Özelde Keçiören Belediyesi, genel anlamda ise yerel yönetimlerde ciddi sorunlar bulunmaktadır. Belediye başkanları kamunun gücünü bireysel ve faydacı bir şekilde kullanarak il, ilçe ve belde örgütleri üzerinde olumsuz etkiler yaratmakta; bu durum parti içi demokrasiye ve emeğe zarar vermektedir.
Belediye başkanları milletvekili seçimlerinde, il ve ilçe yönetimlerinde, belediye meclis üyeleri ile delege seçimlerinde ve hatta parti merkez yönetimlerinin belirlenmesinde etkin rol oynayarak demokratik süreci ve işleyişi tıkamaktadırlar. Bu gidişata artık "dur" denilmeli; partinin her kademesinde bulunanlar konuyu sorgulamalı ve çözüm üretmelidir. Belediye başkanları yalnızca kamu hizmetine odaklanmalıdır. Onların başarısı, partinin başarısını ve iktidara giden yolun temellerini oluşturmalıdır.
Yukarıda özetlediğim konu, üyesi olduğumuz ve büyük emekler verdiğimiz sol, sosyal demokrat değerlere sahip partimizde kanayan bir yaradır.
Mesut Özarslan ve Yönetim Anlayışı
Ülkücü, muhafazakâr, şarlatan ve "Zübük" olarak nitelendirdiğim Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın konuşmalarına ve vücut diline bakıldığında, psikolog veya sosyolog olmaya gerek duyulmaksızın büyük bir şarlatan olduğu yorumu yapılabilir.
Söz konusu şahıs, Ankara Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki PORTAŞ ve BELKO’da genel müdürlük yapmıştır. PORTAŞ, belediyenin asfalt, konut ve ticari yapılardan sorumlu bir iktisadi kuruluşudur. Genel müdürlüğü döneminde Hıdırlıktepe ve Anıt projelerinde "ihaleye fesat karıştırma" ve "görevi kötüye kullanma" suçlamalarıyla İçişleri Bakanlığı tarafından iki müfettiş görevlendirilmiş, hakkındaki yolsuzluk soruşturması ise hâlen devam etmektedir. Bu arada PORTAŞ’ın iflas etmiş durumda olduğu bilinmektedir.
Bu milliyetçi-muhafazakâr şahıs, daha sonra Mansur Yavaş’ın başdanışmanı veya yardımcısı olmuştur. Bölgedeki her türlü siyasi yapıya (MHP, BBP, AKP, İYİ Parti ve çeşitli tarikatlar) hitap eden bu ülkücü vatandaş, ne hikmetse CHP’li bir belediye başkanıdır. "Karslıyım, Erzurumluyum, Sivaslıyım; Türk’üm, Aleviyim, Sünniyim" diyerek her türlü bölgecilik ve hemşehricilik ilişkisini bireysel çıkarlarına alet etmiş, herkese hoş görünmeye çalışmıştır. Nihai hedefi ise büyükşehir belediye başkanlığıdır.
Keçiören CHP’de Neler Yaşandı?
"Zübük" belediye başkanı, belediyenin olanaklarını arkasına alarak çıkar grupları oluşturmuş ve kendine tabi oligarşik bir yapı kurmuştur. Sağcı özünün gereği olarak faydacı, nemacı ve çıkarcı davranarak bu süreçte "başarılı" olmuştur.
Peki, Keçiören’in bu hale gelmesinde bölge milletvekillerimizin sorumluluğu yok mu? Her açılışta boy gösterip alkış tuttular. Bir önceki ilçe başkanının payı yok mu? Belediye başkanına teslim oldu, onun etkisi ve güdümü altına girdi; ilçeyi adeta başkanın arka bahçesi yaptı. Daha sonra genel merkezde MYK üyesi olduğunda dahi her etkinlikte belediye başkanının yanındaydı. Belediye başkan yardımcıları ise edilgenlikleriyle bu sürece suç ortağı oldular.
Hele gençlik kollarından gelen bir arkadaşımızın sergilediği tutum ve söylemler içler acısıdır. Belediye başkanının danışmanı mı yoksa yardımcısı mı olduğu belli olmayan bu kişi, kendisini partinin ve grupların üstünde sayarak demokratik işleyişi tıkamış ve bu oligarşik yapının önemli bir parçası olmuştur. Partiye emek vermiş sol ve sosyal demokrat düşünceli insanlar hiçe sayılarak bir saltanat kurulmasına katkı sunmuştur.
Delege Seçimleri ve Uygulamalar
Mahalle temsilcileri ve delege seçimleri tam bir fiyaskoydu. Bu oligarşik yapı, belediye imkânlarıyla kimine iş, kimine farklı vaatler sunarak tek liste hazırlamış; mahalleleri ve üyeleri abluka altına almıştır. Mahallelerde kaç üyemiz var, kaçı sandığa geldi, kaçı protesto edip gelmedi? Bunların araştırılması gerekir.
Sivil toplum örgütlerinin sorumluluğuna ne demeli? Üzülerek söylemeliyim ki bazı yöneticiler "satın alındı". Partili muhtarların suçu yok mu? Evet, kamu görevi yapıyorlar ve belediye ile iyi geçinmeleri gerekiyor. Ancak içlerinden bazıları tüm sol değerleri çiğneyerek belediye başkanının "emir eri" gibi davrandı. Bu durum bizleri derinden üzmüştür.
Belediye meclis üyeleri görevlerini yapabildi mi? Mevzuat gereği önemli sorumlulukları varken, CHP’li bir belediyede bu imkân onlara tanındı mı? Mahalle toplantılarında çıkar grupları başkanı o kadar korumaya aldı ki vatandaş sorunlarını dile getiremez oldu.
Başkan, "Cumhuriyet tarihinde ilk defa ata güreşi" diyerek iki kez Taha Akgül Karakucak Güreşleri düzenletti; Güreş Federasyonu’nun uygulamalarını hiçe saydı. Üstelik bu etkinliklerde, CHP Yenimahalle bölgesinde milletvekili olup "CHP’ye oy vermediğini" açıkça söyleyen Adnan Beker’i ve BBP’yi dakikalarca alkışlattı. Keçiören’in binbir sorunu varken "Kete Yarışmaları" düzenleyip kürsüleri şova dönüştürdü. Vukuatları saymakla bitmiyor.
Mücadeleye Devam
Tabii ki bizim sol, sosyal demokrat, partiye emek verenler olarak bu süreçte sorumluluklarımız yok muydu? Evet, parti içinde bizim gibi düşünenleri yan yana getirip partimize sahip çıkmaya çalıştık, yazdık çizdik. Öyle bir abluka oluşturdular ki bunu başaramadık. Fakat mücadelesini verdik, sorumlulardan hesap soracağız. Partililer bu yaşananları hiçbir zaman unutmayacak.
Ben de 1989 yılında SHP’de gençlik kolları genel sekreterliği yaptım. Sayın milletvekili Gürsel Erol, Erhan Baydar ve diğer arkadaşlarla çalıştık, ürettik, partimize ve üyelerine sahip çıkarak yerelde iktidar olduk. Hatta direklere flamaları ve bayrakları astığımız, sabaha kadar sokakta yaptığımız çalışmalardan dolayı zatürreye yakalanıp sağlığımı bozdum. O dönem Tansu Çiller iktidarı ortaklığında bakanlarımız oldu.
Parti tüzüğünü ve parti kültürünü, sol ve sosyal demokratlığı her şeyin üstünde sayarak görev ve sorumluluklarımızı yerine getirdik. İlk önce partilileri işe aldık. Sol siyasi nedenlerle cezaevinden çıkanların hiçbirini işsiz bırakmadık. Onların çocuklarını aç ve açıkta bırakmadık. Ya şimdi? Mücadeleye devam. Dünya görüşümüz gereği bulunduğumuz her yerde ve her ortamda cumhuriyete, Atatürk’e, demokrasiye, parti tüzüğüne, parti kültürüne ve örgütlülüğe, sol değerlerimizle sahip çıkacağız. İçimizde bulunan şarlatan ve zübüklere karşı örgütlü mücadelemize devam edeceğiz.
HASAN YILDIRIM




























