Şimdiye kadar çözmeyip de gelecek döneme havale edilen,yapılamayan işlerin tamamlanabilmesi için oylarımıza talip olduklarına,aksi halde işlerimizin yapılamayacağı tehditlerine maruz kalacağız,şahit olacağız.
Nedense reisimizin muhaliflerine ettiği küfürler geldi aklıma. Bir şeyi sürekli tekrar ederseniz kalıcı bir kültür haline gelir. Televizyonlardan dinlediğimiz hakaretler küfür kültürümüzü geliştirdiği gibi hemen aklımıza gelmesini de sağlıyor. Mesela İ.Melih Gökçek’in ‘’tükürürüm ben böyle sanatın içine’’ deyişini 30 yıla yakındır unutmadım. Evren liderimizin her türlü hakareti eleştiri kabul edilirken sizin herhangi bir eleştiriniz yüzünden hakkınızda soruşturma ve hakaret davaları açılabilir. Örneğin yazıyı yazarken düşen bir haberi paylaşayım,bunlar on binlerce olaydan sadece birisi.:
‘’CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, eski CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm ile eski CHP İstanbul İl Başkan Yardımcısı Murat Akbaş hakkında "Cumhurbaşkanına hakaret", "Halkı kin ve düşmanlığa teşvik ve aşağılama" suçlamalarıyla Edremit Cumhuriyet Başsavcılığınca resen soruşturma başlatıldı.’’
Daha ne olsun. ‘Bana her şey serbest,sana kanunlar…’
Cumhurbaşkanının her gün herkese savurduğu hakaretleri yazmayacağım,onları her gün televizyonlardan öğreniyoruz. Biz vatandaşlar olarak onların doğru işler yapmalarını istiyoruz.
Kıdemli hukukçuların söylediği bir söz kulaklarımda küpedir :
BİR ÜLKEDEKİ HUKUK SİSTEMİ ZAYIF SİNEKLERİN TAKILIP KALDIĞI,GÜÇLÜ SİNEKLERİN DELİP GEÇTİĞİ ÇELİK ZIRHLI BİR AĞDIR.
Çelik zırhlı ağlarınız devletin imkanlarını kullanarak sizi koruyorsa size ne mutlu. Bu zırha güvenerek herkese hakaretler yağdırıp sorumsuz bir şekilde gezebilirsiniz. Herkese iftiralar atıp utanma diye bir şeyi aklınızdan bile geçirmeyebilirsiniz. Örneğin gezi eylemlerinde ‘’ayakkabılarla camilere giren,türbanlı bacılarının üstüne yarı çıplak işeyen yaklaşık bin kişi’’ oldukları söylenen ve hiçbir zaman kendilerine ve görüntülerine ulaşılamayan hayal ürünü iftiraları da yaşamadık değil. Görüntülerin yayınlanacağı akp medyası tarafından her gün kafamıza vurula vurula anlatılan o ünlü Cuma günü bir türlü gelmedi. Devlet Bahçeli’ye ‘’sen kurtlarla mı geziyorsun,sana hayırlı olsun kurtların,’’ diyerek ülkücüleri hayvan olarak gösteren söylemlerin sineye çekilmiş olmasını bile anlamaya çalışıyoruz. Öyle görünüyor ki bu rahatlıkları anlamaya kültürümüz de,ahlakımız da yetmeyecek.
Tavana asılma psikolojisi:
Akp yandaş medyası kirli paradan beslendiği için ideolojik olarak da beslendiği yerleri savunmak için olanca güçleriyle ellerine verilen,kendilerine anlatılan bilgileri vatandaşa ağızbirliği içerisinde anlatıveriyorlar. Ama şu bilgileri hiçbir zaman yandaş medyada bulamazsınız.:
“Hava kararmadan önce eve gitmek zorundaydık. Bizim evin karşısında Müşerref Abla dediğimiz bir komşumuz vardı. Ben beş-altı yaşlarındayım.
Çocuğum ya, küfür ediyorum ona... Beni almış karşısına, ben küfrettikçe onun hoşuna gidiyor, o da benim popoma vuruyor.
O vuruyor ben küfrediyorum. Babam gelince hemen şikayet etmiş beni. Bunlardan haberim yok tabii. Babam içeri giriyor... Allah rahmet eylesin...
Alıyor beni tavana asıveriyor.
Ancak ellerimden mi, koltuk altlarımdan mı bağlamış onu hatırlamıyorum. Orada on-beş, yirmi dakika kalmış olacağım ki dayım gelip beni kurtarıyor. O günden sonra küfür faslı da kapandı.”
