Telefon
WhatsApp

KEŞKE GELSELERDİ...
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

KEŞKE GELSELERDİ. 

 

Gelmiyorlar. Neden? Bu konuda geniş boyutlu ve çok açıdan bakmak gerektiği aşikâr. 

Emekliler kendi sorunlarına sahip çıkmıyorlar. Çıksalar idi böyle olurmuydu. Buna biraz bakmalıyız. 

Türkiye'de 2025 yılbaşı itibariyle 16.600.000 emekli var. Cumhurbaşkanlığı sitesine göre istihdam edilen kişi sayısı 33.000.000. Buna göre aktüaryal denge 4/1 olması gerektiği halde tam tersine yaklaşık 4/2 olmuş. Yani standart bir ekonomik sistemde 16600000 emekliyi finanse etmek için bunun tam 4 katı üretime katkı veren fiili güce ihtiyaç var. Yani ideal bir sosyo ekonomik sistem ülkemiz için 66 milyon 400 bin kişinin bizzat çalışarak ekonomiye ve sosyal güvenlik sistemine katkı sunması gerekiyor. Şimdi bu satırları okuyan okuyucu "sen de çok şey istiyorsun" diyebilir ama bu gerçekler üzerinden yürürsek çalışandan çok emekli sayısının arttığına şahit olacağız. 66 milyon insanın ülkemiz gerçeklerine göre istihdam edilemeyeceğini bilerek emekli sorununa bakıyoruz. Rte hükumetinin çıkmaz noktası da tam burası ve gelecek kaygısıyla emekli olamamış EYT'lilerin erken yaşta emekli edilmeleriyle birlikte aktüaryal denge bilerek ve isteyerek çözülemeyecek noktaya getirildi. Çünkü 2 milyondan fazla sayıya ulaşan EYT'lilerin örgütlü gücü hükumeti ürküttü ve hükumetin temsilcisi "çift dikişliler" tabiriyle anmasına rağmen teslim oldu ve oy kaygısıyla eyt kanunu çıkarılıp emekli edilmeleri yolu açıldı. Oysa 2.250.000 EYT'li sayısına  karşılık 9.000.000 kişilik iş ve istihdam alanı üretilemediği için aktüaryal denge düzeltilemeye ek derecede bozuldu. Kılıçdaroğlu için ssk'yı batırdı diyenlerin bu hesaba bakmadıkları belli ki emekli sandığı ve bağ-kur'un kim tarafından batırıldığını söylemiyor olmaları da tam bir  traji komedya... 

Bir gülünç durumumuz da şu: yandaşlar emekli maaşlarını düşürerek aktüaryal dengeyi sağladıklarını düşünüyorlar. Oysa devleti iflasa sürükleyip emekli maaşlarını ödeyemez durumda olduklarını,bu nedenle açığa para basıp enflasyonu azdırdıklarını itiraf etmiş oluyorlar. Çalışma bakanı atanmış olduğundan halka karşı sorumsuzdur. Dolayısıyla çalışma sekreteri emekli maaşlarını vermekte zorlandıklarını itiraf ederek malumu ilan etmiş oldu.

Peki sosyal güvenlik sistemi neden ve nasıl batırıldı ? Bu sorunun en kısa cevabı cumhurbaşkanının yeniden seçilme kaygısı taşımasıdır.  Kitlelerin oylarını almak için onları yanına çekme manevraları yaparsanız ve sürekli devletin kaynaklarından ve kurulu düzeninden taviz verirseniz artık geri dönülemez yola girdiniz demektir. Bunu bizlere her gün maaşlara yüzde kaç zam verileceğini soran emekliye bunu anlatamıyoruz. Zaten anlamaya da niyetleri yok, çünkü gerçeği görme istemleri yok. Sanki bu gerçekleri paylaşınca ekonomik sistemi biz bozduk. Oysa emeklilerin yaşadığı krizin sorumluları doğrudan doğruya siyasetçilerdir. Kaldı ki EYT'li arkadaşların aldıkları maaşlarda hiç birimizin gözü yok. Bugün 12.500 liralık maaşa razı olup akp-mhp koalisyonunu iktidardan düşmekten kurtaranlar ilk elden eyt emeklilerinin çoğunluğudur.  Hak aldık anlayışıyla blok halde akp'ye oy veren eyt mağdurları zaten emekli olamıyorken aslında adı maaş, vasfı sosyal yardım olan 12.500 lira karşılığında tümü olmasa da çoğunluğu blok şekilde iktidara oy verdi. Maalesef ucuza gittiler. Hükumet hem maaş bağlama oranlarını 70'ten 28'e düşürdüğü için eyt mağdurları bu sorunun nedenini sormadılar, sormuyorlar. Oysa emekli olmakla sorunlarının çözüleceğini sandılar. Oysa gerçek tam tersiydi. Eyt mağdurlarının sgk'na ödenerek birikmiş olması gereken primleri ortada yok maalesef. Yok işte... Olsaydı maaşlar 6 bin liralık kök maaş denilen bir şey uydurularak 6.500 lira sosyal yardım ile hazineden 12.500 liraya tamamlanmazdı. Ödedikleri primlere karşılık gelen maaşları alırlardı. Yani EYT'lilerin de, önceki emeklilerin de maaşları bugün ortalama 35.000 liradan başlayarak 80.000 liraya kadar değişen oranlarda maaş alırlardı. Maaş bağlama oranları bilimsel tekniklerle değil de bir kişinin iki dudağı arasında ne olacağı belli olmayan bir bilinmeze endexlenirse bu kriz daha çok tırmanacak ve çözümsüz kalacak demektir. Sosyal güvenlim sistemi öylesine bir kaosa sürüklenmiştir ki ülkeyi ileriki yıllarda yönetmesi muhtemel başka hükumetler için kriz tohumları ekiyorlar demektir. Öyle bir kriz ki tam rüzgar eken fırtına biçer krizi... Üzgünüm ama bu krizi derinliğine yaşayacağız. Kimsenin siyasi partisiyle ya da ideolojisiyle ilgisi olmadan ekonominin gelecekteki kaeanlık günlerine göre önlem almamız gerektiği konusunda samimi uyarılarımızı yapmak zorundayız. 

