Telefon
WhatsApp

Toplumsal Çözülmenin Yolu Fakirleşmeye Çıkar
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

     Önceki yazılarımızdan birinde hükumetin emeklilere tuzak kurduğunu yazmıştık. Düşüncelerimizde yanılmadık ve kurulan tuzak açığa çıktı. AKMHP hükumetinin ucuz kahramanlıkları sayesinde halk fakirleşirken kurulan tezgâhları bozabilecek örgütlü yapı geliştiremediği, çözümü siyasetçilerden beklediği için yine kaybetti.

               Çünkü saray hükumeti halka enflasyonun yarısı kadar maaş zammı vermeyi uygun gördü ve halkımız topyekün bir homurdanmayla bu tezgahı ters yüz edecekken etmedi ve kaderine razı oldu. Oysa homurdanmak yerine bir yanardağın patlaması misali halkımız enerjisini birbirine karşı değil de cebinden paralarını çalanlara karşı harcasaydı en düşük emekli aylığı en az 500 dolar karşılığı olurdu. Oysa dolar karşısında maaşlar eridikçe eridi. Şimdi en düşük emekli aylığı 3500/18=194.4 dolar ediyor ve bu oran dolar arttıkça emekli aleyhine bozulmaya devam edecek. Oysa bu para artık ev kirası bile değil. Daha üç ay önce 1000 lira olan ortalama ev kiraları 4000 lira sınırlarında dolaşıyor. Bu oranların okulların açılacağı eylül ekim aylarında hangi astronomik rakamlara ulaşacağını bu hızla tahmin etmek mümkün ama nerede duracağını tahmin etmek güç olacak. Çünkü saray hükumetimiz her şeyin ayarlarını kendi kafasına göre kalibre ettiği için hiç bir şey eskisi gibi olmuyor. Toplumun ayarlarını insanların ahlakını, inancını, toplumsal davranışlarını,devlet yönetimlerini kötü etkileyecek oranda bozdular. Bunu bilerek ve isteyerek, adına da "davamız " diyerek yaptılar. Şimdi hiç kimse yirmi yıl öncesine dönüp baktığında bugün ki değerlerin eskisine oranla ne kadar yıpratılmış, tahrif edilmiş, yozlaştırılmış olduğunu görmemezlik edemiyor.

             Peki, biz bu noktaya nasıl geldik?

             Toplumsal çözülme yavaş yavaş, programlı şekilde yürütülürken sesimizi çıkarmadık ama  Alman papazın o ünlü (" beni götürdüklerinde sesini çıkaracak kimse kalmamıştı" dizesiyle biten) şiiriyle kendimizi teselli ettik. Olacağı buydu ve 'evlilik 'programlarıyla başlayıp 'kayıp aranıyor' programlarıyla devam eden sürecin kurbanları olduğumuzu fark etmeden kendimizi sürece alıştırdık. Çünkü toplumsal hipnoza, televizyon yoluyla din adamlarının evlerimize girerek beynimizi uyuşturmalarına alıştık; sonra mahalle baskısına yenilerek boyun eğdik ve şimdi AKP- diyanet ortaklığının açık açık siyaset yapmasını yadırgamaz olduk. Kutsal değerlerin siyasetçi din adamları üzerinden iktidar partisinin elinde oyuncağa çevrilmesinden sonra elbette her şeye alışmanın rahatlığıyla maaşlarımızın yarısının ceplerimizden çalınmasına sesimizi çıkarmadık. En çok alışan kitle de birçok badireler görmüş olan 50 yaş üzerindeki emekli nüfus...

                 Birçok bilim adamı ENAG isimli bir araştırma kuruluşu kurdu. Piyasanın verilerini gerçekçi ve bilimsel tekniklerle toplayarak aylık, 6 aylık ve yıllık enflasyon oranlarını düzenli şekilde yayınladılar ve onların yayınlarına devlet kurumları da dahil hiç kimse yanlış demedi, diyemedi. Ancak saray rejiminin görevli memurları gerçekçi verileri çarpıttılar ve yaptıkları sahteciliğe devlet kurumu olan TÜİK'i alet ettiler. TÜİK adına açıklanan ideolojik veriler aslında AKP'nin kamuoyunu manipüle ederek kandırmak için uydurulmuş verilerdi ve hiç bir bilimsel değeri olmadığı gibi yaşamın olağan akışı içerisinde hiç bir anlamı yoktu. Oysa TÜİK devletin kurumu olduğu için saray rejiminden aldığı emirle davranıyordu ve raporları yazıp sahte verileri hazırlayan memurlar da AKP militanları olduğu için verilerin hiç bir bilimsel özelliği olmadığı gibi mantıksal niteliği de olmuyordu. Sadece kamuoyunu yanıltmak için emirle çıkarılmış kararlar olduğunu herkes biliyordu.

             Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 175,55 olan enflasyon oranı sırf gerçeği saptırmak için  % 78.62 kabul edildi. ENAG'a göre son 6 aylık oran ise yüzde 71,44,TÜİK’e göre ise % 42,89 olarak gerçekleşti. Öyleyse cebimizden ortalama %29.78 çalınmış demektir. Maaşlarımıza yansıtılan enflasyon ise memur emeklileri için %41.69 , SSK ve BAĞ – KUR emeklileri için %42,35 olarak açıklanmış olmasının hiç bir inandırıcılığı kalmamış oldu.

 TÜİK’e göre yıllık tüketici enflasyonu yüzde 78,62'ye yükseldi.  Üretici fiyat endeksi yıllık yüzde 138,31 arttı.Aradaki fark 59,69 fiyatlara yansıyacak demektir. İkinci 6 aylık enflasyonun en az %60 olacağı TÜİK hesaplarına göre hesaplanmaktadır. Gerçekte ise bu %60 enflasyona eklenmeyerek cebimizden çalınmıştır.

             Hesaplara yatırılan zam oranlarının da yanlış hesaplandığı ortaya çıktı ve zam oranları yanlış ödendiği için mahkemelik oldu. Şimdi BASK’ın idare mahkemesine açtığı davanın sonucunu bekliyoruz.

               Bu hesaplara göre 3500 lira olarak açıklanan en düşük emekli aylığı kimin yarasına derman olacaktır? Bir o kadar da engelliler başta olmak üzere milyonlarca dul ve yetim aylıklarının birçoğu 3500 liranın çok çok altında olmakla birlikte hiçbir şekilde geçinmeye yeterli değildir.

             TÜİK, 3 Haziran 2022'de açıkladığı Tüketici Fiyat Endeksi'nde enflasyona etki eden maddelerin (madde sepeti) fiyat değişimleri yayımlamayı durdurdu. Mayıs 2022 ve Haziran 2022'ye dair madde sepeti kurum tarafından yayımlanmazken, son yayımlanan madde sepeti Nisan 2022'ye aitti. Nisan ayında enflasyona etki eden 379 maddenin 373'ünün yıllık olarak fiyatları arttı. Bu maddelerden 192'sinin ise fiyat düzeylerindeki artışı %69,9 oranından daha fazla oldu.

        

                Enflasyon ekonomide görünmez bir elin cebinizden para çalmasıdır. Yani cebinizde para durdukça değer kaybeder. Yani buz gibi erir; eğer değerlendirmezseniz bir süre sonra buzun su ve buhar olması gibi akışkanlık sağlar ve boş bulduğu yerlere akar. Yani cebinizdeki kaybolan değer havaya karışan buhar toprağa karışan su olur ve elinizde bir süre sonra buz kalmadığı gibi cebinizdeki paranın etkisi elinizdeki ıslaklık etkisi kadar olur. İşte bu keynesyen iktisat teorisinin hayata geçirdiği ekonomiye canlılık getirmek için halka parayı vermek ama enflasyon yoluyla geriye alma pratiğidir. Öyleyse bu işin çözümü enflasyon düşürmek için faiz düşürmek değildir. Enflasyon ve faiz son altı aylık deneyimlerimizle gördüğümüz gibi emir vererek indirilmez, indirilemez. Sadece kendinizi kandırır sonra da söylediğiniz yalana inanarak mitomani hastası olursunuz. Sonra da sizin gibi düşünmeyenleri hain, suçlu, terörist ilan edersiniz. Bu noktadan sonra artık iflah olmazsınız. Bir hayal dünyasında yaşayarak, gerçeklerden uzak şekilde ekonomiyi yönettiğinizi sanırsınız. Oysa bu en büyük yanılgıdır. Çevrenizi saran iyi gün dostlarınız sizi her gün överek çıkarlarını sayenizde en üst noktaya taşırlar. Dostlarınız sizi yaptığınız yanlışlarda uyarmak yerine televizyonları, gazeteleri ve devletin bilumum araçlarını kullanmak suretiyle daha fazla yanılgıya iterler ve sırtınızdan daha fazla zengin olurlar. Siz de övülmenin verdiği yalancı baharı gerçeklerle yüzleşinceye kadar yaşarsınız. O yüzden sizi eleştiren herkes " kadın mı-kız mı sürtük mü-çürük mü şerefli mi-şerefsiz mi ya da gizlice görüştüğünüz suç ve terör örgütlerinden’’ olmakla suçlanarak aleyhinize malzeme biriktirmeleri, kaderinin sonuna doğru emin adımlarla yürüyen bir siyasetçi olduğunuz gerçeğini değiştirmez.

                İş bilmezlik, partizanlık, kinci ve dinci bir ideoloji ile kitleleri kavga yapmaya özendirmek toplumun ruh sağlığını bozar ve bozdu da…

                Eğer aklımızı başımıza devşirip nereye gittiği bilmediğimiz kamyondan inmezsek sonumuz meçhul olacak. Eğer bu kamyon vitesi boşalmış ve şoförü kontrolü kaybetmişse her an bir yere çarpıp kaza yapma olasılığınız artmaktadır. Eğer kamyonun kasasına doldurulduk ve kamyon yolu kaybettiyse, şoför ise kendisini asfaltta sanmakta ise bu durum bizi gerçekçi davranmaya götürür. Kamyonun kasasındaki yolcular şoför mahallini halk inisiyatifi olarak ele alıp kamyonu tekrar düz yola çıkarmak zorundalar. Aksi halde kamyon kamyon uçurumdan aşağı düşmeye devam ederse kazandığı ivme ile nereye ne hızla çarpacağının, parçalarını nerelerden toplayacağınızın hesabını yapamazsınız. Çünkü hesap yapacak haliniz kalmayacak ölü ve yaralılarınız olacak. O yüzden yol yakınken dönüp şoförü emekli etmelisiniz. Aksi halde şoför sizi parçalanmaya ve ölüme götürecek.

                Bizden söylemesi…

Lösev2
Paylaş
Arşiv Murtaza ak Arşivi Tümü
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği