Telefon
WhatsApp

O camilerde fukaranın ah’ı var
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

O camilerde fukaranın ah’ı var

AKP iktidarı, 2023 Yılı Bütçesinde, Milli Savunma ve Milli Eğitim Bakanlığından sonraki en büyük dilimi yine Diyanet Kurumuna ayırdı…   

Milyonlarca insanımızı açlık sınırında yaşamaya, yardımlarla geçinmeye, yoksulluğa, işsizliğe, yurt dışında ikbal aramaya mahkûm eden, din alanını ticari sektör haline getirenlere yazıklar olsun!    

Devletin dine ayırdığı bu bütçeye; imam okulları, Din Öğretimi Genel Müdürlüğü, ilahiyat fakülteleri, Kuran kursları, cami onarımları dâhil değildir. Kaba bir hesapla, din bütçesine (Sünni mezhep bütçesi demek daha doğru olur) bu harcamaları dâhil ettiğimizde fukara ülkemizin Sünni mezhebine ayırdığı bütçenin büyüklüğü 50 milyara ulaşmaktadır… Hakikaten anlaşılır gibi değil! 

Bunca parayla kaç okul açılır, kaç fabrika kurulur, kaç işsiz iş sahibi olur, hiç düşündünüz mü? Dindarı dininden eden, deizmin değirmenine su taşıyan, dine imana barışa kardeşliğe bir katre katkısı olmayan bu bütçeye yazık değil mi?

Dini alan kamusal değildir...
Din alanı kamusal, Diyanet'in kullandığı bütçe meşru değildir. Örneğin yolu, köprüyü kamunun tamamı kullanır: Keza okulu, hastaneyi, belediyeyi, itfaiyeyi, karakolu, ülkenin savunmasını güvenliğini vb. de öyle… Bu yüzden toplumun tümünün hizmet aldığı kurumların giderlerinin kamu hazinesinden karşılanmasına kimse itiraz etmez ve edilmez de…

Oysa devlet bireye ait olan dini-vicdanı kamusallaştırmış, Anayasa’nın laiklikle ilgili maddelerini çiğnemiş, Diyanet denilen kurum aracılığıyla Sünni yurttaşlarımızın dini ihtiyaçlarını karşılamayı, o mekanlara para yağdırmayı sürdürmüştür. Camilerimizi siyaset mekânlarına dönüştürmüş, dinin uhrevi, insani boyutunu yok etmiş, içini boşaltmış, barışçı geleneğini tasfiye ederek, araçsallaştırmıştır. Bu bir kötülüktür!

Bu somut gerçek de göstermektedir ki, Diyanet kamu kurumu değil, bir mezhep kurumudur. Ve yüz binleri geçen kadrosunda, Sünni-Hanefi olmayan bir müstahdem dahi istihdam etmemektedir.  

Ödediğimiz verginin dini alana, camiye-cemevine değil, ülkenin eğitim ve kalkınmasına ayrılmasını istediğimizi, kişinin özel alanı olan din-mezhep işlerine sarf edilmesinin kardeşlik iklimini daha da bozacağını daha önce müteaddit kereler söyledik.

Şimdi Sn. Erdoğan’a bir kez daha soruyoruz: Sn. Erdoğan; dini ihtiyaçlarınızın giderini neden bizlere ödetiyorsunuz? Sizler meşru olmayan bir bütçeyle ibadet etmek bir zorunluluk mudur? İslam Dini bunu mu emretmektedir; neden haram parayla ibadeti tercih etmektesiniz?  

Rızasız parayla ibadet edilmesinin Hakk katında hiçbir değerinin olmadığını söyleyen, bu nedenle de camide ibadet ettiği halde bu uygulamaya itiraz eden, bırakın Alevileri, kimi Sünni kardeşlerimizin sesine kulak verecek misiniz? 

Bu ibadet Hakk katında geçerli midir? 
İhsan Eliaçık ve Yaşar Nuri Öztürk gibi demokrat-laik vicdan taşıyan ilahiyatçılar, bu cami ve mescitlerde yapılan ibadetin bir sevabı olmayacağını, aksine günah işlendiğini, surelere ve ahlaki ilkelere dayanarak ifade etmekteler. 

Bilindiği üzere laik devletler dine genel bütçeden kaynak ayırmıyor. Dolayısıyla Türkiye Anayasal olarak “laik devlet” biçiminde ifade edilirken, uygulamaları itibarıyla anti laik bir mezhep devleti durumuna düşürülüyor.   

Bir bakıma “seçim rüşveti" saikıyla verilen bu muazzam kaynak, Türkiye’yi dünya ülkeleri içinde dine-mezhebe en büyük bütçe ayıran ülke durumuna getirmiş, “toplumu; ahlaksızlık, yalancılık, yolsuzluk, dolandırıcılık kategorisinde ilk onuncu basamağa yükseltmiştir”. 

Keza AKP iktidarının son on yılında cinsel suçlar ve kadın cinayetlerindeki artış % dörtyüze ulaşmıştır. Bir kez daha görülmüştür ki, toplumun sahtekârlık ve suç katsayısı, devletin dine ayırdığı bütçenin büyüklüğüne koşut olarak artmaktadır.   

Şimdi iktidarı ve Diyanetiyle, “Allah’la aldatan”, kul hakkı yiyen bu günahkâr bedbahtlara sormak gerekir: adalet bu uygulamalarınızın neresinde? Adaletin olmadığı yerde, Allah’ın keremine mazhar olabilir, Cehennemde yanmaktan kurtulabilir misiniz?

Son bir rica;
Biliyoruz ki, paranın-çıkar ilişkilerinin girdiği alan kirlenir! O yüzden Aleviliği aynileştirmek, inancı tek tipleştirmek çabasından vazgeçin; kıymayın! Alevilik masa, kasa, maaştan uzak olsun; farklı ve kendine özgü kalsın... 

Lösev2
Paylaş
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği