Bugün Altındağ'da yerel seçim olsa adayının kim olduğuna bakılmaksızın belediye başkanlığını muhalefet kazanır. Belediye meclisinde de çoğunluğu muhalefet elde eder. Peki neden ? Çünkü Altındağ Belediyesi yönetiminin hataları saymakla bitmez de o yüzden. Adına gönül belediyeciliği dedikleri şeyin aslında insanların gönlünü kazanmak değil de kaybetmek ve onlara kaybettirmek olduğu en somut şekilde Altındağ'da ete kemiğe bürünüyor. Öyleki halk kaybediyor, akp ve mhp'liler zenginleşiyor.
Kazanacak favori parti de chp olarak görünüyor. Çünkü tüm seçenekler denendi ve sağcı siyasetçilerin Altındağ için kötü bir gelecek vaadettiğini herkes görüyor. Bugün Altındağ'ın tüm mahallelerinden insanların evlerini satıp CHP'li belediyelerin etkili olduğu Çankaya, Yenimahalle, Mamak, Etimesgut ve şaşıracaksınız ama en çalışkan belediye başkanımız Adem Barış Aşkın'ın ikinci döneminde yeni bir çehreye kavuşan Elmadağ'ı tercih etmeleri tesadüfi değil. Çünkü oralarda Altındağ Belediyesi bölgesinde olduğu gibi hayvanlar canlı canlı hendeklere doldurulup öldürülmüyor. Oralarda pazar yerleri Altındağ'da olduğu şekilde leş gibi kokmuyor, oralarda şehircilik var. Altındağ'da katı bircemaatçilik var. Oralarda kadınlar ve çocuklar geceleri sokağa ve parklara çıkabiliyor ama Altındağ'da akşam saat 17.00'de yaşam bitiyor. Kokudan ve çöpten sokaklarından geçilmeyen Altındağ'da Belediye yönetimi katı bir partizan anlayışla bir tek doğaya değil kendi çalışanlarına da düşmanlık yapıyor.
Dün televizyon haberlerine ve sosyal medyaya yansıyan 'boksör başkan' deyimi Altındağ bölgesini bir kat daha rezil etmeye yetmiştir. Zaten rezil olan yaşam bir de utanç verici hale gelmiş, kamuoyunda Belediye Başkanı "Ali kıran baş kesen, sırtını hükümete dayamış mafyabaşı'na " çıkmıştır. Bu utanç yeter mi acaba? Bize göre yetmez.
ZORBALIK, VAHŞİLİK,MAFYACILIK...
Vandalist bir yaklaşımla işçilerin üzerine yürüyen, sendka başkanını yumruklayan, birlikte yardımcısı Muhittin Güney ile Türk bayrağı tekmeleyerek işçilere ait çadırı tam bir mafya edasıyla zabıtalarıyla birlikte kaba kuvvete başvurarak kaldıran birisi Altındağ'da belediye başkanlığı yapamaz, yapmamalıdır. Bu suça ortak olan oradaki zabıtalar ve polisler Türk bayrağının tekmelenmesine ses çıkarmamışlardır.
Kaldıki sarı sendika olan Hizmet-İş'in işçikeri de aşağı yukarı aynı anlayışı zımnen paylaşmışlar, maddi taleplerini öne çıkarmışlardır. Oysa dayak yiyen işçi ve sendikacılar da akp'li ve mhp'lidir. Bizim burdaki görevimiz ve kaygımız ayrımsız adaletten yana olmatır.
Hayatında eline kalemden başka bir şey almamış chp'li entellektüel belediye başkanlarnı terörist diye yaftalayarak görevden alıp yerine kayyum atayan diktatorya, buradaki zorbalığı görmek istemiyor ve işlem yapmıyor. Aynı eylemi CHP'li yada muhalif başka bir partinin belediye başkanı yapsaydı sabah daha saat 5.00'te uykudan uyandırıp 200 polisle birlikte gözaltına aldırıp beş dakikada tutuklattırıp terörist ilan ederler, sonra da diplomasını iptal edip malvarlığına el koyarlardı. Şimdi vicdanınızı dinleyin, doğru mu değil mi? İmamoğlu ve bir çok velesşye balkanına aynı haksızlık yapılmadı mı? Oysa Hacı Bayram mahallesinde ışid, Taliban, ibda-c militanlarına kol kanat geren, Ulucanlar-Hamamönü bölgesindeki belediyeye ait binaları Menzil-Hizbullah teröristlerine sivil toplum örgütü kılıfı altında peşkeş çeken akp'nin cemaatçi, muhteremci belediyesidir.