Ülkenin sorunları boş nutuklarla değil projeler üretilerek çözülmek zorundadır. Oysa bir çok emekli arkadaş hükumet değişirse sistemin düzeleceğini iddia etmektedir. Bu mantık yüzünden de emekliler kendi sorunlarına çözüm yollarını ertelemektedirler. O yüzden de kendi örgütlerine sahip çıkmamaktadırlar. En yüksek emekli aylığı ile en düşük emekli aylığı arasındaki makas bir sürü hile ile kapatılmaya çalışılmasına rağmen... En az emekli maaşı 14469 liraya çıksa bile fakirlik kader olacak. Bırakınız yoksulluk sınırını, emekli artık her zaman açlık sınırının da altında kalan yavaş yavaş ölüm sınırında yaşayacak. 

 

16.600.000 emekliye karşın;

TÜED'in üye sayısı 850.000 (KE’nun, RTE’na teşekkür etmesinden önceki rakam istifalarla biraz düştü.)

Tüm Emek. Der. Üye sayısı 270.000,

Emekli sendikaları, emekli partileri ve diğer emekli derneklerinin üye sayıları yaklaşık 50.000.Bu kadar bile değil ama abartılı olarak tahmin ettim. 

Demek ki ülkemizde örgütlü emekli sayısı 1.170.000. Torpil yapsak, biraz abartsak bile 1.200.000 kişi. Bu sayı da alanlarda olmadığı için örgütlü sayılmaz. Çünkü üyelik aidiyet olmadığı gibi üye aidatı verse bile aidiyetini ispatlamaz.

16.600.000 emekliyi alanlarda temsil eden insan sayısı 2000 bile değil. Bu oran 0.012 demektir ki emeklinin içler acısı halini ifade etmek için fazlasıyla yeterli bir rakamdır. Devlet aklının yeterli maaşı emekliye çok görmesindeki temel sorun bu örgütsüzlük sorunudur. Dernek üyelikleri örgütlülüğü ifade etmemektedir. Asıl örgütlü güç haklarının bilincinde olan ve onu kazanmak için çaba harcayan güçtür. O insanlar da ülke çapında bizatihi tanıdığımız bir avuç insandır.

Görüldüğü gibi toplam emekli sayısına örgütlü gibi görünen emeklilerin  oranı %7.5'e tekabül ediyor. Yani yüz üzerinden 7.5 alan bir öğrenciyseniz 10 üzerinden 1 ile sınıfta kaldınız demektir. Buna sınıfta çakmak da denilebilir. Bu bizim için başarı değil, kendi yönettiğimiz örgütler-teşkilatlar bizim  için başarı gibi görünmektedir. Oysa gerçek açlık sınırının altında yaşayan 60 milyon insandır.

Keşke böyle olmasaydı. Asgari ücret ve enflasyon karşısında gelirleri düşen emekliler neden çözüm üretemediler? Peki sürekli maaşları ve hakları ellerinden her gün alınarak sosyal güvenlik sisteminin dışına doğru atılan emekliler neden kaderlerine sahip çıkmazlar ki?

Artık kabak tadı veren bir alışkanlığı yazayım. Hastalıklar dar gelirli emekliler için artık olağan. Çünkü kuru ekmekle bile doyulabilir ama sadece ekmekle beslenme olmaz. Tek yanlı beslenme sonucunda da hastalıklar kaçınılmaz olur. Dolayısıyla 16 milyon 600 bin emeklinin hastalanması normaldir. Hem de onları ilgilendiren toplantıların ve basın açıklamalarının olduğu günlerde... Oysa aynı günlerde aynı adamların sürekli cenazelerinin olması trajikomik değil fecaat. Her nedense bir çok insanın bedava yemekli toplantı zamanlarında hiç cenazeleri olmuyor. Biraz eleştiri hakkım var ise bu tespiti yazmak zorundayım. 

Emekliler sorunlarına sahip çıkmak için alanlara gelmiyorlar. Basın açıklamaları en fazla 100-150 kişiyle yapılıyor ve emekliler hem kendi sendika ve derneklerine üye olmazken  hem de hiçbir riski olmamasına rağmen bir çok bahaneyle kendilerine ait toplantılara iştirak etmiyorlar. Hal böyle olmakla birlikte 12.500 lira maaş alan 10 milyona yakın emekli halen akp ve mhp'ye sempati duymaya devam ediyor. Bu kesim genellikle sistem ile ilgili eleştiri yapmıyor, yapanları da dinleyip ikna olmuyor. 

Bu psiko patolojik konuya biraz dikkat etmemiz gerekecek. Psiko-patoloji kavramını literatüre hediye etmiş olalım. Zira bu sorun sadece psikiyatriyle aşılacak gibi görünmüyor,tüm bilim dallarının koordine edilmesini gerektiriyor gibi sanki…

Sizce emekliler neden gelmiyorlar?

Yoksa önce kendilerine mi gelseler…!

Murtaza Ak

Lösev2
Paylaş
Arşiv Murtaza ak Arşivi Tümü
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği