Gerçek gündemi göz ardı edip, her şeyi bağlamından kopararak tartışmak, güzel ülkemin siyasetçilerinin bir özelliği galiba. Dünya siyasetini hasbelkader takip eden biri olarak rastlamadım başka yerlerde böyle siyasete, siyaset yapanlara.
Açlık-yoksulluk diz boyu. Semt pazarlarında insanlar akşamın saat 7-8’ini beklerken fiyatı düşmüş meyve sebze almak için, çiftçi, tarlasını sürmek için traktörüne mazot koyacak para bulamazken, öğrenci, kazandığı üniversiteye kayıt yaptırdıktan sonra, yerleşeceği yurda ulaşamadığı ve ev kiraları da füze gibi yükseldiğinden kayıt dondurmuşsa, köylerin çoğunda ilk okullar kapatılıp taşımalı eğitime geçildiğinden, anneler, başka köye sabah akşam taşınan çocuklarının besleme çantalarına bir şey koyamazken…
Bir yandan da yatlar katlar edinen, edindikleri servetlerinin kaynağını gösteremeyen, buna rağmen de soruşturulamayan, menfaat birliktelikleri bozulunca da pislikleri ortaya saçılan bir elit kesim…
Ne mi yapıyor ülkem siyasetçileri ve Dünya siyasetçileri bu durumda?
Kırk yıl diktatörlük altında inim inim inlemiş bir ülkede, diktatör ölünce, yerine geçen monark, ülkesindeki demokrasinin diğer Avrupa ülkeleri ayarında olması için atadığı başbakana “anayasa değişikliği yapılmalı ve yeni anayasada bütün özgürlükler sınırsızca yer almalı, herkes düşündüğünü rahatça ifade edebilmeli, inancını korkusuzca sergileyebilmeli” diyebiliyor.
Bizde ise anayasa değişiklikleri, iktidarların, iktidarlarını uzatabilmek için başvurdukları bir yöntem. Ne yazık ki muhalefetlerimiz de iktidarların oyununa koşa koşa katılıyor.
Türkiye’deki halkın yaşam koşullarını yukarıda anlatmaya çalıştım. Gündem belli iken, Ana Muhalefet lideri, halkın gündeminde olmayan “türbanın yasal statüye kavuşturulması” için yasa değişikliği önerisi veriyor. Al sana sanal bir gündem. Ekonomik ve siyasal anlamda sıkışan iktidar kaçırır mı bunu, magazin diliyle “gollük pas aldım, gole çeviririm” demeye başladılar. Gelin anayasa değişikliği yapalım diyor iktidar. Yapacağı anayasa değişikliği ile halkın yaşam kalitesini mi düzeltecekler, hayır. Tarikatların daha da rahat çalışabilmelerinin önü açılacak.
Oysa, son 20 anayasa değişikliğinin bir tanesi ANAP, ikisi DYP-SHP Koalisyonu, dördü DSP-ANAP-MHP Koalisyonu, on üçü tanesi de AKP İktidarı zamanında olmuştur. AKP İktidarınca yapılan değişikliklerin tarihleri de 27.12.2002-07.05.2004-21.06.2005-29.10.2005-13.10.2006-10.05.2007-31.05.2007-16.10.2007-09.02.2008 (bu değişiklik Anayasa Mahkemesince iptal edildi)-12.09.2010-17.03.2011-21.01.2017 (16.04.2017 tarihli halkoylaması ile onaylanmıştır) şeklindedir.
Anayasa değişiklikleri toplumun geniş mutabakatı olmadan, birilerinin o anlık ihtiyacını karşılamak için yapılırsa, otuz beş yılda yirmi kez anayasa değiştirilir, yeni değişiklikler için birileri gollük pas atar, birileri de gollük pası gole çevirir.
Bu paslar ve goller açlığı, yoksulluğu, yolsuzlukları ortadan kaldırır mı? Demokrasinin bütün kurallarıyla işlemesinin önünü açar mı?




























