Telefon
WhatsApp

OLMAYAN ZAMMINIZ HAYIRLI OLSUN
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

Bildiğiniz üzere hükumet her 6 ayda bir emeklilere enflasyon farkı veriyor. Çünkü ülkemizde hayat pahalılığı dünyada ilk üç içerisinde birinciliğe aday görünüyor. Hukuka,siyasete ve devlet kurumlarına güven sürekli düşüşte...
Bu koşullarda iktidarını sürdürmek için halktan çaldığı paraların bir kısmını zam diye süsleyerek geri veeriyormuş gibi yapıyor. Oysa yaşadığımız ekonomik sistem resmen fakirden alınıp şeriatçı faşist burjuvaziyi ve bürokratik iktidarı ayakta tutma siatemidir. Aslında kısaca buna zenginden alıp fakire verme diyorduk ama 1980 faşist darbesinden sonra  AB ve ABD'nin desteğiyle halka,doğaya,emeğe,yaşama...saygısız şeriatçı burjuvazi siyasal islam sayesinde geliştirildi. Böylece soygun sistemi din maskesi adı altında yaşandığı için de siyasal islam halk tarafından ahlâksız İslam,çürüyen İslam olarak algılandı. 12 eylül faşist darbesi nasıl 'devrim' yerine 'inkılap' dediyse,'nitekim' yerine 'nedegim'  dediyse siyasal islam inkılap kavramını inkilaplaşmaya götürerek her şeyin anlamını ve düzenini bozdu. Demokratik sistem lağvedilerek bürokratik ve otoriter sistem kuruldu ve bu sistem yapay seçimler yoluyla halka onaylattırılarak rejim değiştirildi.


Siyasal islam dediğimiz şey tam faşizmdir. Çünkü yaşamın heralanına müdahale eder. Tuvalet vebanyoya,giyim kuşama,saç ve sakala,oturup ayakta durmaya,konuşmaya ve susmaya, yazmaya ve çizmeye,hayvanları beslemeye,ağaç dikmeye,kadın erkek ilişkilerine...hayatın her şeyine müdahale eder. Şeriatçı falşzm siyasal sistemlerin en ahlaksız olanıdır. Çünkü size ahlak dersi verirken çocuklara tecavüz etmeyi ve kadın cinayetlerini hoş görüp özendirir. Geçtiğimiz yıllarda akp ve mhp Mısır rejiminden devşirdikleri ölü ile veda seksi yapma hakkı yasasını meclise getirdiler ve tepkiler üzerine geri çektiler. Diyanet İşleri  Başkanlığı sitelerinde aile içi ensest ilişkileri ve çocuklarla evlilik propagandalarına çok sefer şahit olduk. Bu propagandalarla toplumun algısını ve ahlak örgüsünü yok etmeyi becerdiler. Çünkü artık cezaevlerinde yatanların ortlama 400.000'i ahlaksızlık suçundan... Eskiden siyasi suçlar ağırlıklıl olurdu,şimdi ticari ve cinsel suçlar çoğaldı. Bu durum bilerek ve istenilerek bu noktaya getirildi. Çünkü şeriatçı faşizm toplumun ahlakını yok etmeyi hedefleyen bir rejim sisteminin adıdır. Bu konuda epeyi yol aldıklarını da görüyoruz. Her gün rastgele tv. progrâmlarıyla bu ölçüyü yapmak her an mümkündür artık...

 

Bu koşullarda akp bürokratik rejimi emeklilere  enflasyon farkı veriyor. Bunu da öyle ballandırarak anlatıyor ki sanki Emine'nin altınlarını veriyormuş gibi emekliyi borçlu çıkarıyor.


Bunun adına da zam diyor. Aslında bu rakamların zam olabilmesi için enflasyondan fazla verilip arındırılmış olması gerekiyor. Yani maaş hesaplarının enflasyon muhasebesiyle hesaplanması gerektiği halde siyasete para aktarma manivelası olarak kullanıldığını herkes biliyor. Herkes biliyor ama söylemiyor. Herkes 'çalıyor ama çalışıyor' diyerek siyasetçiyi hırsızlıktan ve yolsuzluklardan münezzeh kılarken zamları Allah'ın yaptığını iddia edebiliyor. Yersen...

Oysa emekliler ölmedikleri için devletin bütçe açığı verdiği,çok şükür ki maaşların ödenebildiği gibi akla ve ahlaka ziyan laflar cumhurbaşkanı ve bakanları taraından açıkça söylenir oldu. Bir de diyorlar ki : yüzünüze gözünüze dursun. Aslında rte bunu da yanlış söylüyor, 'elinize yüzünüze dursun' diyor.


Aslında siyasal islamcı rejimin halkın sırtında yük olduğunu İslamcı şeriatçıların hepsi biliyor. Ama tersini, emeklilerin devletin sırtında  yük olduğunu söylüyorlar.  Öyle güzel siyaset biliyorlar ki örneğin sadece Menzil Terör Örgütü denilen HÜDA PAR-HİZBULLAH grubunun maddi varlığının 100.000.000.000 dolar olması hiç tesadüfi değil. 
İşte alın size şeriatçı burjuvazi. Bu terör örgütleri TÜSİAD'ın şirketleri olan

ENKA,SABANCI,KOÇ,ECZACIBAŞI,TOPRAK,ALARKO...gibi holdinglerden daha zenginler.
Bu gerçekler yaşadığımız siyasal sistemin,yani şeriatçı kapitalist faşizmin klasik kapitalizmden daha ahlâksız olduğunu gösteriyor. Öyle ki tüm değerleri maddiyat ve ABD doları, tüm uğrâş alanları Hrisriyan ülkelerde yatırım sahibi olmak. Öyle ki artık akp'lilerin gemile uluslar arası sularda devletin gemilerinden daha çok yüzüyor ve sayıca daha fazla. Özelleştirmeden kastettikleri de bu zaten, halkın ve devletin paralarına ve mallarına çökmek... 

Bu koşullarda şeriatçı İslamın patronu ABD rahat durmuyor, kalleşlik yapıyor. Bir islamcı ülkenin lideri de çıkıp bu insanlık dışı uygulamaları eleştirmiyor.

BASKIN BASANINDIR


ABD bir gece ansızın Venezuella'yı bombaladı ve seçilmiş devlet başkanını kaçırdı. Yani evi bastı,ev sahibini eşiyle birlikte kaçırıp şantaj yapmaya başladı. 


Ya bizim reisi de kaçırırsa, Emine'yi de kaçırıp bize şantaj yaparsa ne yaparız sonra... Bize kim 'porsiyonlarınızı küçültün' diyecek artık. 


Bizim reisi de kaçırırlarsa emeklilere yüzde 12.19 maaş farkını kim verecek. Trump'ı buradan reis adına uyarıyorum : seni çok fena kınarız,sakın reisi kaçırma...


Belki de reis kaçırılmamak için Maduro'nun kaçırılmasına karşı belki eleştiri falan yapar,demokrasiyi kurtarırdı. Koskoca dünya liderine Trump ne yapabilir ki... Oysa 'müessif bir olay' diyerek işin içinden sıyrılıverdi.
Sanki 'müessif' yerine 'üzücü' kelimesini kullansa Trump kızacak. Kızmaz kızmaz. Çünkü  reisin Trump'ın hiç bir icasını kırmadığını bizzatTrump söylüyor.  Üstelik gemiciklerin uyuşturucu ve altın kaçırıp kara para akladığını Trump dahil tüm dünya biliyor. Üstelik Maduro'yu bize mülteci olarak verme niyetlerini beklenti olarak satın almışken...

AÇLIK


İşin şakası bir yana bizimkiler kaçar mı,kaçırılır mı göreceğiz ama halk keçileri kaçırıyor artık.
Çünkü nüfusun 60 milyonu açlık sınırının altında yaşıyor.  Asgari ücretin 1/3'ünden daha düşük ücret alan 4.5 milyon dul ve yetim ile 10 milyona yakın engelli zaten ölüm sınırının altında yaşıyor. Ölüm sınırı ne derseniz, düzensiz beslenme sınırı diyebiliriz. Açlık sınırı 30 bin lira ve en az 10 milyon insan bu rakamın 1/4'ü civarlarında aylık alıyor. Asgari ücret ise bu rakamın zaten altında. Üstelik açlık sınırı  şubat 2026 itibariyle 40 bin lirayı aşarsa tesadüf olmayacak. Çünkü emeklileri yoksul bırakmak için bilerek ve isteyerek enflasyon rakamları gerçek rakamının yarısı oranında gösterilmeye devam ediliyor ve bu alışkanlık yeni yılda da devam edecek. 30 bin lira sınırı 4 kişilik bir ailenin sadece beslenme-gıda giderleri sınırı olduğuna göre 7500 lira maaş alan vatandaşımız diğer giderlerini karşılayabilmek için boğazından kısacak. Boğazından kıstığı her kuruş ise hayatta kalma süresini azaltacak. 
Çünkü beslenemeyecek,beslenemiyor ve bu nedenle her türlü hastalığa davetiye çıkararak, kendi ömrünü kısaltarak ölüme yaklaşacak. İşte o yüzden en az 10 milyon insanımızın ölüm ücreti ile yaşama tutunmaya çalıştığını düşünebiliriz. Engellilerin bir kısmının,belki %.05'inin açlık sınırının üstünde yaşadığını varsaysak bile yaklaşık 20 milyon insanımızın ölüm ücreti  aldığını düşünebiliriz ki bir kısmının yasal tanımı ölüm aylığı olarak anılıyor. 17 milyon emeklinin yaklaşık 340 bini açlık ücretinin üstünde maaş aldığı dikkate alınırsa 16.660.000 emekli açlık sınırının altında maaş alıyor,bunun 10 milyonu ölüm maaşının altında geçiniyor demektir. 4 kişilik vir ailenin roplam gelirinin 16881 lira daha ceplere giremeyen haliyle 28.075 lira olduğunu hesaba katarsanız bu ölümlerden ölüm beğenmek demek.

 

Ne maharetli bir TÜİK'imiz var. Bu kuruluş doğrudan emirleri saraydan,yani cumhurbaşkanından aldığı için enflasyonu kâğıt üzerinde düşük gösteriyor.  Cumhurbaşkanının halkın cebinden para (ç)almaktan başka çaresi yok. Çünkü ekonominin giderleri çok fazla ve mevcut savurganlıklar devletin gelirleri taradından finanse edilemiyor. Dolayısıyla halkın cebinden hissettirmeden para yürütmek gerekiyor. Hem halkın gelirlerini artırdığınızı halkın yüzüne karşı söylerken gerçekte halkın cebindeki paranın değerini düşürerek onu soymanız özel yetenekler gerektiriyor,hem de dinci bir ağızla ekonomist olduğunu söylemek... Yoksa ekonomi yürütülemeyecek kadar kötü durumda. Çünkü   borcu borçla yönetmek için tefecilere hazineden ödenen fazi yıllık 3 reilton lira.


 Bunun için uzmanca yalanlar ve din motiflerini işlemek zorundasınız . Çünkü halkımız moral,milliyetçilik ve dinî duygularının sömürülmesinden hoşnut ve  daha uzun süre bu alışkanlığını koruyacaktır.  


Aksi halde orta okul mezunu birisinin 'ben ekonomistim,bunların kafası basmaaz'  gibi çok bilmiş lafları bir şey sanmazdı. Dincilik cehaleti kutsadığı için halk cahil yöneticiyi kendisinin temsilcisi ve kahramanı olarak görür. O yüzden yalancının ekonomist olmadığını halk çok iyi bilir ama sistem yalanlar üzerine kurulduğu için herkes sahteciliğe iman eder,gerçeğe değil...

 

SAHTE ENFLASYON


Öyleyse gerçekte %80 olan enflasyonu %40 gösterip o orandan da kesinti yaparak halkı zengin olduğuna inandırmak gerçekten beceri istiyor. Gerçekten akmhp rejiminin bu uygulamasını hayal bile edemezdik. Yıllık enflasyon %80,6 aylık enflasyon %40 iken bu rakamı 12.19'a çekmekte utanmaz bir kişilik ve hırsızlıklardan gurur duyan bir iktisadi ahlaka ihtiyacınız var. Bunu da Akp adına Özlem Zengin 'utanmıyoruz,gurur duyuyoruz yaptığımız işlerden' diyerek özetleyiverdi bile. Biz bunların %12 enflasyon farkı vereceklerini, bu rakamın da 2025 yılını temsilen 2025 liraya denk geldiğini yazmıştık;öyle planlamışlardı.  Bu planları deşifre olunca önce .3 eklemek istediler. Sonra düşündüler, 0.3'lük enflasyon farkı bile emeklilere çok, o rakamı da 0.19'a revize ettiler. Revizyonizmi bizden öğrenecek halleri yok ya,yaradılıştan revizyonistler.


 Bu nedenle 2025 lira 2057 liraya çıkmış görünüyor.  Yani emekliyi 18.938 rakamına sabitlediler. 20 bin lirayı bile çok gördüler. Rte'nin vicdanlı davranıp emekliye seyyanen zam yapacağına yönelik trol haberler kayıtlarda duruyor. Oysa RTE diyor ki 'emeklilere 7 bin lira zam verirsek bütçe açık verir.'  Oysa 2026 bütçesinde öngörülen resmî yolsuzluk açığı 3 trilyon lira.


Böylece ocak 2026 sonu itibariyle açlık ücretinin yarısının altında bir rakama 16.500.000 emekli talim edecek.
Eee emeklilerden para kesmezseniz akp'nin seçim masraflarını kim karşılayacak, Colani denilen teöristin adamlarına maaşları kim ödeyecek, teröristan dedikleri Rojava bölgesine TOKİ'nin yaptığı 120.000 konutu kim inşaa edecek.?

Şimdi 17 milyon emeklinin cebinden çalınan paralar dövize çevrilip yurtdışına kaçırılacak. Seçim zamanı gelince Katar sermayesi adı altında geri getirilip akp'ye seçim finansı bedavadan sağlanacak. Belki emeklilerden kesilen paralardan 50'şer bin lira verilse 10 milyon emeklinin oyu garanti edilecek.

Para büyük ama bizim dünyamız küçük,çünkü buna alıştırıldık.
Çok basit bir örnek verelim. 2023 temmuz ayında memurlara verilip emeklilere verilmeyen para emekli başına bugün itibariyle 450 bin lira. Bu yüzden konu mahkemelik. Kensi çımardıkları yasaya aykırı davranarak  17milyon emeklinin cebinden 2.5 yıl boyunca her ay 8077 çalıp turdışına kaçırdılar,kaçırmaya devam ediyorlar.
Şimdi emeklilerden çalınarak yurt dışına kaçırılan 2023-2 ve 2025-2 dönemi parayı hesaplayalım :
17.000.000.emekli x 450.000=7.650.000.000.000. TÜRK LİRASI.


Bu kadar paranın Katar bankalarında olduğunu düşünün. Katar kralı size tabiiki uçak hediye eder.
Hadi yine iyisiniz !

Belki öz gücümüze güvenerek şunu yapabiliriz :
AKMHP' nin seçimlerde alacağı oy emeklilere verdiği  %12.19 maaş farkı olarak güncellensin mi ?

-MURTAZA AK-

Lösev2
Paylaş
Arşiv Murtaza ak Arşivi Tümü
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği