Telefon
WhatsApp

Kılıçdaroğlu'nun Demokrasi ve Özgürlük Tutkusu
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

Sn.Kemal Kılıçdaroğlu'nun kılık kıyafet özgürlüğü ile ilgili yaptığı son açıklama, öyle görülüyor ki sadece bazı sol çevrelerde rahatsızlık uyandırıyor. 

Bir tarafta özgürlüklerden ve demokrasiden bahsederken, diğer taraftan başörtüsü konusundaki ketum tavırlar  büyük bir paradoksu içinde barındırıyor. 

Sn. Kemal Kılıçdaroğlu'nun başörtüsü ile ilgili çıkışı, erkeklerin yıllardır "kadın" üzerinden   siyaset yapma alışkanlığını, demokratik bir tavır ile boşa çıkarmaktadır.

Yapılması gerekeni yaptığı için, bir genel başkan kendi partilileri tarafından ancak bu kadar acımasızca eleştirilebilir. 

Demokratik siyaset, özgürlükleri alabildiğine genişletme refleksi değil midir?

Gelinen son süreçte, AKP  seçimler yaklaşırken, kendine "istismar edeceği" konu bulmaktan başka bir çıkar yol bulamamaktadır.

AKP hangi pozitif argümanlar ile sahaya inecek? Batırdığı ekonomiyi  mi anlatacak? Kâr garantili kamu ihaleleri ile kamu hazinesini nasıl boşalttığını mı anlatacak? Yoksa Suriye bataklığına saplanarak, mülteci istilasına maruz bıraktığı kentleri, ilçeleri mi anlatacak?

AKP ve yandaşları, hiç şüphe yok ki din ve türban gibi konuları yine istismar ederek, tabanını konsolide etmeye çalışacaktır. 

Sn. Kılıçdaroğlu, bir yandan demokrasinin gereğini yerine getirirken, diğer yandan baş örtüsünün, siyasal bir istismar konusu olmasının da önüne geçmektedir. 

Ama, bazı arkadaşlarımız, ne yazık ki konuyu doğru okuyamıyor. 

Baş örtüsü serbestisi, laikliği yıkmaz, bilakis; yasaklar, laik rejime karşı yasak mağduru insanları kinlendirir. 

 "Her Kürt HDP li değil, her HDP li de bölücü değildir" genellemesi üzerinden baktığımızda , her başı örtülü de şeriatçı değildir. Hatta başörtülü kadınların büyük çoğunluğu,şeriat rejimini istememektedir. 

Kaldı ki başı örtülü kadınların önemli bir kısmı; eş baskısı, mahalle baskısı, iş yeri baskısı, siyasi baskı sebebi ile başını kapatmak zorunda kalmaktadır.

Göreceksiniz ki yakın gelecekte, ülkemizde iktidar değişikliği sonrasında yaşanacak özgürlük iklimi içerisinde, başını kapatmak zorunda kalan pek çok kadın, başını açacaktır. 

Kadınlar; aile içinde, baba, eş, ağabey, dede baskısı ile bir kısım kadın ise işyerlerinde zorlamayla mobing ile başlarını örtüyor. 

Kadınlar aynı şekilde, başını  örtme konusunda uğradığı baskıya  baş açma konusunda da  maruz kalıyorlar.

Yani bıçağın iki tarafı da keskin. 

Oysa,bir kadının başını zorla kapatmak ta, zorla başını açtırmak ta hiç bir erkeğin haddine değildir. 

Erkek haddini bilecek! 

Hele de  siyaset asla "kadınların tercihleri" üzerine yorum yapmayacak. 

Kadının başının  açık ya da  kapalı oluşu ,hiç bir erkeği ilgilendirmez. 

Yakınlık derecesi ne olursa olsun, erkek üzerine vazife olmayan kadın kıyafetine karar veremez. 

Özgür kadın,özgür toplumu doğurur!

AKP'nin elinden istismar konularını alıp, türban istismarı konusundaki heveslerini boşa çıkarttığımız zaman, AKP'nin ve tarikatların konuşacağı konu kalmadığı gibi, başı kapalı kadınlara da hommucu gözü ile bakan hadsiz erkekler de hadlerini bileceklerdir.

Türban konusundaki istismar bu şekilde engellendiğinde, AKP ve tarikatların önüne  bir set çekilmiş olacaktır.

Toplumun her kesimini demokrasi ve cumhuriyetle barıştırmak, cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında en vazgeçilmez görevimizdir. 

Gölge düşmanlar yaratmak, demokrat çevrelere yakışmayacak bir davranış şeklidir.

Demokrasi, özgürlükler manzumesi ile değer kazanır.

Lösev2
Paylaş
Arşiv Orhan karakoçluoğlu Arşivi Tümü
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği