Telefon
WhatsApp

ATATÜRK’TEN HATIRALAR
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

 

 

 

 

 

 

 

 

ATATÜRK’TEN HATIRALAR

 

TBMM’de 2024 Yılı Genel Bütçe görüşmelerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kullandığı Sarayın (Külliye) günlük masrafı muhalif milletvekillerince tartışmaya açılınca, Sayıştay 2022 Denetim Raporu’ndaki veriler aklıma geldi. Rapora göre Saray’ın günlük masrafı 15 milyon 533 bin 688 lirayı buldu. (T24. 21 Eylül 2023)

Haberi okuyunca, yıllarca Atatürk’ün Özel Kalem Müdürlüğü’nü yapan Hasan Rıza Soyak’ın ATATÜRK’TEN HATIRALAR (YKY sayfa 655-656) adlı kitaptaki anılarına tekrar bakma ihtiyacı duydum. Şöyle diyor Hasan Rıza Soyak:

 

“Cumhurbaşkanına 1927 senesine kadar ayda 5000 lira maaş ve 7000 lira fevkalade tahsisat verilmekte idi. 1927 senesinde bunlara, umumi bir kanun ile ve ‘pahalılık zammı’ adı ile 2480 lira ilave edilmiştir…1932 senesinde çıkan bir kanun ile bilhassa yüksek maaş ve ücretlere kademeli olarak artan nispeten ağır vergiler konmuştu. Buna göre Cumhurreisinin maaş ve tahsisatından kesilecek olan vergi miktarı 5401 liraya çıkmış ve ele geçen miktar 9078 liraya düşmüştü…Diğer taraftan o zamana kadar (12 Haziran 1927) yaverler ve muhafız polislerle beraber, Köşkün içinde ve dışında çalışan bütün müstahdeminin iaşesi ve Köşkün sair masrafları Atatürk tarafından yapılmakta idi; hatta istasyondaki binada bulunan  Hususi Kalem (Özel Kalem) memurları da, öğle yemeklerini yine masrafı Atatürk tarafından ödenen bir tabldottan yiyorlardı. Her günkü iaşe mevcudu sabah ve akşam misafirlerle beraber 90-100 kişiyi buluyordu…Seyahatlerinde, Devletçe kendisine yalnız tren veya vapur gibi vasıtalar temin ediliyordu; diğer masraflar tamamen Atatürk’ün kesesinden çıkıyordu…maiyeti için dahi harcırah diye bir şey bahis konusu değildi.”

 

Soyak, aynı kitabın 461 ve 462. sayfalarında da Atatürk’ün, ‘partili’ kimilerinin devlet memurları üzerinde baskı oluşturmalarına tahammül etmediğinden bahisle bir anısını aktarıyor:

“Atatürk sorumsuz parti adamları ile öteden beri tahakkümü itiyat edinmiş bulunan birtakım şahıs ve zümrelerin, devlet memurları üzerinde baskı yapmalarına, hiç tahammül etmezdi…Bu hususta bir misal vereceğim.”

Olay şudur:

Kazım Dirik İzmir valisidir. İzmir’in parti müfettişi de (tek parti dönemi) Balıkesir Milletvekili Hacim Muhittin Çarıklı’dır. Çarıklı’nın parti müfettişi sıfatını kullanarak Vali üzerinde baskı kurduğuna ilişkin dedikodular üzerine, Atatürk İzmir’e gider. Vali ve parti müfettişi ile toplantı yapar ve sonuçta da Parti müfettişini parti müfettişliğinden istifa ettirir. Gelelim Soyak’ın anılarına:

Atatürk Soyak’a der ki: “Bu büyük bir derdimiz çocuk…Vali bulunduğu vilayette devletin mümessilidir; oranın her halinden kanunen o mesuldür. Parti müfettişinin ise orada kanunu ve resmi hiçbir sıfatı, sorumluluğu yoktur. Onun vazifesi, nihayet, Parti işlerini düzenlemekten ibarettir; icra işlerine müdahale edemez, etmemesi lazımdır. Fakat bizde ta İttihat ve Terakki murahhaslarından kalma sakim bir itiyat vardır. Bu zatlar kendilerini icra işlerinden de vazifeli ve yetkili saymaktalar…eğer parti müfettişi, valiye hükmeden bir duruma gelirse orada devlet işleri ve otoritesi, kanunen sorumsuz bir adamın eline geçmiş demektir ki, böyle bir hal büyük bir felaket, fecaat olur…Çocuk, bilir misin ki İttihat ve Terakki’nin başarısızlığa uğramasının en mühim sebeplerinden biri, idareyi mesullerden ziyade, gayrimesullerin eline bırakmış olmasıdır. Bu yüzden memleketin her bakımdan ne kadar büyük, ağır kayıplara uğradığını hep biliyoruz. Şimdi bir valinin mebus olan bir parti müfettişi ile herhangi bir meseleden dolayı ihtilafa düştüğünü tasavvur edelim. (Günümüzde il-ilçe yöneticileri bile ‘yetkili’) Elbette vali kendini savunamayacaktır. İhtimal ki, bu yüzden işini de kaybedecek, hiç değilse fena not alacaktır…Çoluk çocuk sahibidir, bir gün açıkta kalırsa, zarurete düşecektir. Herkesten kahramanlık beklenemez, muhtemeldir ki birçokları kendileri için çıkar yolu, kanunlara aykırı olarak, yetkisizlerin kanunsuz arzularını yerine getirmekte bulacaklardır. İşte o zaman fecaat baş gösterecektir. Mesuliyet de sorumsuz müfettiş ve parti yetkililerinin değil, valinin olacaktır… Olmaz çocuk…sorumlu devlet memurlarının kanuni salahiyetlerini, mesuliyetlerini de gözden uzak tutmayarak, her zaman tam ve serbest olarak kullanmalarını temin etmeli, icra işlerine kim olursa olsun, sorumsuz adamları karıştırmamalıdır.”

 

 

 

Lösev2
Paylaş
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği