Enflasyon, gelir dağılımının zaman içerisinde değişmesine neden olur. Ülkede yaratılan gelirden payı azalanların mutsuzlukları artar. Ülkede yaratılan gelirden ülkede yapılan üretim anlaşılmalıdır. İktisatçılar üretim için gerekli olan işgücü, sermaye, girişimci ve doğal kaynakları üretim faktörleri olarak tanımlar. Bu faktörlerin üretim faaliyetine katılmasının nedeni yapılan üretimden pay almaktır. Örneğin işgücü ücret gelirini, sermaye kar gelirini elde etmek için üretim faaliyetine katılır. Bu faaliyet sonucu yaratılan gelir Gayri Safı Yurtiçi Hasıla(GSYH) olarak bilinir. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için GSYH bazen bir pastaya benzetilir. Belli bir dönemde yaratılan bu pasta, yapımında katkısı olanlar arasında paylaşılır.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye’de pastadaki paylar emek aleyhine, sermaye lehine değişmektedir. Bu değişim gelir dağılımını da dolaylı olarak etkiler. Son iki yılda işgücü ödemelerinin aldığı pay %37’den %25'e düşerken karlar %43'den %54'e çıkmıştır. Bir karşılaştırma yapmak için 27 Avrupa Birliği(AB) ülkesi kullanılabilir. AB de işgücünün pastadaki payı %40 ile %50 arasında değişmektedir.
Enflasyon, zaman içerisinde çalışanların pastadaki payını küçülterek refahlarını azaltmıştır. Gelir dağılımındaki bu bozulma veresiye defterlerinin ödenmesi, elektrik, su paralarının ödenmesi, yakacak yardımı gibi kısmi önlemlerle kalıcı olarak düzeltilemez. Gelir bölüşümü sıfır toplamlı bir oyundur. Faktörlerden birinin payı artıyorsa diğerinin azalır. İktisat politikasını yöneten hükümetler paylar arasındaki değişimi sağlayabilir. Hükümetlerin elindeki en etkili araçlardan biri vergiler ve kamu harcamalarıdır. Kalıcı düzenlemeler bu araçların kullanılması ile sağlanır. Bu araçların nasıl kullanılması gerektiği bir sonraki yazıda tartışılacaktır.




