Muhteremci belediyecilik Çankırı caddesindeki payvonları haraca boğan pavyonu belediyeciliktir; demokrat esnafa kan kusturan, Ulus-Dışkapı hattındaki otelleri yasadışı genelevlerine çeviren, Okçuları ve tecavüzcü Ensar gibi vakıflara para aktaran belediyeciliktir. Muhterem belediyecilik "MUHTEREM FETHULLAH GÜLEN HOCA EFENDİ BELEDİYECİLİĞİ" dir. Çünkü "MUHTEREM" sözcüğü, liderleri Fethullah Gülen'e atfedilen ama uzun yıllardır dostlarına Veysel Tiryaki ve çalışma arkadaşlarının kullandığı sözcüktür. Ne de olsa "beraber yürüdüler bu yollarda... "
Öylesine beraber yürüdüler ki Altındağ Belediyesi çalışanları 15 Temmuz Darbe Tezgahı zamanına kadar birbirlerine "muhterem" diye hitap ettiler. Halen belediyeden fetö çetesinin attığı-attırdığı arkadaşlarla biz de gırgır olsun diye birbirimize "muhterem" diye hitap ederiz. Yani anlayacağınız muhterem belediyecilik fetö belediyeciliğidir ve literatüre Altındağ Belediyesi'nde Veysel Tiryaki döneminde bulaşmıştır. Ancak ekibi hükumet tarafından dağıtılıp geçen dönem Yenimahalle'ye sürgüne giden Veysel Tiryaki bu dönem de Altındağ'ın başaına tekrar bela edilmiştir. 5 yıl ceza çektikten sonra... Anlaşılıyor ki dağıtılan ekibinden daha fazla akp nezdinde torpilli. Altındağ'ın kaderinde dayın olmazsa bir şey elde edemeyeceğin geleneksel deyimi yaygındır ve herkes devlette adamın olmadan iş yapılmayacağını bilir ve düşünür. Şimdi bunu perçinleyen bir söz dün haber bültenlerinde yayınlandı. Akp'li bir işçi Veysel Tiryaki'yi cumhurbaşkanına şikayet ettiğini söyledi ve Cumhurbaşkanının duruma şaşırıp 'Altındağ nasıl böyle olur? ' dediğini ifade etti. Görüntüler elimizde vardır. Veysel'in dayısının hatırlı yerlerde olduğu bellidir. Veysel'in önceki başkanlık dönemlerinde Toki eliyle gecekondu sahiplerinin elindeki arsalara nasıl çöktüğü, yandaş cemaatçi militanları nasıl bedava ev sahibi yaptığını bölgede herkes bilmektedir. Elbet bir gün geçmişe ait dosyalar incelenecek ve hesap sorulacaktır.
Rezilliğe bakar mısınız . Ekrem İmamoğlu'nun anasının ak sütü gibi helal diplomasını iptal edip fetö ekiplerini sahaya salan bu mantık. Öyle ki İmamoğlu belediyeciğinde hiç bir hata bulamayanlar kendi hataları boynuz gibi gözlerine batarken sessizler. Daha fethullahçı muhterem belediyeciliğin çalışanlara araba saydırıp araba sayanları da başka çalışanlara denetlettirdikleri günleri unutmadık. Unutmadan ifade edelim : geçen dönemin Altındağ Belediye başkanı Asım Balcı Ankara'yı parsel parsel satan muhterem fethullah belediyeciliğinin ABB Genel Sekreteriydi.
Fethullahçı muhterem belediyeciliğinin utanç vesikası
Mehmet Akyol isimli kripto gazetecinin deyimiyle o "ucube bina" yıkıldı, yanıbaşındaki Fethullahçı Terör Örgütü'ne hizmet eden Zambak Kültür Merkezi isimli kuleli bina ile birlikte...
Altındağ Belediyesi'ne 20 yıldan fazla ev sahipliği yapan ve içinde fethullahçı-muhteremci belediyecilerin cirit attığı Samanpazarı'ndaki mukim bina yıkıldı.
O bina ki şeriatçı terör örgütlerine yıllarca ev sahipliği yapan esanafa uygun fiyatla kiralanmış dükkanlarla doluydu ve altı cemaatlere peşkeş çekilmişti. Belediye binasından tüp geçitle abiler ve ablalar cemaate ait yan binaya, Zambak Kültür Merkezi'ne geçip örgütlü yapıdan aldıkları talimatları belediyede uyguluyorlardı. Akp belediyeleri böylece cemaatlerine ulaşma ve peşkeş çekme merkezleri olarak kullanıldı. 15 Temmuz darbe kalkışmasından sonra hızla şekil, renk, kılıf değiltirme ve kamufle olma sistemlerini değiştiren fetö örgütü bu binayı gözden çıkardı ve şimdi alayı Menzilci oluverdi. Şimdilik menzil meşru örgütü kılıfında çalışıyorlar. Bu arada uzun soluklu cumhuriyet rejimini yıkma ve İsrail'e bağlı şeriatçı devlet kurma idealleinden de vazgeçmeksizin Hizbullahçı Hüda Par ile birlikte cumhuriyet ve demokrasi düşmanlıklarına devam ediyorlar. Bu süreçte geçmişlerinden çok utanmış olacaklar ki belediye binasını İller Bankası binasına taşıyarak yıktılar ve yerine şelaleli park yapıyorlar. Şimdi Altındağ Belediyesi işgalci-kiracı olduğu binada geçici olarak ikamet ediyor, sonrası meçhul. Peki neden belediyenin binası yok, nereye gidiyor bu paralar?
Oysa Aktındağ Belediyesi zengin belediyelerden ve hiç bir yatırmı yok, dolayisyla harcaması da olmamalı. Oysa hizmet yok,paralar da yok.Orası da meçhul. İller Bankası talan edilip binaları yıkılırken, yerine Opera'daki kimsenin namaz kılmadığı camilerden yapmayı da ihmal etmediler. Başarılı olabilselerdi Ulus Zıraat Bankası, Radyoevi, Olgunlaşma Enstitüsü ve Dtcf binalarını yıkmayı planlamışlardı. Kamu binalarından eşgüdümlü o larak T. C. tabelalarını indirdikleri için tepki büyük oldu ve beklemeye bıraktılar. Oysa Ulus-Kızılay arasındaki bu bölge onlara göre paha biçilmez kupon araziydi. Kaldı ki şimdilik Numune Hastanesi ve Hıfsızssıha Enstitüsü ile Yüksek İhtisas Hastanesi kapatıldı.
Eğer akp önümüzdeki dönem yeni bir hile ve hukuk darbesiyle işbaşında kalırsa tam yıkım projesini bitirmeden gitmeyecek. Ankara başkent özelliği ve cumhuriyetin kazanımları yok edilerek bitirilecek, İstanbul ise Kanal İstanbul projesi ile bitirilecek. En büyük güç parakrasinin ve cemaatlerin gücü oacak. Bu durum halkın direncinin ve değişim isteğinin oranına bağlı olarak kendisini dayatacak.
Oysa muhteremlerin bir an önce evlerine gönderilmeleri ve hesap sorulması elzem olmuştur. En az 60 milyonluk hakkı yenen ve mağdur edilen halk hesap sorup bu soyguncular ve talancılar cuntasını artık evlerine gönderecektir.
Şimdi halk kendisine önderlik edecek ve doğru düzgün çalışacak bir Seçim Koordinasyon Meekezi kuracak partiyi belirlemektedir, o yola girmiştir.
GÜN GELİR DEVRAN DÖNER HESAP SORULUR.
Terörle işbirliği yapıp masum insanları fişlemek suretiyle terörist ilan edenlerden; sınav sorularını terör örgütlerine peşkeş çekip devlete parti yandaşlarını sızdıranlardan;ihale kanunlarını neredeyse her yıl değiştirerek yandaş mütahhitler üzerinden devleti soyup zengin olanlardan;
Toprakları, ormanları, gölleri, nehirleri zehirleyip para uğruna yok edenlerden;SGK'nu soyup yandaş terör örgütlerine ve yayın organlarına kaynak sağlayanlardan;ülkenin parasını kara paracılar eliyle yurt dışına kaçırıp seçim malzemesi yapanlardan;SEÇSİS hile sistemiyle yaklaşık tüm seçimlerde hile yapanlardan; Maraş'ın, Sivas'ın, Çorum'un katili teröristlerin sicillerini temizleyip devlette çalıştıranlardan;devlet üniversitelerinden on binlerce faşist,katil ve teröriste sınavsız sahte diploma verip haksız kazanç sağlayıp sağlattıranlardan; binlerce ailenin arsalarına el koyup yandaşlarına bedava daire dağıtan kripto dinci teröristlerden...elbet bir gün hesap sorulacaktır. Umarız gün gelir adalet tecelli eder ve vicdanlar artık sızlamaz. Umarız İlahi dediğimiz adalet gerçekleşir ve halk ozanlarının deyişiyle kısa çöp uzun çöpten hakkını alır...
*Yürü bre Hızır paşa,
Senin de çarkın kırılır.
Güvendiğin padişahın,
Onun da çarkı kırılır.
Güvendiğin padişahın,
Gün gelir O da devrilir.
..*
CAHİLLERİN FERASETİ NE GÜVENİYORLAR.
Mersin Aydıncık'lı Ahmet amcanın oğlu zibidi, torpille profesör olmuş militan bir akp'li demişti ki " ben cahillerin ferasetine güveniyorum. Elbette cehalete güvenecekler. Fetö'cü çete kendi evlatlarını yetiştirip halkın parasıyla Pensilvanya'da okuturken halkın cahil kalmasını isteyen kafa. Gençlere limon satmayı öğütleyen kafa kendi gençlerini halkın parasıyla Avrupa'ya gönderiyor. Hatıtlarsınız, akp'li Çırmıklı(Yeşilyurt) Belediyesi 63 sünni genci Alevi cem zakirleri kılığında Almanya'ya götürmüş ve hiç biri geri dönmemişti. Bunların hepsi çıkarlark için her türlü haksızlığı hukuksuzluğu yapıyorlar. Son zamanlarda elektriğe yapılan astronomik zamlar açıkça soygundur, bunu biliyorlar. İmamoğlu'nu haksız yere hapse atıp yok yere ekonomik kriz yaratan fetöcü kafa ülkeyi 90 milyar dolar zarara soktu ve ülkeden sıcak para kaçarken hiç acımadan bahaneyle 35 milyar doların yurt dışına kaçırılmasına neden oldu. İşte bu soyguncu kafa Altındağ'ı fakirleştirip arkasından cahilleştiren kafadır. 1994 yılından bu yana 31 yıldır Altındağ'ı yöneten kafa elinden geldiği kadar bölgeyi geri bıraktı ve fakirleşmesine neden oldu. Dolayısıyla cahilleşmesine neden oldu. Çünkü bunların davası halkın cahilliğinden faydalanıp din sömürüsüyle iktidarda kalmak... Ve öyle yaptılar. Altındağ halkından topladıkları kaynakları yurt dışına aktardılar. Yatırım yapmamak bir yana ilçeyi daha da geri kalmış, parça parça dökülen bir hale getirdiler. Altındağ'a hiç bir yatırım yapmadıkları gibi bir çok projeyi engellediler. Önceki dönemlerinde halkın gecekondularını haksız yere yıkıp arsa ve daireleri yandaş seçmenlerine peşkeş çeken muhterem belediyecilik anlayışı kendi yandaşlarını zengin edip halkı fakirleştirdi. Çünkü toki kanalıyla yaratılan sosyal kârı yandaşlarına peşkeş çekti. Yapılan yatırmlar varsa bile Karapürçek bölgesine yapıldı. Çünkü bölgede önceki belediye başkanı Ziya Kahraman ve günümüzün muhteremi Veysel Tiryaki'nin akrabaları-hemşerileri Bolu'lular yaşıyor. İlçede bölgecilik yaparak açıkça ayrımcılığa ve hemşericiliğe de imza atmış oldular. Kaldı ki Karapürçek'te bile doğru düzgün bir yatırım yok. Parklar ve oyun sahaları dışında şimdiye kadar hiç bir yatırmları yok ve hiç bir istihdam alanları yokki bölgenin gençleri iş bulsun. Yapmayacaklar, çünkü cahillerin ferasetine doğal olarak da yosulların ferasetine güveniyorlar. Çünkü halkı fakir bırakıp ucuz yoldan insanların mirasına çöküyor lar, kamu gücün kullanarak da el koyuyorlar. Çünkü ideolojileri bu...
Halkın bunca yıllık birikimini yok ettiler. Paralar nerede derseniz yurt dışına dolar olarak kaçırdılar.
Çünkü halkın cahilleştikçe sömürüleceğini, din afyonu ile uyuşturularak miraslarına el konulacağını biliyorlar. Davaları bu. Davaları uluslar arası sömürü sisteminin parçası halinde bu merkezi bölgedeki arazilere çökmek. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu bu ilçeden başlayarak amaçları cumhuriyeti yıkmak. O yüzden islamcı terörist çeteleri getirip Altındağ'a yerleştiriyorlar. Böyle hem fakirleştirip kullanıyorlar, hem de cahilleştirip oy deposu olarak kullanıyorlar.
Bu makus kader kalıcı olamaz, değişmek zorundadır. Akp ile birlikte suç ortağı çeteler de tarihin çöplüğüne atılacaklardır, az kaldı.
Tek adam yönetimi yerine Altındağ'a da yönetişim anlayışı gelmek zorundadır. Burası Türkiye'nin merkezidir ve insanların evlerini satıp kaçması yerine çekim merkezi haline getirilmelidir. İstihdam alanları, kültür alanları, turistik alanlar üretilip açığa çıkarılmalıdır. Çünkü burası tarih ve kültür kenti Galatya'nın merkezidir. İslamcı çeteler burada tarihi, kültürü, sanatı, tüm etik değerleri...yok etmeye çalışıyorlar. Çünkü sohbet evleri modeliyle gençleri illegal örgütlerin kucağına atarken, lümpenleştirirken geleceklerini de karartmaktadırlar. Altındağ'ın her mahallesinde yüzlerce genç işsiz ve aç şekilde dolaşmaktadır ve bu umutsuzluk islamcı örgütlerin mahallelerde legalize olması yüzündendir. Burada bir çıkış yolu bulunmalıdır. Öncelikle bu anlayış tarih sahnesinden atılmalıdır. Aksi takdirde Türkiye Cumhuriyeti'in kurulduğu Altındağ'ın kurtuluşu yoktur. Burada insnalar yönetime katılamıyorlar, umutsuzluk ve adam kayırmacılık pompalanarak halkı bölünüyorlar.
Öyle ki CHP'li belediyeler kent konseyleri kurarak komisyonlar kanalıyla halkı yönetime katarken cemaatçi Altındağ Belediyesi bu projenin yanından bile geçmedi. Çünkü halkın gücüne değil faşizmin ve yandaş dinci örgütlerin gücüne güveniyor. Bu kader er geç değişecektir, değişmelidir. Belki ciddiye almadığınız bir avuç yurtsever insan ile yeni bir tarih yazılacaktır. Çünkü istenildiğinde yapıldığı görülmüştür. Ankara Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Tabiat Varlıkları Daire Başkanlığı yapan değerli dostumuz Bekir Ödemiş Ulus ve Ankara Kalesi bölgesinin çehresini ve kaderini oranın halkıyla birlikte değiştirmeyi hem de maliyetleri düşürerek başarmıştır. Görülmeyi ve takdiri hak etmektedir. Bu model Altındağ'ın tümüne uygulanacaktır. Yeter ki halka kan kusturan bu cemmaatçi muhterem ekibi demokratik yoldan gönderelim...
Gidecekler..




























