Emeklinin durum analizi.
Harcama yapmamak için evden çıkmayan emekli televizyonun esiri olup sistem nasıl güdülerse süreç/proses kontrolüne alışabiliyor. Toplumsal psikolojiyi televizyonlar üzerinden yöneten sistem sizi farkında olmadan kullanılan suje haline getirir. Kendinizi eve hapsettikten sonra kaçınılmaz sürece farkına bile varmadan girmiş olursunuz. Çünkü dünya ekonomik sistemi artık halkları televizyon üzerinden yönetmekte, siyasetçileri de kendi figürleri olarak kullanmaktadır. Eğer aile programları,diziler, yandaş haber programları, evlilik ve dedikodu programları izlemeye başladıysanız ve izlediğiniz dizi için akşamı beklemeye başladıysanız kontrole girdiniz demektir. Artık reklamların etkisiyle marka bağımlısı olmanız kaçınılmazdır. Alışa alışa müşteri haline gelip artık marka ve tüketim bağımlılığına doğru gidersiniz. Artık müşterisiniz ve sizin ihtiyacınız olan ürünleri değil de size sunulan/arz edilen ürünleri almaya yönlendirilirsiniz. Emeklinin maaş analizini sonra yapacağız ama maaşlar harcamaları karşılayamaz noktaya geldikten sonra da her halükarda kredi kullanan müşteriler haline gelirsiniz. Bankaların da reklamları ilginizi çekmeye başlar ve milyonlarca emekli olarak ekonomik çarkı kredi çekerek döndürürsünüz. Ekonomi vergiler ve harcamalar ile ayakta duruyorsa durgunluk evde oturan emeklinin alışverişleri sayesinde hareket kazanır. Üretim olmayan,fabrikaların kapandığı bir ülkede ithal malı ürünler kullanarak da farkında olmadan yurt dışına sermaye transferi yapmış olursunuz. Artı km geri dönülemez yoldasınız ve ülke ekonomisinin geliri emeklinin maaşını ödeyemez noktda olduğundan emekli borca sarılır. Beraberinde marka alışverişi bağımlılığı yoluyla da aslında ekonomi ye değil ama uluslar arası ekonomiye canlılık kazandırmış olursunuz. Önce kimseye söylemezsiniz,sonra eş dost dayanışması üzerinden biorçlanmaya devam edersiniz. Sonra da eğer özkaynaklarınız kredileri ve borçları ödeyemez noktaya geldikten sonra da icralık olmanız kaçınılmaz olmuştur. İşte emeklinin eve hapsolmasının getirebileceği olumsuz sonuçlar size. Dışarıya çıkan emekli de her halükarda masraf yapar ve ekknomiye canlı lık getirir. Sadece benimle mi olur diye düşünürseniz sadece sizinle olur. Çünkü 16 milyon insan mecburen üretim yapılmayan ülkede harcama yaparak hayatta kalıyor ve sadece ben dediğimiz insanlardan 16 milyon var. Eğer evliyseler ortalama 32 milyon olurlar. Bu rakama dul ve yetimleri ekleyip çıkarmak bir şey değiştimez. Zira çekirdek aile toplumun harcama yapan müşteri/tüketici kitlesidir. Eğer emekli sistemden özgürleşememişse borçlanmanın sonucu olarak 2024 yılının ilk çeğreği itibariyle 22 milyon icra dosyası ortaya çıkar ki bu rakam emekli sayısından 6 milyon fazladır. Her gün klasikleşen davranış kalıpları nedeniyle de bu geçiş döneminde olağanüstü hallere alışmaya başlar, hükumeti ve sistemi sorgulamak yerine kendimizi sorgulamaya başlarız. Bu durum aile ve toplumun içeriden çürütülmesidir ve sistemden özgürleşemeyen emekli sistemi değil de kendisini sorgulamaya devam eder. Çünkü böyle yapması egemen güçlerin istemidir ki örgütsüz toplum bireydir ve birey kapitalist sistemde avdır. Bu avlanma biçimi emekliyi borç içerisine sokar ve borcu borçla ödeme sarmalı tüm ülkeyi sarar. Yaşadığımız süreç budur ve üzgünüm ki emeklilerin en az on milyonu bu durumdadır. Üzülerek söylemeliyim ki yaşlı emekliler üzerinde izlediğim.kadarıyla gördüğüm şudur : artık emekli kendisini yönetmiyor, sistem emekliyi yönetiyor. Yönetmenin de ilerisine gideceğim ama acımasız piyasa kuralları gereği güdüyor. Emekli maaşları icraya gitmediğine göre diğer maddi kaynakların bitişine toplumu götürüyor ki artık artan hayat pahalılığına yetişmesi mümkün olmayan emekli kendisini siyasetçinin kurtaracağını düşlemeye başlıyor. İşte yaşadığımız düş tam da günümüzü ifade ediyor ki emekli bu uykudan uyandığı zaman kurtarıcı olarak hayal ettiği ve beklediği siyasetçi onu soymuş olacak. Üzgünüm. Üzülmek istemezdim ama bir gün soğuk bir duşla uyandığımız zaman bu ahval ve şerait içerisinde dahi vazifemiz borç ödemek olacaktır. Kurtarıcının bizi kurtarmadığını anladığımızda ise iş işten geçmiş olacak.




























