Telefon
WhatsApp

Siyasetin Karanlık Labirenti: Ahtapot Hüseyin Gün ve İhsan Aktaş Bilmecesi
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

Okuduklarım karşısında uzun uzun düşündüm; yazmakla susmak arasında gidip geldim. İtiraf etmeliyim ki, bu denli girift ve tehlikeli ilişkiler ağı hakkında kalem oynatmak insanı ürkütüyor. Karşımızda duran tablo, sıradan bir siyasi veya adli vakadan çok daha ötesine, sistemin iliğine kadar işlemiş bir "şeffaflık krizine" işaret ediyor.

Küresel Bir Anahtar: Hüseyin Gün

Hüseyin Gün ismine baktığımızda, ucu her yere dokunan devasa bir ağ görüyoruz. Bir yanda devletin en üst kademeleri, istihbarat birimleri ve Cumhurbaşkanlığı makamı; diğer yanda Avrupa, Amerika ve uluslararası siyaset arenası... Adam adeta "küresel bir anahtar" gibi her kapıyı açmış. "Etkin pişmanlık" adı altında verilen ifadeler ve "siyasal casusluk" suçlamaları, meselenin ne kadar derin olduğunu kanıtlıyor.

Ancak asıl yakıcı soru şurada düğümleniyor: Devletin, "bilgisinden ve derin ilişkilerinden" faydalanmak için bu tür isimlerle temas kurması bir devlet refleksi olarak görülebilir; peki, temiz siyaset iddiasındaki “Ekrem İmamoğlu ve Cumhuriyet Halk Partisi” bu denkleme nasıl dahil oldu?

Belediye Koridorlarındaki Gölgeler

Hüseyin Gün gibi isimlerle, yanına 2025 başlarında yolsuzluk soruşturmalarıyla gündeme gelen ve itirafçı olan “Aziz İhsan Aktaş’ı” da eklediğimizde, karşımıza zifiri karanlık bir portre çıkıyor. İddianamelerde rüşvet, usulsüz ihale ve suç örgütü üyeliği ile anılan bu isimlerin, CHP’li belediyelerin koridorlarında nasıl bu kadar rahat yürüyebildiği büyük bir soru işaretidir.

Siyaset yapanlar, yollarını yürüyecekleri adamları seçerken "yoğurdu üfleyerek yemek" zorundadır. Hüseyin Gün ve İhsan Aktaş gibi figürlerle ilişki kurmak, her siyasetçinin ne harcıdır ne de hakkıdır. Bu tür "tehlikeli ilişkiler", kökü Kuvvayi Milliye'ye dayanan koca bir çınarı içten içe kemirir.

Tek Soru, İki Muhatap

Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu karanlıktan çıkabilmesi için şu hayati sorunun yanıtını kamuoyuna vermesi gerekir: “Bu isimleri partinin ve belediyelerin içine sokan, onlara referans olan "gizli el" kimdir?” Bu yanıt gelmediği sürece, "temiz siyaset" söylemi boş bir tınıdan öteye geçemez.

Fakat madalyonun bir de öteki yüzü var: Bu tür karanlık ilişkiler içinde olduğu iddia edilen kişiler “yalnızca CHP”  bağlantıları üzerinden mi yargılanmaktadır? Aynı kişilerin AK Parti, devlet organları ve uluslararası çevrelerle kurduğu iddia edilen "derin bağlar" neden aynı iştahla soruşturulmuyor?

Son Söz: Gerçek bir arınma, suçun ve suçlunun partisine bakmaz. Eğer bir "siyasal casusluk" veya "yolsuzluk" ağı varsa, bunun bir ucu muhalefete, diğer ucu dış devletlere, iktidara ve derin ilişkilere dayanıyorsa; yargının kılıcı her iki tarafı da aynı keskinlikle kesmelidir. Aksi takdirde yapılan şey temizlik değil, sadece sahadaki oyuncuların tasfiyesidir.

Temiz siyaset, sadece söylemle değil, çevrenizdeki kirli ilişkileri “kim olursa olsun” temizlemekle başlar. Siyasetin aydınlığa çıkış yolu, bu labirentin tüm çıkışlarını aynı anda gün yüzüne çıkarmaktan geçiyor.

-Süleyman Rıdvanoğlu-

 

Lösev2
Paylaş
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği