Telefon
WhatsApp

Biz tedbir ve takdir sonrasına kader deriz;
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

Ama afetlere karşı tedbirli olmamak görev ihmalidir, sorumluluğun gereğini yapmayarak ölümleri cinayete çevirmektir. 

Hukuki tanımını bilemem ama vicdanen cinayete ortak olmaktır.

Bilerek isteyerek taammüden insan öldürmeye eşdeğer bir eylemdir. 

Siyaset yapma diyorlar, şu gün olmuş futbol mu kanuşacağız.?"Duvar yıkıldığında tozar" Elbette siyaset de yapacağız. 

Bu siyasetin sebep ve sonuçlarını konuşacak, İstismar etmeden hataları, eksikleri anlatacağız. 

Şu yaşın adamı oldum, aklımın erdiği Erzurum depreminden beri tüm deprem felaketlerini hatırlarım.

Her seferinde felaketlere karşı birlik ve beraberlik dolu, boş kuru sözlerden oluşan açıklamalar cümleler duyarız. 

Evet deprem sonrasında er ya da geç konutlar yapılarak, bir şekilde deprem, önce uzaktakilere sonra da bizzat yaşayanlara kanıksattırılıp asıl problem halının altına süpürür. 

Eğer toplumun homurtusu fazla yükselirse bir iki müteahhit de tutuklanır olur biter. 

Tedbirler en kötü senaryolar üzerine hesaplanır. 

Mühendislik hizmetlerinde, en olmayacak olasılıklar üzerinden katsayılar alınarak mukavemet hesapları, güvenlik hesapları yapılır.

Deprem ülkemizde 7-8 şiddetinde mi vuruyor.? Hesaplamalarda bu değerlerin çok üzerindeki şiddete göre mukavemet verilir ve denetimin de aynı hassasiyetle yapılır olması beklenir.

Depremin gevşek zeminleri yıkma kabiliyeti düşünülerek, gevşek zeminli bölgelere yerleşim müsaadesi verilmez. En güvenli binalar dahi olsa imar izni o bölgeler için çıkarılamaz. 

Ülke deprem kuşağında bulunuyor. Yüksek katlar hangi katsayı ile yapılırsa yapılsın yüksek kat müsaadesi yine de verilemez.

Gölcük depremi sonrası kaç felaket yaşadık.?Gölcük depremi sonrası özel iletişim vergisi adı ile deprem vergisi konuldu. 

Diğer deprem fonları ile 50 milyar dolar bir kaynak varlığından söz edilirken, depreme karşı devlet hangi tedbirleri aldı, alıyor.? 

Depreme karşı mücadele edecek kurumlar nasıl örgütlenip nasıl organize olur.? Depremin meydana getireceği yıkımlar nasıl önlenir.?   Şayet yıkım oldu ise;

İlk bir saat senayosu,
ilk üç saat, beş saat, on saat, yirmidört saat senaryoları nasıl olacaktır.?

Yani dünyanın bir ucundan taaa Kolombiya dan,Vietnam'dan, Küba'dan adamlar gelip enkazlarda,  bizim yerli organizasyonlar olan başta AFAD ve  Kızılay'dan önce iş başı yapıp sorumluluk alırken,bir ihmal olmadığını nasıl kabullenebiliriz.?
 
Devlet, her konuda en kötü senaryolar üzerinden tedbirler alır.

AFAD butçesi 2022 de 12 milyarken 2023 de aynı bütçe 8 milyar liraya nasıl ve niye düşürülür, kesilen AFAD bütçesi nereye niye kaydırılır.?

Gölcük depremi üzerinden çeyrek yüzyıl geçmiş. Depremde riskli olan konutlar şimdiye kadar kaç defa yıkılıp yerine yenileri yapılırdı. 

Kamu kaynakları uçak inmez havaalanlarına, üzerinden gelinip geçilmeyen köprülere, gereksiz saraylara aktarılmasının önceliği nedir? Deprem için toplanan 50 milyar dolar neden bina ve imar yenilemek için harcanmaz.

TÜİK'in 2021 verileri ile konut stoku, yani boş ev sayısı 1 milyon 629 bine çıkıyor.

Konut başına düşen bir aileyi ortalama dört kişi  hesaplarsak 6,5 milyon nüfusu barındırabilir. 

Ayrıca yazlık konut yani yazdan yaza iki üç ay oturulan konut sayısı 600 bin civarında. Yine konut başına denk gelecek her aileyi ortalama dört kişiden hesaplarsak bu yazlık konutlarda 2 milyon 400 bin kişi barıdırılabilir.

Türk milleti neciptir, fazıldır, kamildir, fedakardır. Kalıcı konutlar yapılana kadar seve seve konutlarını devlete bir yıllığına devreder. Son felakette yaşanan yardım yarışı bunun en sıcak ispatıdır. 

Ayrıca devletimiz ve milletimiz büyüktür,bedelsiz hiç bir mülkü kullanmaz, kira bedelini de öder. 

Durum böyleyken üniversiteler neden uzaktan eğitime geçirilip öğrenci yurtları depremzedelere verilir.? Bir ailenin yaşayacağı çatı, yurt değil evdir. İnsanların psikolojilerinin düzelmesi için en uygun ortam evdir.

Ayrıca belediyeler uhdesinde bulunan ve özellikle kentsel dönüşüm projelerinin ürünü olan konutlar,neden riskli binalar ile takas edilmez.?

Bu soruların karşılığı cevap "kader planı" elbette olamaz.

Madem doğal afetleri sadece kadere bağlıyorsunuz! öyleyse kadere imanımızın mabedi camilerimize neden paratoner takıyoruz. 

Demek ki tedbir diye birşey var. 

Tedbir ve takdir ilişkisinden sonra başımıza gelene biz kader deriz. Tedbirin gücünün yetmediği yer kaderin ta kendisidir. Sözün bittiği yerdir.

Kader planının toplu ölümleri neden Avrupa'da Japonya'da yoktur.? Sadece biz ve bizim gibi ülkelerde vardır.?

AKP iktidarının tedbirsizce yönettiği ülkemizde, hortlattığı terör olaylarında, doğal afetlerde, maden kazalarında, orman yangınlarında yitirdiğimiz can kaybı son depremle birlikte tahminim o ki, korkarım 200 bin civarındadır. Yani Çanakkale'de toprağa verdiğimiz şehit sayısıdır.

Yitip giden canlarımız yanında, kaybettiğimiz maddi varlığın ise bahsini hiç yapmıyorum.

Bırakın artık iş bilmez kabiliyetsiz ve liyakatsiz kadrolarınızın yol açtığı felaketleri kadere bağlamayı da artık biraz gereğini yapın...

Lösev2
Paylaş
Arşiv Orhan karakoçluoğlu Arşivi Tümü
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği