Telefon
WhatsApp

İyi Saatte Olsunlar
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

Adını ne koyarsanız koyun, nasıl nitelendirirseniz nitelendirin. Her ne kadar G-20 Zirvelerine katılıyorsak da bizim gibi az gelişmiş ülkelerde, kimilerinin “müesses nizam”, kimilerinin “derin”, benim de hoşuma giden tarif olan “iyi saatte olsunlar”, yönetim anlamında iplerin elinden gideceğini anladığı anda şu ya da bu şekilde devreye girer, bayram değil, seyran değil zamanlarda gazetelere beşli resimler verir; “Ben buradayım, bana rağmen bir şey yapamazsınız. Ne kadar ileri gideceğinize ben karar veririm. Aklınızı başınıza devşirin” diye kendisi ortaya çıkmasa da adamlarını ya da adamlarının adamlarını veya adamlarının eş-dost-yeğenlerini ortaya salar. Herkes bilir ki “ilahlar” devreye girmek üzere. Her dedikleri olur mu, istediklerini yaptırabilir mi her zaman “iyi saatte olsunlar”, bu biraz da bize bağlı.

 

2014 Yerel Seçimler sonrası, 2015 yılında yapılacak Cumhur Başkanlığı Seçimi için  adaylar tartışılmaya başlanmıştı. Bizim cenahın da en güçlü, adı en çok geçen aday adayı, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen hocaydı. Büyük ihtimalle de Eskişehir’de yapılan ilk CHP’li Belediye Başkanları toplantısında hocanın adaylığı açıklanacaktı, beklenti o yönde idi. Toplantı bitiminde değinilmedik tek konu CB seçimi ve aday açıklaması idi. Toplantıda konu tartışılmadı. Sonrasında, ilk çarşamba günü, dönemin hızlı muhalifi, Erdoğan’a Türkiye’yi dar etmeye kararlı Devlet Bahçeli, Genel Başkan Kılıçdaroğlu ile 15 dakikalık bir görüşme yaptı ve “muhalefetin CB adayı” olarak Cumhuriyet ile sorunu olan Ekmeleddin İhsanoğlu adı ilan edildi. İlginç olan, İhsanoğlu için seçimlerde alanlara inmeyen parti de MHP oldu. Sonrası mı, İhsanoğlu MHP’den milletvekili seçildi!

 

2018 CB seçimleri öncesi de benzer senaryolar oynandı. Adı CB adayları arasında geçen, Cumhurbaşkanlığı döneminde AKP’nin meclisteki sayısal  çoğunluğuna dayanarak çıkarttığı anti demokratik bütün yasaları jet hızı ile onaylayan, Abdullah Gül’e  bile tahammül etmediler ve olası CB adaylığından  vazgeçirmek için “ikametgâhının” bahçesine helikopter ile indiler.

 

2019 Yerel Seçimlerinde “iyi saatte olsunlar”, kurduğu ittifaktan aldığı verime o kadar güvendi ki, başka meşgalelerle ilgilenince, bu kez “atı alıp Üsküdar’ı geçen” CHP-İyi Parti birlikteliği, İstanbul, Ankara, Adana, Antalya, Mersin başta olmak üzere birçok Büyükşehir yönetimini kaybettiler. Oysa, İstanbul başta olmak üzere seçimleri aldıklarını ilan eden pankartlarını bile yazdırıp, köprülere, panolara asmışlardı.

 

Günümüze gelirsek; öncelikle, yürürlükteki Anayasaya göre CB adayı olamaması gereken Recep Tayyip Erdoğan’ın adaylığı dayatılıyor. Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan ne zaman iç ve dış kamuoyunda güç kaybına uğrasa, içeride ya da dışarıda gelişen bir olumsuzlukta, Erdoğan ön plana “kurtarıcı” gibi çıkarılıyor. Aynı odaklar (isterseniz adını koyalım. AB-ABD-NATO-RUSYA ve bunların Ortadoğu’daki uzantıları) “iş yaptıkları” denenmişle yola devam isteğindeler. Onlar için önemli olan kendi ülkelerindeki müesses nizamın çıkarlarıdır. Erdoğan olmasa bile, (kolayca vazgeçeceklerini sanmıyorum) ona benzer, aynı mahalleden birini muhalefetin CB adayı olarak piyasaya sürerler.

 

Son günlerdeki aday tartışmalarını böyle okuyorum.

 

Altılı Masa toplantılarını, 1957 Seçimleri öncesi, Menderes-Bayar ikilisinin yönetimine karşı, CHP’nin öncülüğünde Bölükbaşı liderliğindeki Cumhuriyetçi Millet Partisi, Fevzi Lütfi Karaosmanoğlu’nun Hürriyet Partisi’nin yaptıkları muhalefet birliği toplantılarına benzetiyorum. Bölükbaşı, o toplantılarda hazırlanacak listelerin üç partiden de eşit sayıda-seçilebilecek oranda milletvekili adaylarından oluşması için dayatır. Birliktelik olmaz. Sonuç ise Bölükbaşı’nın dayatmalarında ne kadar haksız olduğunu gösterir. DP, %58,4 oy oranı ile seçimler öncesi sahip olduğu milletvekillerinin 79’unu kaybetmiş, çoğunluğu bulmasına rağmen sayısı 424’e düşmüştür. CHP, %35,1 oy oranıyla 31 olan milletvekili sayısını 178 yapmıştır. Dayatmacı Bölükbaşı %5,3 ile 4 milletvekiline razı olmuştur.

 

2023 yılında yapılacak CB Seçimleri için de aynı hesaplar yapılmaktadır. Doğru olan, adayın CHP tarafından (HDP’nin rahatlıkla oy verebileceği) belirlenmesidir. Ön seçim mekanizması çalışmayacağına göre aday Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ya da İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu olmalıdır. Ekrem beyin Karadeniz Gezisini “yol kazası” olarak görmüyorum. Yanındaki bir bürokratın işgüzarlığı diyorum.

 

Kopartılan “Mansur Yavaş” fırtınasına gelince, Mansur Yavaş’ın ülke sorunları, sorunların çözümü konusunda herhangi bir düşüncesini duymadım. Duyan varsa beri gelsin.

Son olarak, İyi Parti İstanbul İl başkanı Buğra Kavuncu’nun (hafızam beni yanıltmıyorsa, Ruzi Nazar’ın yetiştirmesi Enver Altaylı’nın yeğeni) Millet İttifakının CB adayı olarak Mansur Yavaş’ı önerdiğini öğrendim. Kürtçe bir deyim var. Türkçeye tam olarak çevrilemese de “eline batan dikeni, başkasının eliyle çıkartıyor” denir. Kendisi çıkarmaya çalışsa acısını hisseder. Mansur Yavaş ekibinin Ankara Büyükşehir Belediyesindeki örgütlenmesi, CB olursa yapacaklarının aynasıdır. Bu ülkede yaşayanların %20’si Kürt yurttaşlardır. Çocukluğundan bu yana MHP ideolojisi ile yetişmiş biri Kürt Sorununa ve Kürt Sorununu çözümüne şaşı bakar. Bizim Mahalleden olsun mantığı bize 1957 seçimleri sonucunu yaşatır. Kesin alınacak seçimler Bölükbaşı’nın dayatmasıyla Menderes-Bayar ikilisine armağan edilmişti.

 

Armudun sapı, üzümün çöpü lüksümüz yok.

Lösev2
Paylaş
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği