Telefon
WhatsApp

Bir gün de huzurla uyuyup sükunete uyanabilsek...
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

6’lı Masa’nın Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş için Anayasa Değişiklikleri Önerisi’ni tam konuşacaktık, CHP’nin 2.Yüzyıl için Vizyon toplantısı ile AkP’nin Recep Tayyip Erdoğan’ın ikinci 20 yılı vizyonu diyebileceğimiz bir toplantısı yapıldı.

Tam Türkiye’nin ufuk çizgisinde ne var, ne olabilir sorularına verilen cevapları konuşacaktık, İsmailağa cemaatinin önemli liderlerinden birinin kızını altı yaşındayken veliahtı sayılan bir müridine dini törenle nikahlamış olduğu haberi gündemi patlattı.

 

Yürek ve akıl sağlığımızı bozan hikaye şöyle:

Bugün 22 yaşında olan genç kadın 14 yaşındayken kadın hastalıklarına ilişkin bir şikayetle bir hastaneye başvurmuş, yasal olmayan bir evlilik yaşadığı ilk o zaman anlaşılmış.

Hekim durumu adli kurumlara bildirmiş.

Ama o zaman mesele,  muhterem bir savcının hangi akla hizmet bilinmez doğum belgesi değil kemik yaşı testi için hastaneye sevk etmesiyle, kemik yaşı testine hangi düzenle bilinmez 21 yaşındaki bir başka kadının sokulmasıyla, muhterem savcının da yine hangi akla hizmet bilinmez 14 yaşındaki kızın kemik testi 21 nasıl olur diye sormamasıyla soruşturmaya yer olmadığı sonucuna erip kapatılmış.  

Çocuk bu süreçte koruma altına bile alınmamış, altı yaşından beri evcilik oynadığı evde yaşamaya devam etmiş.

17 yaşında anne olduğunda artık resmen de evli olan genç kadına kimse ne zamandır evli olduğunu sormamış.

Bir gün radyo dinlerken çocukların evlendirilmesine ilişkin bir konuşmayla ne yaşadığını anlayan genç kadın, uzun zaman sabırla durumuyla, acılarıyla, yaşadıklarıyla baş etmeye çalışmış.

Sonunda, iki yıl önce çocuğunu da alarak devlete sığınmış,.

Boşanmış.

Bu son dönemeçte, çocuğun nitelikli cinsel istismarına ilişkin davanın iddianamesi hazırlanmış ama henüz açılmamışken, çok başarılı bir gazetecilik  örneği olarak haber gündemimize düştü.

 

Haber patladığında, memleketimizin çocuktan gelin olmaz diyen, erken evlilikler de dahil hak ve eşitlik mücadelesi veren kadınları henüz evlerine dönememişlerdi.

Yasaları savunuyor, İstanbul Sözleşmesi’ni geri almaya çalışıyorlardı. 

Acil gündemleri, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Uluslararası Günü’nde ‘’Kadın Cinayetlerine, Şiddete Hayır’’ demek için çıktıkları sokaklarda uğradıkları devlet şiddeti ve göz altılardı.

Yani ayaktaydılar.

GONGO’lardan yani devlet destekli kadın örgütlerinden gelen ses, söz konusu olan cemaat olunca, ne yazık ki  ‘’tısssss’’tan ibaretti.

 

Bir başka yanda, memleketin gündeminde yer bulamamış olsa da, Meclis’te 2023 bütçesi hem de Genel Kurul’da görüşülüyordu.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, yerli ve milli (!) yasa, politika ve uygulamalarla koruyamadığı memleket çocukların hesabını vermek yerine, kendisini protesto ederek arkasını dönen seçilmişlere bağırıyor, adeta had bildirmeye çalışıyordu.

 

Haberin patlamasına neden olan iddianame çocuğun nitelikli cinsel istismarı içerikliydi. Hazırdı. Dava için duruşma günü verilmemişti. Bu toz duman arasında küt diye bir duruşma tarihi kafamıza düştü: 22 Mayıs 2023.

Yargının bağımsız olmadığı herkesin malumu olduğundan, ’’Hala sırtımızı sıvazlayan bir siyasi irade var, çok şükür’’ diyen cemaat-tarikatlar dışında herkesi öfkelendirdi.

Üstelik iki yıl önce devlete sığınmış istismar failleri hala serbestti.

 

Tepkiler üzerine Derya Yanık’ın Bakanlığı, usullere aykırı şekilde henüz açılmamış davanın müdahili oluverdi, failler için tutuklama ve duruşmanın erkene alınması talebinde bulundu.

İki talep de yerine geldi: Faillerden baba ve 2020 yılında resmen boşanmış olan eski koca için tutuklama kararı çıktı.

 

Failler teslim olmaya, üstlerinde yasal olarak sokakta giyilmesi yasak  dini giysileriyle gelen İsmailağa cemaati büyükleriyle geldiler.

Hiç utanmadan, çocuklara yapılanları lanetleyen, çocuk haklarını savunan herkesi ‘’azgın’’lıkla suçlayan açıklamalar yaptılar.

Aynı sıralarda Ankara’da Bakanlığın kadına yönelik şiddet izleme toplantısının yapıldığı otelin kapısı önünde kadın örgütleri açıklama yapıyor, polis kadınları  tartaklıyordu.

 

Nihayet bir konu üzerinde hep birlikte konuşuyoruz demeye kalmadı, gündeme yeni bir bomba düştü: YSK’ya ahmak dedi iddiasıyla açılan davada mahkeme, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na 2 yıl 7 ay 15 gün ceza verdi.

Karar henüz kesinleşmemiş olsa da, İmamoğlu’na siyaset yasağı getirmek istendiği açıktı.

 

Özetle, memleketin havası karmakarışık.

Olay olayı, konu konuyu örtüyor: Ekonomik krizden yönetim krizine, grevlerden kayyım belediyelerine, hapisteki hak savunucularından üniversitelerden uzaklaştırılan akademisyenlere, eğitimdeki çöküşten okula aç giden çocuklara, EYTlerden hastanelerden randevu alınamamasına binlerce meseleden hiçbiri layığıyla konuşulamıyor, hakkaniyetle, adaletle ve siyasetle çözüme bağlanamıyor.

Adeta bir dağılma hali!

Garip ama, İmamoğlu kararı insanlara umut verdi; Altı liderin Saraçhane’ye gidişi, geleceğin nerde olduğunu, dağılma değil toparlanmanın nasıl mümkün olduğunu hepimize hatırlattı.

Hepimizi gülümsetti!

Evet, hadi gülümse!

Lösev2
Paylaş
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği