İran halkının ortaya koyduğu direniş ve elde ettiği başarı, yalnızca kendi sınırları içinde değil, tüm bölge açısından tarihsel bir kırılma noktasıdır. Bu süreç, “yenilmez” olarak sunulan güçlere dair algıyı sarsarken, diğer Müslüman toplumlar için de bir uyanışın kapısını aralayabilir. Bu uyanış, uzun süredir değişmeden varlığını sürdüren, köhnemiş yönetimlerin sorgulanmasına ve halkların kendi geleceklerini yeniden talep etmesine zemin hazırlayabilir.
Bu yönüyle İran’da yaşananlar, sadece bir savaşın ya da direnişin sonucu değil; Orta Doğu genelinde olası bir dönüşüm dalgasının, yeni arayışların ve belki de yeni devrimlerin ayak sesleri olarak okunmalıdır.
-Süleyman Rıdvanoğlu-




























