Telefon
WhatsApp

CHP seçimden birinci parti olarak çıktı!
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

 

 

 

 

 

 

 

 

CHP seçimden birinci parti olarak çıktı!

 

S.Nazik IŞIK

14 Nisan 2024

 

 

2024 Yerel Seçimleri sonuçları bu hafta içinde kesinleşecek. Kampanya süreci seçim havasından uzak, her kesimden seçmenin küskün, neredeyse seçime inancını kaybetmiş gözüktüğü bir ortamda, seçim günü de sakin geçti. Katılma oranı beklendiği gibi kentsel kesimde 10 puandan fazla düştüyse de, ortalama  korkulduğu kadar olmadı. Her dört seçmenden sadece biri sandığa gitmedi, yani seçime katılma oranı, gelişmiş ülkelerde hayal edilemeyen bir yükseklikte kalmaya devam etti. En çarpıcı, en beklenmedik, kimsenin tahmin edemediği ise ortaya çıkan sonuçtu: CHP seçimden birinci parti olarak çıktı! 

 

CHP tek başına girdiği seçimden birinci parti olarak çıkması, Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim kaybetmeyen lider, Ak Parti’nin Türkiye’nin en kapsayıcı partisi olduğu iddialarını sona erdirirdi. MHP, Manisa Büyükşehir Belediyesi gibi bir kalesini kaybettiği gibi, ittifak şemsiyesi altında bile eridi. İyi Parti ve bir çok küçük parti yerel yönetimlerde yok yazdı. Yeniden Refah, Erdoğan’a dolayısıyla AkP’ye ilişkin hoşnutsuzluğun sadece laik merkezde değil İslamcı muhafazakar seçmende de var olduğunu gösteren bir oy artışı yaşadı. (DEM Parti’yi anlaşılması güç seçim stratejileriyle bölgesindeki katılım oranlarını önemli oranda olumsuz etkilemiş olmakla birlikte yerel yönetimlerde de bölgesel üstünlüğünü sürdürdüğü için bu değerlendirmelerimin dışında tutuyorum.) Kiminin dip dalga dediği sonuç, DEM Parti hariç, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki temsil ile yerel yönetimler arasında büyük fark yaratan seçim sonuçları, özetle, Türkiye siyasetinde taşların yerinden oynamak bir yana, söküldüğüne işaret ediyor. 

 

Evet, Türkiye siyasetinde sert bir köşe dönüşü oldu. 

 

Bu saptamayı CHP ve DEM Parti’nin başkanlığındaki belediyelerin nüfusun yüzde 70’ini, ekonomik değer üretiminin yüzde 80’ini oluşturması güçlendiriyor. Van’da AkP’nin seçmenin iradesine YSK aracılığıyla el koyma girişimine Türkiye’nin her yerinden, tüm sivil alanlardan kuvvetli bir ‘’yapamazsınız, yaptırmayız’’ cevabının yükselmesi de öyle. Çünkü bu yerel seçim sonuçları siyasetin Erdoğan ittifakının sıkıştırdığı alandan çıkabileceğini gösterdi. Çünkü artık her gün her gün sıkılan kemerlerden, daralmış fikir ve örgütlenme özgürlüklerinden, üstümüzdeki enva-i çeşit baskılardan uzaklaşabileceğimizi hissettirdi. Yarın ‘’istersek yaparız’’ özgüvenine erişmemizin kapısı bir kez daha aralandı. 

 

Kişisel olarak yoğunlaşmak istediğim alan belediyelerin iyi yönetilmesi ve merkezi iktidara hazırlık olsa da, Yerel seçim sonuçlarının ilk şaşkınlığıyla birlikte tüm yorumcuların cevaplamaya çalıştığı soru şuydu: Ne oldu da seçimlerde bu sonuçlar ortaya çıktı? 

 

Elbette hiçbir siyasal ve toplumsal gelişme tek bir nedenle açıklanamaz. Elbette seçim sonuçlarını hangi dinamiklerinin şekillendirdiğini anlamak, bilmek, bu sonuçları bir kerelik, rüzgarın getirdiği olmaktan çıkaracak. Yarının inşasını hangi temeller üzerine oluşturursak başarılı olabiliriz? sorusunun anlamlı cevaplarına ulaşmamızı sağlayacak. 

 

Örneğin; Türkiye’nin içinde olduğu ekonomik krizin yok olmaya zorladığı orta sınıfın, EYT’lileri emekli edip yoksulların dibindeki yoksullara postalayan ekonomi politikasızlığının, kur korumalı mevduat gibi şapkadan çıkan tavşanların yol açtığı Merkez Bankası açıklarının, nas adı altında bilimsellikten kopmanın bedeli yüzde 80’i hissedileni yüzde 100’ü aşan enflasyonun, mülakatı kaldırıyoruz deyip sürdürmenin, Merkez Bankası örneğindeki gibi yetersiz insanları önemli görevlere atamanın, yani yönetememenin, iktidarın ülkeyi rayından çıkartan, doğruları söylenebilir olmaktan çıkaran baskılarının, yine iktidarın her yerde İslami kuralları dayatmasının, laik yaşam açısından bizzat tehlike oluşturmasının ve bu listeye eklenebilecek daha bir çok karar ve uygulamanın birikmiş tepkisi su yüzüne çıktı. 

 

Erdoğan yönetiminin bu keyfi, tutarsız olma, yönetememe halinin hemen her türlü örneği 2023 Genel Seçimleri öncesinde de yaşanıyordu. O zaman sormak lazım, bardağı taşıran neydi? İnsanlar dün ‘’bizden bunlar’’ diye gördüğü Erdoğan iktidarının kendilerinden olmadığını nasıl keşfettiler ve bu keşifle nereye doğru, nasıl yönlendiler? 

 

Mesela, CHP’nin  son 10 yılda bir çok hatayı içermiş olsa da sürdürdüğü toplumu çok ama çok yoran kutuplaşmadan uzaklaşma, başörtüsü gibi meseleleri mesele olmaktan çıkarma adımları, Altılı Masa gibi çabaları, 2023 Genel Seçimleri sonrasındaki Kurultay’da ‘’değişimi kendinden başlat’’mış olması, başta İstanbul olmak üzere 2019 Yerel Seçimleri’nde kazandığı belediyelerde gerçekleştirdiği performans, 6 Şubat depreminden sonra yığınsal Ak Parti bölgesi olan deprem bölgesindeki ayrımcılıksız dayanışma çabaları, her türlü tartışmaya rağmen nispeten genç ve kadın belediye başkan adayları göstermesi, ‘’bir şans verelim’’ dedirtmiş midir? 

 

Değişimin toplumda karşılığı olduğunun en iyi örneği, bence, kadınlardı. İçindekilerin AkP 27, MHP 21, Hüdapar 23 kadın aday göstermesi bile Erdoğan ittifakının kadınların değişim talebini anlayamadığını, kavrayamadığını göstermiyor mu? İyi Parti’nin 100, CHP’nin 103, DEM’in 145 kadın aday göstermesi bu talebi anlamakta görece daha iyi olanın muhalefet olduğuna işaret etmiyor muydu?

 

Evet, bu seçim değerlendirmeleri daha çok su kaldıracak. 

Çünkü şimdi herkesin düşünme, varlığını ve Türkiye’yi normalleştirme stratejilerini yeniden oluşturma zamanı. 

Çünkü şimdi zamanın ruhu, değişim. 

Hem de saçma sapan tartışmalarda, laf kalabalıklarında oyalanmayarak.

Hem de Erdoğan iktidarının Anayasa, reform vb mavallarını çok takmayarak, kendi çizgisini çekme zamanı. 

Lösev2
Paylaş
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği