Telefon
WhatsApp

KRİZLERİ YÖNET(EME)MEK
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

KRİZLERİ YÖNET(EME)MEK

Bazen kendinizi karmaşık bir ortamda bulursunuz, sizden kaynaklanmamıştır kriz. Akıllı davranırsanız, yönetirsiniz krizi, eskilerin tabiriyle selamete çıkarsınız.

Bazen de bilerek-bilmeyerek siz kriz yaratırsınız. Kötü niyetli olmayabilirsiniz. İpler elinizde değilse, yumak karışmışsa, niyetiniz iyi de olsa işin içinden çıkamazsınız. Dönüşü olmayan bir yolda, inat uğruna, belki de kendinizi kanıtlamak için daha da kötü şeylere sebep olursunuz.

İç karartıcı bir girişle başladım yazıma. CHP’nin Yerel Seçimler öncesi durumu tam da böyledir.

Geride bıraktığımız ve başarılı olamadığımız 14-28 Mayıs 2023 CB ve Milletvekili Seçimleri sonrası, yetkili kurullarda tartışmadan, yetkili olmayanlarca DEĞİŞİM adı altında 29 Mayıs’ta parti yönetiminin değiştirilmesi için düğmeye basıldı.

4-5 Kasım 38. Olağan Kurultayımızda göreve gelen ‘yeni yönetim’ (yeni dedimse lafın gelişi. Etkin olanların çoğu, fiilen yönetimde olmasalar da eski MYK üyeleri. Yine yönetiyorlar.) ilk olarak ‘her yerde, her makama ön seçim sözü vererek işe başladı. En yetkili ağızdan söz verdi.

Gelelim günümüze…Adaylar belirlenirken hangi özellikler gözetildi…

Aday gösterilenlere bakalım:

Ali’nin adamı, Veli’nin yakını, Hasan’ın danışmanı, Mehmet’in avukatı, Ahmet’in doktoru…

Bu tercihlerde örgüt nerede? Genel Başkan, kurultay konuşmasında ‘bundan sonra, parti örgütlerinin görüşlerine ters hiçbir aday gösterilmeyecek’ demişti. Aday belirlemelerinde % doksan oranında verilen sözlere uyulmadı. Hesaplanan ne, 1 Nisan sonrası için kurultay hesabı mı yapılıyor? Seçimlerde sıfır riskli yerlerde örgütlere rağmen (çok örnek arasından, belgeler kamuoyuna yansıdığı için sadece bir örnek vereceğim: Mersin-Mezitli’nin mevcut başkanı Neşet Tarhan, ’örgüt istemiyor’ gerekçesiyle değiştirildi. Örgütün ‘adayımız Neşet Tarhan’dır’ kararı basında yer aldı.) yönetime yakın kişiler, riskli yerlerde de ‘eski yönetime(!) yakın kişiler tekrar atandı… Adana-Mersin-Antalya/İzmir-Çankaya-Kadıköy atamalarını iyi incelemek gerek!

Mevcut başkanlardan değişmesi gerekenler yok mu, var elbet. Değişecekleri görevde tutup, devam etmesi, taban tarafından tutulanları değiştirmek doğru bir tavır değildir.

Önceki yönetim tarafından da milletvekili ve belediye başkanları belirlenirken yanlışlar yapılmıyor muydu derseniz, yapılıyordu. Niyet ne olursa olsun, son seçimde Gelecek, Deva, Saadet Partilerine verilen 39 milletvekili ve Zafer Parti ile imzalanan protokol en büyük yanlışlardı. RTE’nin 5 yıl daha ülkeyi yönetmesine yol açtı. O gün, o yanlışları yaptıranlar yine egemen. 

Şimdi katmerlisi yapılıyor. Demek ki, bir kişinin değişmesiyle değişim olmuyormuş. Zihniyet değişecekmiş. Aynı şeyler katmerli bir şekilde yapılıyorsa, kadronun değişmesi gerekiyormuş.

1994 Yerel Seçimler sonrası başta Ankara-İstanbul olmak üzere, yanlış aday, diğer partilerle iletişim kurumamak, yeni kurulan CHP’nin ‘SHP’ye seçim kaybettirme’ kararı gibi birçok olumsuzluk yaşadık. Sonuçta belediyeleri BÖLÜNMÜŞLÜK-PARÇALANMIŞLIK aymazlığıyla Refah Partisine teslim ettik. Yeri gelmişken, aday adayı olup, aday yapılmayanların istifalarını da doğru bulmuyorum.

1994 Seçimleri sonrası yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum:

Ankara’da SHP adayı Korel Göymen’di. 387.152 oy aldı. Seçimi RF İ. Melih Gökçek ile 393.628 oy alarak kazandı. CHP, adayı Ali Dinçer ile 30.082 oy, DSP de Ö. Faruk Sarıkaya ile 111.740 oy aldı. Yani, Ankara’yı AKP’li Bülent Arınç’ın tabiriyle ‘parsel-parsel satan Melih Gökçek 6.500 oy farkla kazandı. Bir arada olması gereken oyların sayısı 530.000 dolayındaydı. CHP adayı rahmetli Ali Dinçer’e ‘seçimi kazanma şansın sıfır iken, neden aday oldun’ diye sorduğumda, ‘Şükrü Barutçu yöneteceğine, Melih yönetsin’ demişti. Aynı şetleri yaşamak istemiyorum. Önlem alması gerekenlerin de benimle aynı tasayı taşıdıklarını ne yazık ki göremiyorum. Bu kez, örgütlerimizin ve yıllardır CHP’ye oy veren üyeler dışındaki seçmenlerin tepkisinden korkuyorum. İşbirliğinde rotanın tekrar İYİ Parti’ye (Balıkesir ve Ordu) çevrildiğini duyuyorum. İstanbul’da, özellikle Esenyurt – Adalar -Sancaktepe gibi DEM Parti seçmenin yoğun olduğu yerlerde DEM’in göz ardı edilmesini de anlamış değilim.

Hatay’da yanlışlar serisi devam ediyor. Listelerin Seçim Kurullarına teslimine 5 gün kala, halen ‘daha iyisini bulursak değiştiririz’ diyerek, adaylaştırdıkları ismi daha da yıpratıyorlar.

Antalya’da DEM yetkililerinin ve yerel parti örgütlerimizin tepkilerine rağmen, seçimin kaybını göze alarak mevcutta direnmek ne iştir…İlçe adayları belirlenirken, aday öneren MYK üyelerine, yetkili olmayan etkililerin ‘alacağını aldın, başka hakkın yok’ demeleri, onların da susmaları ne kadar etik…Hangi HAK…’Parti küçük olsun, benim olsun’ mantığı niye…

Vahim olan; örgüt, örgütte yetişmiş adam yokmuş gibi bazı illere milletvekillerini aday göstermek!

En vahimi de doğal ittifakımız olacak DEM partiyi yok saymamız. 2019 seçimlerini, özellikle de İstanbul-Adana-Mersin-Antalya illerini Kürt seçmenlerin karşılıksız (İmralı’ya rağmen) desteğiyle aldığımızı unutmamız…Bizi ellerinin tersiyle iten İYİP’ye kucak açmaya hazır olmamız…

Ne yazık ki, partiye seçilenler değil, danışmanlar, yetkililer değil, etkililer hâkim… 

Gruplar 1Nisan hesabı yapmaktalar…

Umarım akıl egemen olur…

 

 

 

 

 

Lösev2
Paylaş
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği