Bu yazıyı yazmayı bilerek geciktirdim. Bildiğiniz gibi hökümat (doğrusu hükumet ) bizim zamlı maaşları 3 temmuzdan sonra öder beklentisine girmiştik. Bırakın zamlı maaşları, zam farklarını da vermediler. Ama 31 Haziran gününe kadar beklettikleri zamları daha bizim maaş zamlarının farkları, yani enflasyon oranları belli olmadan 1Temmuz 2022 günü kör gözüm parmağına der gibi takır takur uyguladılar. Vatandaşa verirken cimri, kendisine gelince aslan kesilen bir sistemin nasıl çalıştığını açık açık herkes görüyor.
Cumhurbaşkanı yaşamın gerçeğine, halkın yaşam tarzına ters bir sürü karar alıp uygulamaya koyarken atanmış yetkisiz bakanlar, kendilerinin dahli varmış gibi, alınmış kararları bir sürü şaklabanlıklarla savunmak zorunda kalıyorlar. Oysa hiçbirisini yetkileri olmadığı herkes tarafından biliniyor. Faizin enflasyonun nedeni olduğu cumhurbaşkanı tarafından açıkladığında bildiğiniz gibi Hazine Bakanı Nurettin Nebatı gözlerinin ışıltısından bahsediyordu. Oysa maliyetler ve enflasyon neden, faiz sonuç olmasına rağmen bilim ve akıl dışı bir fikri savunabildiler. Söylediklerinin hayatta bir karşılığı olmadığını zavallı bakan da biliyordu ama ne yapsın zavallı adam, davul bunun boynunda tokmak başkasının elinde. Yani tüm yanlış kararları cumhurbaşkanı alıyor ama yanlış da olsa bile bile savunmak yetkisiz bakanlara kalıyor.
Ne yapsın adamcağızlar, orman bakanı yangın söndürme uçaklarından bîhaber, hazine bakanı da ekonomiden bîhaber. Açıklamalar da milleti oyalayıp gündemi değiştirmek ve cumhurbaşkanının gözüne giriyor görünmekle sınırlı. Gündemi değiştirip manipülasyon yapınca sorun çözülmüş mü oluyor? Tam tersine sorunlar halının altına süpürülüp stres biriktiriyor. Hizmet mi ? Ne hizmeti..!
Geçmiş tüm hükumetlerin bakanları sonun geldiğini görünce yada zor durumlarda içgüdüsel olarak böyle saçma sapan açıklamalar yaptıklarından bu tip uyutma çabaları halkımıza yabancı değil. Akla zarar açıklamaları halkın hafızası kaydeder ve seçimlerde hesabını sorar. Halk sorunları görmesin diye paramiliter televizyonlar, radyolar, gazeteler…dünyada eşi benzeri olmayan cumhurbaşkanlığı hükumet sisteminin militanlığını yaparak halkı oyalamaya ve dolaylı olarak egemenlerin haklarını korumaya çalışıyorlar. Zira çözümsüz kaldıkları zamanlar öyle anlaşılıyor ki pisliklerini örtme çabalarıyla dolu... Beyhude çabalar. Çünkü her şeyi ve her yeri tıkayıp çözümsüzlüğe oynadılar. Çünkü yandaş gazeteci kılığındaki militan silahsız teröristler bile akp'nin gitmesinin kendi sonları olacağı, kendilerinden hesap sorulacağıyla ilgili ağızlarından bir sürü şey kaçırabiliyorlar. Zira hiç birisi temiz değil. Yani hepsi kirli... Elleriyle ve dilleriyle coğrafyayı ve insanları maksimum seviyede kirlettiler. Bu nedenle verdikleri hasarı düzeltmek çok zaman alacak. Çünkü ülkeye ve halka çok zarar verdiler ve artık bir kısmının telafisi mümkün değil, iftiraya uğrayıp hapislerde ölenlerin, haksız yere fetö’cü yöneticilerin kararlarıyla işine son verilen kamu görevlilerinden kim özür dileyecek ? Maalesef bir çok suç zamanaşımından düşürüldü. Örneğin İ.Melih Gökçek’in yüzlerce suç dosyası Yargıtay’da zaman aşımından düşürüldü. Hiç kimse bunlardan hesap soramadı. Bu süreç adalet algısını köreltip halkı devlete güven duygusundan soğuttu. Çünkü toplum devlete yerleştirilen kripto görevlilerden çok çekti. Bu militanlar ve her gün saçma sapan işlere bulaşıp akp tetikçiliği yapan din adamları bu topluma öyle kötülük tohumları ektiler ki saymakla bitmez, temizlemekle bitmez.
Ülke yanarken önce yangını, önce evdeki yangını söndürmek gerek… Öncelikli olarak Anadolu coğrafyasının halkımızın elinden tüm değerleriyle gitme sürecini gördüğümüzden ülkenin yangınını söndürmek gerek. Ev yanıyor ve biz gereksiz tartışmalarla zaman harcayıp birbirimizi avutmaya çalışıyoruz. Üstelik akp ve mhp seçmeni yıkım militanları öyle görev almışlar ki ülkenin yangınına benzin dökmeye devam ediyorlar. İhanet evin içinden ise sorunların zor çözüleceği, bir kısım hasarların ise artık kurtarılamayacak dereceye gelmesi âşikârdır. Örneğin yakılan ormanların suçluları yakalanmamışken, hesap sorulmamışken, öldürülen onca canlının hesabını, yok edilen ağaçların hesabını kim verecek ?Aslında bu durumda slogan olarak algılanmasın ama seni kurtaracak olan kendi kollarındır. Bazen muhalefetin birlikteliğinin bile ülkenin yıkımını seyrettiğini, engellemeye gücünün yetmediğini görüyoruz. Böyle durumda en kestirme çözüm halkın direniş örgütleri olmalıdır. Hem muhalefete, hem iktidara ders verecek gücü, kararlılığı, örgütlülüğü olmalıdır. Üzgünüm ama din üzerinden yapılan,1980 darbesinden bu yana üretilmiş-yetiştirilmiş olan kuşak, bırakın örgütlü olmayı, örgütsüzlüğü savunur oldu. Siyasi partiler ise bu durumu besleyerek kendi tüzüklerinde olsa bile mahalle komiteleri ve kent konseylerini çalıştırmadılar.
Dolayısıyla halk örgütsüz ve kendini yönetemez, kurtarıcı arar duruma düşürüldü. Şimdi Sosyal Demokratlar bu kadar kötü malzemenin içinde akp'nin döküntüleriyle masaya oturmak zorunda kaldılar mecburen. Yapacakları başka hamle kalmamıştı. Çünkü iktidar olmanın faşizmin kitle ruhundan değil de toplumsal ittifaktan geçtiğini gördüler. Bu tip birlikteliklerin Anadolu halk gerçeğinin bir türevi, yansıması olup daha geniş kitleleri asgari müşterekte birleştirecek katılımlara halen ihtiyaç olduğu muhakkaktır. Oysa siyaset alanı projeler değil de pazarlıklar alanı olduğu oranda kazanımmış gibi görünse bile içeriği zayıf olma ihtimallerine açık olacaktır.
Her şeye ve eksiklerine rağmen altılı masanın anlaşmazlık noktalarını ağır ağır çözerek, saldırılara karşı birlikte davranarak ayakta kalması takdire şâyan olmakla birlikte halkın örgütlü güçleriyle birlikte olduklarını söylemek henüz zordur. Çünkü siyasetçileri toplantılarına çağıran ticari ağırlıklı gruplar demokratik bir birikimden beslenmedikleri için eski alışkanlıkları olan, güce yaslanma ve pazarlık marjlarını artırma gruplarıdır. O yüzden bu ülkede odalar,borsalar ve esnaflardan daha çok halkın mahalledeki dayanışma ve örgütlenmeyi gündelik yaşama taşıma eksikliği gerçekliğini korurken çıkar grupları örgütlü yapılarını korumaktadırlar. Ancak tüm bu olumsuz, örgütsüz, geri bıraktırılmış halkın soyulmasına rağmen çıkar grupları için de alarm zilleri çalmaktadır. Çünkü artık ülkede üretimin durmasıyla birlikte artan işsizlik ve enflasyon herkesi derinden etkilemeye, çıkar gruplarının da gelirlerinde azalmaya neden olmaktadır. Ekonominin mevcut yapısı şimdilik kamyonunu asfaltta sürdüğünü sanan şoförün gerçekte kamyonunu geri dönüşü olmayan bir uçuruma inatla sürmesi gibidir. İktisat literatüründe olmayan deneme yanılma usulleriyle yönetilen ekonomik durum er geç ya uçurumun dibini boylayıp telafisi imkansız zararlara neden olacak bir kayaya çarpma tehlikesini her an yaşamaktadır. Düzeltmenin mümkünatı da pek görünmemekte olup gelecek iktidar kucağında kriz, enkaz değil patlamaya hazır bir bomba bulacaktır. Çünkü 500 milyar doları aşan dış borç, 60 milyar dolarlarda seyreden cari açık,200 milyar dolara varan iç borç,10 milyondan fazla işsiz,6 milyon emeklilik bekleyen yarı işsiz EYT ve 1/2 oranındaki çarpık aktüaryel denge…
Bay Kemal için SSK'yı batırdı diyen iktidarın toprak satmayı kutsallaştırarak günü kurtarma ve iktidarını uzatma çabasından daha kötü ne olabilirdi ki ülkeyi batırmış durumdadırlar. Akp'nin eski ekonomi bakanı Ali Babacan, akp'nin arka kapıdan 190 milyar dolar sattığını söylüyor. Demek ki akp Merkez Bankası rezervlerini bitirmekle yetinmeyip 60 milyar dolar civarındaki halkın parasını isteyenlere ucuz kurdan satıvermiş. "Haydaa ne işin var çaydaa " derler bu işe. Peki şimdi ne olacak ? Halkın parasını çekmesine izin vermeyecek misiniz ? Halk paralarının yabancılara satılıp yurt dışına kaçırıldığı paniğine kapılırsa ve bankalardan dövizlerini çekmeye başlarsa ne olacak ? O zaman dövizin çıkacağı karaborsa rakamlarını düşünmek bile istemiyorum. Bu sefer ülke resesyona düşmüşken temerrüde de düşüp dünyada en büyük krizi yaşayan ekonomi olarak birinciliği omuzlayacak.
