Kamu spotu şeklinde yazılı ve görsel basında yayınlanan reklam filmleri vatandaşa detay vermeden ve hatta 31 Aralık 2017 tarihi ile ilgili hiç bir şekilde bahsedilmeden sadece bunun bir fırsat olduğu, en kısa sürede e-devlet üzerinden başvuru yapılması için adeta teşvik edilmiştir.
İmar Barışı Kanunu yaklaşık 7.5 milyon vatandaşa imkan tanımıştır. Bu arada son başvuru tarihi sürekli olarak güncelleme yapılarak 2019 yılı sonuna kadar uzatılmış olup, mağdur vatandaşın yanılgısı tam olarak burada ortaya çıkmıştır.
Mağdur vatandaşın e-devlet üzerinden yapmış olduğu başvurular birkaç gün içinde sonuçlanıp, olumlu veya olumsuz sonuç ve bsşvuru kabul edilmiş ise ödenecek tutar SMS olarak cep telefonlarına bildirim yapılmıştır.
Tüm bu müracaatların sonucu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yaklaşık olarak 25,5 milyar TL civarında gelir elde etmiştir.
İlgili bakanlık vatandaşın ilk müracaatı esnasında gerekli incelemeleri yaparak olumlu yanıt verdiği vatandaştan ödeme yapmasını istenmiş ve neticede Yapı kayıt belgelerini e-devlet üzerinden vermişti. Ancak mülkiyetine sahip olduğu arsası üzerine oldukça mütevazı bir ev yapan dar gelirli ailelerin İmar Barışı başvurusu 2, 3 ve hatta 4 yıl sonra uydu görüntüleri incelemesi bahane edilerek ilgili yapılar içın 2017 yılı öncesi inşaa edildiği iddiası ile iptal edilmiş ve hızla yıkım kararları çıkarılmıştır
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından uydu görüntüleri dayanak olarak gösterilerek iptal edilen Yapı kayıt belgelerini bu sebeple yok sayılamayacğı açıktır. Nitekim Sayıştay'ın Eylül 2020 ayında yayınlanan 2019 yılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı inceleme raporu sayfa 138 de uydunun kat sayısını, ara katlarda ise İmar ve Yapı değişikliğini tespit edemediği ve kırsal alanda görüntü alma gibi sıkıntılar olduğu açık ve net bir şekilde belirtilmiştir. Ayrıca '' Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri tarafından yapının inşaat zamanın tespitine ilişkin olarak uydu görüntülerinden Ortofoto ya da Google Earth gibi uygulamalardan faydalanıldığı görülmüştür. Ancak her bölgeye ilişkin güncel görüntülerin olmadığı anlaşılmaktadır'' denilmektedir
Sonuç olarak Yapı kayıt belgesi iptaline dayanak teşkil edilen uydu görüntüleri ile ilgili delil olma niteliğinin düşük olduğu tespiti raporda açıkça yer almaktadır
Hazine, sit alanı veya orman arazisine değil yani kamuya ait bir yere değil, kendi arsası üzerine mütevazi bir yapı inşaa eden, devlete yapı kayıt belgesi harcını, belediyeye cezasını ödeyen yaklaşık 2,7 milyon vatandaşın sesine özellikle ülkemizde ekonomik krizin had safhada olduğu bir dönemde duyarsız kalmamak gerekir, kanaatini taşımaktayız.
Enflasyonun artış trendinde olduğu bir dönemde alt ve orta gelir grubuna mensup vatandaşın başını koyacak mütevazı bir ev yapma düşüncesi sadece hayalden ibarettir.
İmar Barışı mağduru yaklaşık 2.7 milyon vatandaş, bugün 80 m2 ev yapacak olsa minimum 500 bin TL arsa hariç maliyet ortaya çıkar. Yani basit bir hesap yapılacak olursak,
2.700.000 x 500.000 = 1.350.000.000.000 TL veya diğer bir ifadeyle 72.5 milyar Usd gibi harcanmış bir bedeli resmen çöpe atmış olacağız. Bu evleri yıkmak yerine ekonomiye kazandırmak daha akılcı olacaktır. Ayrıca yıkım masrafları da cabası. Bunun yanısıra 2.7 milyon aile evsiz kalacak ve gerek ev fiyatları ve gerekse kira bedelleri fahiş artışa yol açacaktır.
Çok fazla detay verilmeden reklamı kamu spotu şekilde yapılan, yapı kayıt belgesi müracaat sonrası kontrol edilerek verilen ancak 3-4 yıl sonra uydu görüntüleri incelemesi bahane edilerek mağdur durumda bırakılan vatandaş yeni bir İmar Barışı Kanunu istemiyor. Sadece mağduriyeti sonlandıracak tarih ve kapsamı daha güncel yeni yasal düzenleme beklentisi en kısa zamanda karşılık bulmalıdır.
Telafisi mümkün olmayan mağduriyetlere yol açmadan, yıkımlar hemen durdurulmalı, yaklaşan 2023 genel seçimleri öncesi yapılması gereken yasal düzenleme çıkacak ilk torba yasada yer almalıdır.




























