2,5 milyon dolayında mühürsüz oy pusulası kullanıldı. Yasa, oy pusulalarının geçerli olabilmesi için sandık kurulu mührü ile mühürlenmiş olması şartı aradığı halde, halk oylaması devam ederken YSK mühürsüz oy pusulalarının geçerli sayılacağı(!) kararı verdi. Maç oynanırken kural değişmişti. CHP yönetimi buna da zamanında tepki ver(e)medi. Erdoğan’da “atı alan Üsküdar’ı geçti” dedi. Sonuçta sadece HDP’li milletvekillerinin değil, CHP’li milletvekilinin de dokunulmazlığı kaldırılarak cezaevine atıldılar.

 

Yazılacak çok olay var. Anadolu’da “kendi taşımızla kendi kafamızı yarmayalım” derler.

AKP-MHP ortaklığının teklif ettikleri her yasa, Anayasa değişikliğine, hele de seçimlere 6 ay kalmışken “evet” demek saflık değil, iş bilmezliktir. AKP’nin hedeflerini bilmemek mümkün mü?

 

Kimseye iğne batırmayalım. Çuvaldızı defalarca kendimize batıralım…

 

Kurbağa suyun ısındığını hissedince sıçramaya, kazandan kurtulmaya çalışıyor. Bizler aynı kazana, suyun ısıtılacağını bile bile defalarca girdik; artık o kazana girmeyelim…

Bilerek ya da bilmeyerek AKP-MHP Ortaklığının “işlerini” kolaylaştırdığımız yeter.

 

Feda ettiğimiz SARI ÖKÜZ’ler yeter.

 

Lösev2
Paylaş
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği