Telefon
WhatsApp

HALK UNUTMAZ
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

Köyün birinde, hem cami cemaati, hem de bütün köylüler tarafından sevilen bir imam varmış.Bir gün, imam namaz kıldırırken yellenmiş. Çok utanmış imam, karanlık basar basmaz da, kimseye haber vermeden köyü terk etmiş.
     Aradan 15 yıla yakın bir zaman geçmiş. İmam iyi anılarının olduğu köyü, köylüleri özlemiş, insanların unutkanlığını da bildiğinden, ”hafıza-i beşer nisyan ile malüldür” sözüne de güvenerek terk ettiği köyü görmek için yola çıkmış. Köyün girişinde koyun otlatan 14-15 yaşlarında bir çoban görmüş. Köye girmeden hem soluklanayım, hem de sohbet ederim demiş, çobanla sohbete başlamış. Önce kimin oğlu olduğunu sormuş çobana. Çoban, ”Sarıların Memed’in oğluyum” demiş.  İmam kaç yaşında olduğunu sormuş çobana. Çoban, ”yaşımı tam bilmiyorum amca, Anam der ki, ”hocanın yellendiği sene, yellendiği gün doğdun.”
    İmam bakar ki, halk hiçbir şeyi unutmuyor. Sırasını bekliyor, sırası gelince de dağarcığında ne varsa ortaya koyuyor. Köye girmeden, tekrar geldiği yere dönüyor…
    Neden mi anlattım yukarıda yazdığım fıkrayı?
   Halkın “unutkan, balık hafızalı, sürekli kandırılabilir” olduğunu düşünen kimilerinin, yıllardır uyguladıkları kötü yönetimlerinin kötü sonuçlarının, kendilerinden önceki yönetimler tarafından yapılan işler sonucu oluştuğunu, geçmişte yapılan iyi işlerin de kendi dönemlerinde yaptıkları çalışmaların eseri olduğunu halka empoze etmeye kalktıklarını görüyoruz.
   20 yıldır iktidarda olan AKP, kendisinden önceki DSP-ANAP-MHP Koalisyonunun “kamu yatırımlarını azaltma ve kemerleri sıkma” politikaları sonucu oluşan halk tepkisini de kullanarak, üyesi oldukları Fazilet Partisini de bölerek “yolsuzluk ve yasaklar ile mücadele” şiarı ile 2002’de iktidar oldu. AKP iktidar olduğunda enflasyon %36’larda idi. AKP yöneticileri, televizyonlarda ekonominin kötülüğüne örnek olarak “çay-simit” hesabı yapıyorlardı.
   Geçtiğimiz 20 yılda, çay-simit hesabı yapanlar, kendi zenginlerini oluşturdular. Dış ticarette, aldığımız malların bedeli, sattığımızın en az iki katı oldu. Gecekondu-kaçak yapılarda oturanlar, saraylara sığmamaya başladılar. Kendilerinden önce, Devlet tarafından yapılan ne kadar Kamu Malı varsa “devlet ayakkabı, bez üretmez,  devlet  tütün-çay üretmez” diyerek “babalar gibi satarız” dediler, hepsini sattılar. %36 ile devir aldıkları enflasyonu, (ENAG verilerine göre %160) resmi kuruluşları TÜİK’ verileri bile %70’lerin üzerinde gösteriyor. 3 Y ile mücadele dediler, 3 Y halkın kaderi oldu. Mecliste muhalefete mensup milletvekilinin “…halk aç, kuru ekmek dışında yiyecek alamıyor” sözüne, AKP milletvekili “kuru ekmek yiyebiliyorsa, aç değildir” diye yanıt veriyor. 
   Bir devlet kuruluşu olan Tarım Kredi Kooperatifi, çiftçiye krediyle verdiği tohum-gübre parasını alamayınca, tüccar zihniyetiyle, çok yüksek
faiz uyguluyor, traktörüne, tarlasına el koyuyor. Kuruluş amacı çiftçiyi desteklemek olan kamu bankası Ziraat Bankası, çiftçiye kredi vereceğine, yandaş medya oluşsun, gazete-televizyon alsın diye işadamlarına kredi veriyor.”Çiftçilik öldü, ürettiğimizin karşılığını alamıyoruz” diyen çiftçiye,”ananı da al git.”diyorlar. Şeker Fabrikalarını özel sektöre satıp, pancar üretimine kota koyuyor, sonrada yurt dışından büyük fiyatlarla şeker satın alıyoruz.
   İnsanın yapısında UNUTMAK yoktur.
   Günü-saati gelir, seçim kararı alınır, sandıklar kurulur ve köy girişinde genç çobanın imama hatırlattığı gerçeği, halk iktidara hatırlatır…  

Lösev2
Paylaş
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği