Hesaplar çok büyük.
ABD tüm dünyayı NATO üzerinden etkisi ve tehdidi altında tutmaya çalışıyor.
Şu ana kadar da bu konuda başarılı oldu.
Finlandiya'dan sonrası İsveç'inde NATO üyeliği Türk hükümetinin iç tirübinlerdeki yaygarasına rağmen kuzu kuzu meclisten geçirildi.
Şimdi sıra, ABD'nin Karadeniz'de Rusya'yı sıkıştırmasına geldi.
Finlandiya'nın Rusya ile 1.340 km'lik bir sınırı vardır ve bu sınır, NATO'nun Rusya ile olan sınırını iki katından fazladır.
Finlandiya'nın NATO üyesi olması ile NATO Rusya sınırı üç katına çıkmış oldu.
Soğuk savaş döneminde, ne İsveç, ne de Finlandiya NATO üyesi olmazken şimdi ne oldu da İsveç ve Finlandiya bir tehlike algılamış gibi koşa koşa NATO üyesi oldular.
Amaç; Rusya'yı kuzeyde kıskaç altına almak ve Rusya'yı kuzeye tamamen hapsetmektir.
O sebeple ki Suriye bir iç savaşa sürüklendi ve Ortadoğu'da Rusya oyun dışı bırakılmaya çalışılıyor.
Yalnızlaştırılan İran, iç güvenlik ve toprak bütünlüğü sorunları ile boğuşan Suriye güçlü müttefikleri Rusya'nın elini güçlendirmekten çok uzak kalıyor.
Doğu Akdeniz'deki petrol ve doğal gaz kaynaklarından Rusya uzak tutulmaya çalışılıyor.
Aslında üstünü kazırsanız İsrail'in Gazze operasyonunun altında yatan gerçekte Doğu Akdeniz’in gazı ve petrolü değil midir?
Şimdi sıra Rusya'yı Karadeniz'de de sıkıştırarak, Doğu Akdeniz’den uzak tutmaya geldi.
Rusya'nın Karadeniz'de gerek ticari gerekse askeri pozisyonunu zayıflatacak hamle, Montrö Anlaşması’nın bypass edilmesi ile mümkün olacaktır.
Orta yerde Montrö Sözleşmesi dururken, Karadeniz'de Rusya'yı sıkıştırmak pek mümkün olmayacağı bellidir.
Montrö, ABD ve NATO açısından bir şekilde ya kaldırılmalı ya değilse bypass edilmelidir.
Montrö Anlaşması'nı bypass edecek en güzel hamle, boğaz yolunu bypass edecek bir kanal proje geliştirildi.
Bu projeye Araplar bir şekilde finansör edilirken, Türk devleti eliyle Montrö bypass edilecektir.
Şu anda kurulan oyun bunun üzerinedir.
Doğu Akdeniz petrol ve gaz yatakları üzerinde Rusya'nın söz sahibi olmasının önü Suriye ve İran üzerinden kesilirken, boğazlar da tam bu duruma sebep yeniden dizayn edilmesi amaçlanmaktadır.
Geriye bir tek sorun kalıyor.
Ekrem İmamoğlu ve CHP.
İmamoğlu'nun kaybetmesi için, önce cumhurbaşkanlığı seçimi İYİ Parti'nin uyduruk bilindik sebepleri sayesinde kaybettirildi.
Şimdi ise Kanal projesi, CHP ve İmamoğlu yönetimindeki İstanbul'da zor hatta imkansıza yakın bir vaziyet arz etmektedir.
Oyun İstanbul'da yeniden tezgahlanıyor.
İyi Parti aday çıkartıyor.
Selahattin Demirtaş'ın özgürlüğüne karşı Başak Demirtaş İBB adayı oluyor.
CHP'nin sırtında meclise taşıdığı, Saadet Partisi de hem Ekrem İmamoğlu’na hem de CHP’ye en ağır eleştirileri yönelterek CHP kadrolarından milletvekili yapılan İstanbul milletvekili Birol Aydın'ı aday yapıyor.
Ama unutulan bir gerçek var.
İnsan plan yapar tanrı gülermiş.
Siyasi hesaplar yapılıyor ama Türk milletinin feraseti ve çektiği çileler bakalım bu hesaba ne diyecek.
CHP ve İmamoğlu Montrö konusu ile İBB seçimlerinin ne kadar ilintili olduğunu anlatması milleti uyandırmaya fazlası ile yetecektir.




























