Telefon
WhatsApp

BELLEDİYSEN UNUT
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

Rahmetli dedem Ahmet Özdemir namı diğer Şeytan Ehmet. Şeytanlık unvanını kurnazlığından, bozgunculuğundan, fitne fesatlığından değil, Adana'ya pamuk çapasına ve pamuk toplamaya gidermiş. Çadırlarda ve zor şartlarda yaşam sürdürdüğü için, bit düşermiş yatağına yorganına, üstüne başına. Sıcağın altında cayır cayır yanar, zayıflar, çelimsizleşerek gelirmiş köye. Deyim yerindeyse adamlıktan çıkmış bir vaziyette dönermiş köye. Merakla sorarmış köylüler nasıl yaşadığını, nerede kaldığını. O da naylondan çadır yapıp içinde kaldığını anlatırmış onlara. Bu kara kuru yıpranmış hâlini gören köylüler;

-“Ehmet tam şeytana dönmüşsün, kaldığın yerde şeytan damı” deyip ŞEYTAN lakabı takmışlar. Benim Ehmet dede olmuş ŞEYTAN Ehmet.

Ömrünü amelelikle, ırgatlıkla geçirmiş. İşten güçten başını kaşıyacak zaman bulamadığı gibi Şeytanlık yapmaya fırsat bulamamış. Yine bir gün tarlada çalışıp, aç ve bitap düşmüş halde kendini eve atmış. Fadime ebem (babaannem);
- Herif yorgun argın geliy acıhıy böğön gözel bir aş bişiriym diyor.

Ama yokluk yoksulluk, elde avuçta, kilerde dolapta, undan bulgurdan başka bir şey yok.

- Bi gonşuya gediym ne bişiriy bahıym belki değeşik bir aş bulurum diyerek köyün içine gidiyor.

Ebem için değişik olan bir yemeği öğrenip geliyor ve yemeği pişiriyor. Dedem gelince ibrik ve elleğinini getiriyor eline su döküp elini yüzünü yıkatıyor. Sonra da dedemin ayağını yıkıyor. Omuzuna attığı peşkiri verip elini yüzünü sildiriyor. Değişik yemek yaptı ya, yer sofrasını sermiş hemen sofraya oturuyorlar. Dedem yufka ekmekten biraz bölüp sokum yapıyor, yemekten bir sokum alıyor. Ebem dedemin yüz ve mimiklerinden beklediği beğeniyi almadığını fark ediyor. Dedem için başka seçenek olmadığından mı? Fadime’sini üzmemek  için mi? Emeğine saygı duyduğu için mi bilmem yemeğini yiyip bitiriyor.

- Allah bin bereket versin çok şükür dedikten sonra, ebeme bakıp;

- Fadime’m bunu bellediysen unut, diyor.

Kırmıyor, dökmüyor, üzmüyor; sevmedim, beğenmedim, güzel değildi, hoşuma gitmedi bile demiyor.

Bir mektep, medrese yüzü görmemiş, köylü Şeytan Ehmet’e bakın; birde salyalarını akıta akıta, lağım kokusu sözler ile önüne gelen herkese, kuduz köpek gibi saldıranlara bakın.

Eleanor Roosevelt “Büyük beyinler fikirleri tartışır, orta halliler olayları, küçük beyinler ise insanları” diyor.”

Maalesef ki yurdum insanı hemen kişiye odaklanır, saldırır, küfür ve hakaret eder; döver söver öldürür bunu da kendine hak görür. Doktor dövme hakkı kazandığını gurur duyarak söyler. Ama sistem hakkında tek kelime söylemez eleştirmez. Hastanede randevular dolu diyen sağlık çalışanına saldırır, niçin randevu verilmediğini sorgulamaz.

Öğretmene saldır, hakaret et, döv; eğitim sistemi hakkında, olumsuzlukların nedenleri hakkında eleştiriyi bırak övgüler yağdır. İdeal bir sınıfın 20 kişi olması gerekirken, 50-60 kişilik sınıflarda çocuğunun okumasına ses çıkarmaz, aldığı maaşla ev kirasını bile veremeyen öğretmenin aldığı parayı. Kendinin değil egemen sınıfın keyfine göre planlanan tatilin dedikodusunu yapar. Sanki tedavi ve ilaç ücretini eczacı belirlemiş, bu parayı eczacı cebine koyuyormuş gibi, eczacıya küfür ve hakaret eder para vermez. Kavga eder ama sağlık sistemine toz kondurmaz, hatta sağlıkta devrim propagandası yapar.

''Küçük insanlar kişileri normal insanlar olayları, büyük insanlar fikirleri tartışırlar.'' Kişileri konuşarak küçük ve ucuz insan olmayın. Olayları olguları ortaya yatırın, çözüm yolları üretilmesine, halkın yararına şeyler yapılmasına vesile olun. Eleştiri insanı düzeltir, eleştirin tartışın topluma, doğaya, insanlığa  bir katkınız  olsun. Beyinlerinizi geliştirin, küçük ve ucuz insanlara özenmeyin, onların afili hal ve hareketlerini rol model almayın. Alışkanlık ve davranış haline getirdiğiniz bu durumlarınızdan kurtulun.

Şeytan Ehmet’in torunu olarak söylüyorum, “bunları bellediyseniz unutun.”

Lösev2
Paylaş
Arşiv Şaban özdemir Arşivi Tümü
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği