Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mansur Yavaş’ın, 18 Nisan 2026’da CHP’li belediyelere yönelik yargı operasyonları ve sosyal medyadaki tehdit içerikli paylaşımlar üzerine ifade ettiği “Bu böyle gitmez, ne gerekiyorsa yapılmalı” beyanını kapsamlı bir şekilde değerlendirdim. Bu sözlerin yalnızca bir tepki değil; aynı zamanda sorumluluk yükleyen, sonuç odaklı bir eylem sürecine işaret eden tarihsel bir çağrı olduğu kanaatindeyim.
Ayrıca Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Özgür Özel ile Sayın Mansur Yavaş’ın gerçekleştirdiği görüşme vesilesiyle, aşağıdaki önerilerimi kamuoyunun ve yetkililerin dikkatine sunuyorum:
HALKA VE KAMUOYUNA ZORUNLU AÇIKLAMA
Türkiye kritik bir yol ayrımındadır. Mevcut iktidarın; hukuk kurallarını, halk iradesini ve demokrasinin temel ilkelerini açıkça ihlal eden uygulamaları artık görmezden gelinemez bir eşiğe dayanmıştır. Seçilmiş belediye başkanlarına yönelik tartışmalı yargı süreçleri ve halkın iradesinin kayyum uygulamalarıyla gasbedilmesi, siyasi rekabetin ötesine geçerek demokratik düzeni doğrudan tehdit etmektedir.
MEŞRUİYET TARTIŞMASI
Cumhuriyet Halk Partisi olarak; hukukun tarafsızlığının yitirildiği, adalet mekanizmasının bir siyasi araç haline getirildiği bu ortamda, mevcut uygulamaların demokratik meşruiyetini tartışmaya açıyoruz. Halkın iradesine saygı temelinde, hukuk devletinin ivedilikle yeniden tesis edilmesi gerektiğini vurguluyoruz.
İLK ADIM: DEMOKRATİK DİRENİŞ VE TAVIR
Bu bir "sine-i millet" çağrısı değil; demokratik bir protesto ve kararlı bir siyasi duruş önerisidir. Antidemokratik uygulamalara karşı toplumun dikkatini çekmek ve anayasal düzeni savunmak amacıyla; Cumhuriyet Halk Partisi, parlamento çalışmalarına katılımını askıya almalı ve iktidar partisi ile hiçbir platformda bir araya gelmeme kararı almalıdır.
Demokratik hukuk düzenine tam manasıyla dönülmesi halinde bu tavır yeniden değerlendirilebilir. Ancak mevcut şartlarda bu yaklaşım, demokratik sistem içindeki en güçlü uyarı ve denge mekanizması olarak hayata geçirilmelidir.
İKTİDARA SORULARIMIZ
* Barış diyorsanız: Halkın hür iradesine yönelik baskılar ve hukuk dışı müdahaleler neden sürmektedir?
* Adalet diyorsanız: Seçilmiş yerel yöneticilere yönelik operasyonlar hangi somut ve hukuki gerekçelere dayanmaktadır?
* Toplumsal Birlik diyorsanız: Ülkenin büyük bir çoğunluğunu temsil eden ana muhalefet be Türkiye’nin birinci partisine ve seçmenine yönelik bu dışlayıcı tutum nasıl açıklanabilir?
* Demokrasi diyorsanız: Temel hak ve özgürlüklerin alanı neden her geçen gün daha da daraltılmaktadır?
SONUÇ
"Cumhuriyet Halk Partisi’nin safı halkın yanıdır; hiçbir koşulda baskının ve adaletsizliğin ortağı olmayacaktır."
Bu çağrı, demokratik kazanımlarımızın korunması ve güçlendirilmesi adına yapılmış bir sorumluluk beyanıdır. Gerektiğinde daha kararlı adımların atılmasından imtina edilmeyecek; demokratik hukuk devleti ilkeleri, tavizsiz bir kararlılıkla savunulmaya devam edilecektir.
-Süleyman Rıdvanoğlu-




























