Bugün yaşanan gelişmeler sıradan bir tesadüf gibi görünmüyor. Amerika’da yıllardır devam eden Halkbank davası ile ilgili sürecin sonuçlanmasıyla birlikte borsada Halkbank hisselerinin aynı gün %10 artarak tavan yapması dikkat çekici bir gelişme oldu. Tam da aynı gün Gaziantep semalarında İran kaynaklı olduğu belirtilen bir füze olayının yaşanması ise zamanlamayı daha da düşündürücü hale getiriyor.
Biri uluslararası hukuk ve finans alanında, diğeri güvenlik ve jeopolitik alanda gerçekleşen bu iki önemli olayın aynı gün içinde ortaya çıkması, birçok kişinin bunun yalnızca bir rastlantı olmayabileceğini düşünmesine yol açıyor. Zira küresel siyasette ekonomik kararlar, güvenlik politikaları ve bölgesel gelişmeler çoğu zaman birbirinden tamamen bağımsız ilerlemez; aksine çoğu zaman görünmeyen bağlarla birbirini etkiler.
Bu nedenle yaşananların zamanlaması ve sonuçları, kamuoyunda doğal olarak şu soruyu gündeme getiriyor: “Bu gelişmeler gerçekten bir tesadüf mü, yoksa daha geniş bir jeopolitik denklemin parçası mı?”
Geçmişte “BİRİ” dile getirdiği, “Birileri sınırın ötesinden Türkiye’ye birkaç füze atar, böylece müdahale için gerekçe oluşturulabilir” şeklindeki uyarılar hatırlandığında, bugün yaşanan olayların arka planı daha fazla sorgulanır hale geliyor.
Bu noktada bazı insanların aklına şu ihtimal de geliyor: Acaba bu gelişmeler, Türkiye’nin İran’a yönelik olası bir kara harekâtına zemin hazırlamak için NATO içinde kurgulanan daha büyük bir stratejinin parçası olabilir mi? Elbette bu soruların kesin cevapları bugün için net değil. Ancak yaşananların zamanlaması ve yarattığı etkiler, kamuoyunda bu tür ihtimallerin tartışılmasına neden oluyor.
-Süleyman Rıdvanoğlu-




























