TİS MASASI
Köylerde sobadan, tandırdan, ocaklardan çıkan küllerin, toz halindeki atıkların toplandığı yere küllük denir. Köyümüzdeki düğünde köyümüz sakinlerinden Musa Dayanç namıdiğer “Çahır’ın Musa” kafayı çeker, zil zurna olup ortalıktan kaybolur. Bir süre geçtikten sonra masa arkadaşları Musa’nın yokluğunu fark ederler, Musa’yı aramaya çıkarlar. Birde ne görsünler Musa Fıstık Burun Halit’in küllüğüne yatmış bir o yana bir bu yana dönüyor üst baş kül. Ne içtiyse artık; nerede yattığının, ne yaptığının, ne halde olduğunun farkında bile değil. Arkadaşları yanına varırlar:
- Çahıroğlu şu halına yatdığın yere bah hele.
- Halıma n’olmuş, yatdığım yerin nesi var.
- Küllüğe yatmış eşşek gimi ağnıyn
- Ne küllüğü!!! Buralar halııı kilimmm
- Buralar halııı kilimmm
- …………….
Arkadaşları Çakır’ın Musa’yı halı ve kilimin üzerinden alıp evine teslim eder.
İki yılda bir yapılan TİS görüşmelerine yetkili konfederasyonla birlikte en çok üyeye sahip 3 konfederasyon toplu görüşme masasına oturur. Bu sene yetkili konfederasyon sıfatıyla Memur Sen’le birlikte, Kamu Sen ve KESK oturdu. Taleplerini kamu işverenine ilettiler. Yoksulluk sınırının altında, açlık sınırına yakın maaş alan emekçilerin, insan onuruna yakışır talepleri en öncelikli olması gerekirdi. Yetkili konfederasyon üst perdeden yaptınız yaptınız, yapmazsanız hesabını sorarım edasıyla Anadolu da “döşten atmak” deyimiyle tam döşten attı. Diğer konfederasyonlarda emekçiler adına söyleyeceklerini ilettiler, yani masa heyecanlı, umutlu, neşeli ve şen şakraktı. Kamu işvereninin ilk teklifi masanın tadını kaçırdı. Peş peşe eylem kararları alındı. Yasak savmalar, mış gibi yapmalar yerine getirildikten sonra, tabanın baskısı geçinemiyoruz sesleri üye kaybı kaygısı yarattıkça alışılagelmiş eylemcik ve eylemcilik oyununun işe yaramayacağının üzerine; yeni mış gibi yapma eylemcikleri yaptılar. Birleşik Kamu İş Konfederasyonu üyelerinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın önündeki eylemlere şiddet uygulayan, bakanlığın yanına yaklaşan emekçilere biber gazı, tomalardan tazyikli su sıkıp, tekme, yumruk atan, kadın emekçilerin saçını çeken, barikatları aşan emekçileri ters kelepçe yapan güvenlik güçlerinin; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bahçesine kurulan kürsüden basın açıklaması yapılmasına izin verilmesini de gören düşünen herkesin aklına bırakıyorum. Mış gibiler bittikten sonra döşten atma yerini makul olmaya bıraktı. Yetkili konfederasyon “Her ne kadar %70’ler demişsek Merkez Bankası’nın öngördüğü enflasyon beklentileri bizim yaklaşımımızı doğrulamıştır” diyerek, biz %70 den vaz geçtik, emekçileri satmaya hazırız vicdanınıza kalmış ne verirseniz verin başımız gözümüz üstüne mesajının taa kendisidir. Döşten atma yerini satmaya ve teslim olmaya bırakmıştır. Masa dağılmış oyunun bundan sonraki kısmında yetkili konfederasyon ve hakem heyeti baş başa kalmıştır.
Emekçilerin hakkını savunduğunu iddia edenler;
Milyonlarca emekçi arasında ülke koşullarını baz aldığımızda elbette normal standartta, sayıları az da olsa, kalmayan orta sınıf standardının üstünde yaşam sürenlerde var.
İçinizde, yanında yakınınınız da hiç mi kirada oturan yok. Sizi arayıp kiramı ödeyemiyorum , maaşım ev kiramı ödemeye yetmiyor, ev sahibim beni evden çıkarıyor diye arayan bir tane üyeniz de mi yok.
Tek maaşlıyım, ek iş yapıyorum buna rağmen annemin babamın 3 kuruş yaşlılık, emekli maaşına göz diktim. Unumu bulgurumu köyden getiriyorum yine ay sonunu getiremiyorum diyen içinizden biri veya bir tane üyenizde mi yok. Çocuğu üniversitede okuyan özel yurtta kalmaya mahkûm olan yurt parasını ödeyemiyorum kayıt donduracağım diyen içinizden biri veya bir tane üyenizde mi yok. Eşim çocuklarım dışında bakmakla yükümlü olduklarım var, sokağa atamam ama geçinemiyorum, giyim kuşamı unuttum. 3-5 yıldır aynı giysilerle işe gidiyorum, dışarıda yemek yemeye param yetmiyor, evden ekmek arası götürüyorum iş yerimde onu yemeye utanıyorum diyen yok mu içinizde, yanınızda yakınızınız da. Kredi kartı borcumun en asgarisini bir başka kredi kartı ile ödüyorum elime para değmiyor kartların ve bankaların esiri oldum diye feryat eden biriniz bir üyenizde mi yok.
Bir bardak çay on lira olmuş yanıma gelen iki dostuma çay bile ikram edemiyorum diye bir ses gelmiyor mu kulağınıza. Yıllarca dirsek çürüttüm ay sonları yaklaştıkça pişirecek bir şey alamıyorum, çocuklarımın istediğini pişiremediğim için karşılarında utanıyorum diye sesler gelen mutfağın önünden geçende mi yok aranızda. Pazardan sebze meyve alamıyorum, marketlerden çıkma alıyorum, halk ekmek kuyruklarında, ucuz satılan her kuyruktayım diyen biriniz, bir üyenizde mi yok. Hiç mi sokağa çıkmıyor, çarşı pazar gezmiyorsunuz, halkın içinde bulunduğu zorlukları görmüyorsunuz. Hadi emekçilerin dertlerine gözünüzü kulağınızı kapattınız, iki milyondan fazla üyenizin içinde samimiyetine inanacağınız, imdat diye bağıran bir Allah’ın kuluda mı yok. Bunca yöneticiniz içinde biz emekçilerin alın terini savunmak için bu koltuklardayız diyende mi yok.
Emekçilerin hakkını savunduğunu iddia edenler;
Emekçiler, namerde muhtaç olmamak, insan onuruna yakışır bir yaşamdan başka bir şey istemiyor sizden. Masaya oturdum, birkaç açıklama yaptım hakeme bıraktım. Masadan kalktım birkaç tweet attım ile emekçilerin hakkı savunulmaz. Sizler mış gibi yapmayı hak arama, mücadele etme, kazanım elde etme sanıyorsanız söyleyin Allah aşkına ne yiyor, ne içiyor; bu kadar gamsız nasıl kalabiliyorsunuz. Yoksa Çakır’ı Musa gibi ne yaptığınızın farkında değil, her yer size “halııı kilimmm” mi….




























