Yüksek oranlı enflasyonun sürmesi, çalışan kesimin refahının hızla daha fazla azalmasına yol açacaktır. Yapılan bir hesaplamada 2022 yılının ilk çeyreğinde büyüme %7.3 artarken, milli gelir içinde ücretlerin payı %3.6 azalmıştır. Bu durum, gelir dağılımının çalışanlar aleyhine daha da bozulduğunu gösterir. Bunun gerçekleşmesinde enflasyonun büyük payı vardır. Mevcut durumda, enflasyona karşı izlenen bir politikadan bahsetmek pek mümkün değildir.
Sıfır enflasyon durumunda çalışanların ücret artışı aynı zamanda reel ücretlerdeki artışı da gösterir. Yüksek enflasyon, çalışanlar üzerinde ücret yanılgısı yaratarak reel ücretlerdeki düşmeyi gölgeler. Çalışan kesimin ilk beklentisi enflasyonun azaltılmasıdır.
Enflasyonla, parasal genişleme arasında ilişki olduğu çoğu iktisatçı tarafından kabul görmektedir. Dolayısıyla, enflasyonu düşürmeye yönelik politikalar, parasal daraltmayı gerektirir. Bunun başka bir ifadesi ülkede harcayıcı kesimlere giden paranın azaltılmasıdır. Bu azaltma, kemer sıkma politikası olmak zorunda değildir . Standart IMF programları kemer sıkma politikaları olarak bilinir. IMF programlarının ortak özellikleri gelir artışları azaltılırken vergi politikasıyla geliri daha da azaltmaktır. Harcayıcı kesimler sadece ücretle geçinenler değildir.
Sermaye kesimi üzerinden de daraltıcı politikalar izlenebilir. Kredi politikası, kamu alımları, vergi politikası sermaye kesimine yönelik daraltmada kullanılabilir. İktisat politikalarını yönetmeye aday olayların bu noktadaki görüşlerini öğrenmek önemlidir. Enflasyon azaltılırken hangi kesimin rahatsız edileceğine yönelik bir bilginin olmaması, kemer sıkma politikalarının uygulanacağı izlenimini vermektedir. Politika tercihle ilgilidir. Çalışan kesimin refahından yana olanların buna uygun enflasyonla mücadele politikası olmalıdır. Çalışan kesim tercihlerini oluştururken bu durumu dikkate almalıdır.




























