CHP’nin 2025 Program Taslağı kamuoyunun gündeminde yerini aldı. Taslak önemli başlıklar içeriyor, doğru bir yönelime de işaret ediyor; ancak Türkiye’nin bugün karşı karşıya olduğu yapısal sorunların ağırlığı, bu programın bazı alanlarda daha cesur, daha derinlikli ve daha kararlı adımlarla güçlendirilmesini gerektiriyor.
Ben de bu çerçevede eksik gördüğüm noktaları paylaşmak, tartışmaya katkı sunmak istiyorum.
Kayıtdışılık: Ekonominin Sessiz Tahripçisi
Türkiye’nin belki de en çok konuşulan ama en az çözüm üretilen sorunlarından biri kayıtdışılıktır. Sadece vergi kaybından ibaret değildir; kayıtdışılık hayatın her alanına sinmiş bir düzeni ifade eder.
Ekonomiden istihdama, eğitimden sosyal yardımlara, hatta sivil toplum yapısına kadar her yerde kayıtdışı ilişkiler kayıtlı mekanizmaların önüne geçiyor. Bunun sonucunda:
– Emek haksızlığa uğruyor,
– Liyakat zedeleniyor,
– Vergi adaleti bozuluyor,
– Terörün finansmanı kolaylaşıyor,
– Toplumsal düzen aşınıyor.
Bu nedenle CHP’nin programında kayıtdışılıkla mücadele merkezi bir eksen olmalıdır. Modern denetim araçlarıyla çalışan, kurumlar arası eşgüdümü sağlayan özel bir “Kayıtdışılıkla Mücadele Birimi” kurulması, ülkenin yeniden sağlıklı bir yapıya kavuşması için kaçınılmazdır.
Gerçekten demokratik ve adil bir Türkiye, ancak kayıtdışı düzenin tasfiyesiyle mümkün olabilir.
Sosyal Yardım mı, Sosyal Devlet mi?
AKP’nin uzun yıllardır sürdürdüğü sosyal yardım politikası artık bir güvenlik ağı olmaktan çıktı, bir bağımlılık ilişkisine dönüştü. Yardım edildiği için minnet duyulan bir toplum yaratıldı; oysaki sosyal devletin özü, kimseyi yardıma mecbur bırakmadan destek olmaktır.
CHP’nin burada yeni ve güçlü bir yaklaşım üretmesi şarttır.
Sosyal destek politik yaklaşım ile;
● İnsanları güçlendiren,
● Ekonomik zorluk dönemlerini atlatmalarını sağlayan,
● Psikolojik destek içeren,
● Hak temelli bir mekanizma olmak zorundadır.
Vatandaşlara “sürekli yardım” değil, “yeniden ayağa kalkma fırsatı” sunan sosyal devlet anlayışı çerçevesinde “sosyal destek programları” ile Türkiye’nin halkının geleceğini belirleyecek en önemli başlıklardan biridir.
Evrensel İşsizlik Desteği: “Ya İş, Ya Maaş”
Bugün Türkiye’de işsizlik sigortası yalnızca prim ödeyenleri koruyor. Oysa milyonlarca genç, kadın, ev içi emekçi ve güvencesiz çalışan bu sistemin dışında kalıyor.
CHP’nin Avrupa Birliği standartlarında bir evrensel işsizlik yardımı modeli ortaya koyması hem sosyal devletin hem de toplumsal adaletin gereğidir.
İşsiz kalan her yurttaş, iş buluncaya kadar düzenli ve insan onuruna yakışır bir destek almalıdır. Bu, lütuf değil; sosyal devletin asli görevidir.
“Ya iş, ya maaş” ilkesi, Türkiye’de hem güvenlik hem istikrar yaratacak güçlü bir dönüşüm sunuyor.
Yerel Yönetimlerde Kamusal Model: Neoliberal Belediyeciliğe Son
Son yıllarda belediyelerde hizmet üretimi büyük ölçüde taşeron firmalara, ihalelere ve piyasa mantığına teslim edildi. Bu durum sadece CHP’nin ideolojisiyle değil, kamu yararıyla da bağdaşmıyor.
Yerel yönetimlerin yeniden kamusal bir modele dönmesi gerekiyor.
– Belediye şirketleri şeffaf ve liyakat esaslı biçimde yapılandırılmalı,
– Özelleştirme uygulamaları terk edilmeli,
– Halk yararını esas alan üretim süreçleri geliştirilmelidir.
Belediyelerin başarısı artık kaç park yaptığıyla değil, hizmeti nasıl ve kim için ürettiğiyle ölçülmelidir.
Son Söz: CHP’nin Programı Güçlü Bir Başlangıç Ama…
Türkiye derin bir dönüşümün eşiğinde. CHP’nin program taslağı önemli bir başlangıçtır; fakat bu başlangıcın topluma umut verebilmesi için yukarıda açıkladığım başlıkların daha güçlü, daha cesur ve daha kararlı biçimde ele alınması gerekiyor.
Kayıtdışılığın tasfiyesinden sosyal devletin yeniden inşasına, işsizlik güvencesinden yerel yönetimlerde kamusal modele kadar her başlık Türkiye’nin geleceğinde belirleyici olacaktır.
CHP’nin Türkiye’ye sunacağı yeni vizyon, ancak bu alanlarda derinleşerek gerçek anlamda toplumsal karşılık bulabilir.




