Böyle bir ekonomi gerçeği üzerinden akp halktan para toplamak, yurt dışında borç para dilenmekle devalüasyon arasında gidip gelecek. Söylemleri hoş olsa da gerçekler canımızı yakacak düzeydedir. O yüzden akmhp iktidarı TÜİK üzerinden manipülasyon yaparak maaşları enflasyon karşısında eriterek soygun yapmak zorunda hissediyor...
Bir de enflasyon sepetinden halkın zorunlu kullandığı bir çok ürünün kaldırıldığına şahit olduğumuz gibi enflasyonu düşük göstermek için kendi çıkardığı kanunları çiğniyor. İstifa eden memurların yerine hile yapacak yeni insanlar atıyor ve işsizlikle enflasyonu düşük göstererek halkı kandırmakla kalmıyor, kendi yalanına da inanmaya başlıyor. Tam bir mitomani…
O yüzden akp yeni hükumete görevi teslim ederken yıkılıp viran edilmiş bir ülke bırakacak. Bu durumu halka şimdiden iyi açıklamak gerektiği gibi her konuda halka açık bilgi verilip dürüst davranmak gerekmektedir. Ulusal bir dayanışma ruhu örülmeden yeni dönem sandığımızdan daha zor olacaktır. Bu nedenle bizi kötü günlerin beklediği gerçeği üzerinden yürümezsek daha çok şey kaybedeceğiz. Hatırlarsınız, vatandaşın birisi televizyonlardan şu cümleyi kurmuştu : " Bu daha iyi günleriniz"... Hayatında ilk defa doğruyu söylemiş.
Sonuç : SEÇİMLERDE ISLAK İMZALI TUTANAKLARINIZA SAHİP ÇIKIN.. !
Paylaş
Önceki ve Sonraki Yazılar
-
TANRI'YI KIYAMETE ZORLAMAK-MIŞ..!
21 Nisan 2026, 12:48
-
ANKARA GERÇEĞİ
10 Şubat 2026, 09:53
-
YOKSULLUK MAAŞINI NASIL ONAYLADINIZ ?
27 Ocak 2026, 10:09
-
OLMAYAN ZAMMINIZ HAYIRLI OLSUN
08 Ocak 2026, 09:53
-
EMEKLİLER Mİ COLANİ Mİ?
24 Aralık 2025, 10:01
-
UTANMAZLAR...
16 Aralık 2025, 09:53
-
EMEKLİNİN BÜTÇE HAKKI YOK MU ?
10 Aralık 2025, 12:37
-
EMEKLİLER KIRILGAN
30 Temmuz 2025, 09:02
-
MUHTEREMLER GİTMELİ...
14 Nisan 2025, 11:15
-
KEŞKE GELSELERDİ...
18 Ocak 2025, 12:25
Yazar Hakkında
Diğer Yazarların Yazıları
Yazarlarımız
Trend Haberler
Anket
-
Cumhuriyet Halk Partisi'nin Cumhurbaşkanı adayı kim olmalı?
Anket Sonucu
Soru: Cumhuriyet Halk Partisi'nin Cumhurbaşkanı adayı kim olmalı?
(15) Oy - Özgür Özel
21%
(17) Oy - Mansur Yavaş
24%
(23) Oy - Ekrem İmamoğlu
33%
(7) Oy - Muharrem İnce
10%
(8) Oy -
11%
Toplam 70 Oy Kullanıldı
E-Bülten Aboneliği
E-Bülten Aboneliği Yaptığınız Zaman Son Gelişmelerden Anında Haberdar Olursunuz.!




