Meraklısına not: Tayyip Erdoğan bu anısını 8 Ocak 1995’te Yeni Yüzyıl gazetesinde Leyla İpekçi ile yaptığı söyleşide anlatmış. Bu anı da Ruşen Çakır’ın ‘’Recep Tayyip Erdoğan Bir Dönüşüm Öyküsü’’ adlı kitabına yer alıyor.
Biliyorsunuz evren liderimiz ağzını açtığında Bay Kemal’den giriyor,çürük ve sürtükten çıkıyor. Cumhurbaşkanımızın dokunulmazlığı olduğu için sözlü saldırılarının,hakaretlerinin,aşağılamalarının bir hukuki karşılığı,bir müeyyidesi yok. O rahatlıkla da koruma zırhı-kalkanı üzerinden siyaset yaparak çok rahatlıkla hem partili kimliğini, hem de devlet adamı kimliğini konuşturuyor. Yani bizim cumhurbaşkanımız şimdi partili ve üstelik bir partinin genel başkanı. O da yetmedi cumhurbaşkanlığı hükumet sisteminde tek yetkili ve ondan büyük kimse yok.
Bildiğiniz gibi Cumhurbaşkanlığı hükumet sistemine geçmeden önce parlamento yetkiliydi, bakanlar seçilirdi,hükumet güvenoyu almadan göreve başlamazdı,kanunlar meclisten geçtikten sonra cumhurbaşkanının onayına sunuluyordu ve kanunlaşıyordu.
Yazıyı yazarken Bahçeli’nin Erdoğan’a saldırılarını okumak zorunda kaldım. Aşağıdaki sözlere ne soruşturma,ne de dava açıldı. Oysa Kaftancıoğlu’nun ‘’ diktatör ‘’ deyimine apar topar gece yarısı soruşturma açıldı. Görüyorsunuz devletimiz çalışıyor.
3 Haziran 2015 günlü Devlet Bahçeli konuşması :
‘’Bahçeli’den Erdoğan’a: Sen Cumhurbaşkanısın, ne geziyorsun meydanlarda ahlâksız!Bahçeli, partisinin
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a “saray” üzerinden yüklenirken, “Kahramanmaraş’ın sorunları bitti de, sırayı saray mı aldı? Üstelik hem kaçak, hem karanlık. Üstelik haram, üstelik günah ve kirlenmişliğin fil dişi kulesi” diye konuştu. Erdoğan’a yönelik eleştirilerini ağırlaştıran MHP Lideri Bahçeli, “7 Haziran yaklaştıkça Erdoğan azgınlaşmaktadır. Erdoğan oyundur, yalandır, aldatmadır, tuzaktır, komplodur, riyadır, ihanettir” dedi.
Bahçeli, Kahramanmaraş mitinginde vatandaşlara seslendi.
Türkiye’nin her yanının döküldüğünü savunan MHP Lideri, şöyle konuştu:
“Milletimizin her değerine sövülüyor. Kahramanmaraş’ın umutlarıyla oynanıyor. Sorunlarınız birikti ve kökleşti. Kahramanmaraş AKP’ye destek verdi, oy verdi; Allah için söyleyiniz, bu AKP size ne verdi? Hangi yaranıza merhem oldu, hangi derdinize şifa üretti. Siz çalıştınız, onlar çalmadı mı? Siz yoruldunuz, yoksul kaldınız; onlar yolsuzluk yapmadı mı? Siz acı çektiniz, sefalete katlandınız, borç ve sorun içinde yüzdünüz; peki onlar denizlerde haram yollardan aldıkları gemileri yüzdürmediler mi? Kahramanmaraşlı esnafın siftah parası ayakkabı kutularından çıkmadı mı? Kahramanmaraşlı emeklinin verilmeyen zammı, bakan çocuklarının yatak odalarında bulunmadı mı? Kahramanmaraşlı mazlumun, öksüzün, yetimin, dulun nafakası melun ve günahkar havuzcuların kursaklarından geçmedi mi? Sizler nasıl geçinirim diyorsunuz, çocuklarınızı okutma, karınlarını doyurma telaşındasınız. Helal kazancınızın, helal lokmanızın helal ve meşru bir hayat mücadelesinin içindesiniz.
“ÇEREZE BAKIN ÇEREZE”
Her şey tamam da, Ankara’da 1 milyar 370 milyon liraya saray dikmenin ne alemi vardı? Kahramanmaraş’ın sorunları bitti de, sırayı saray mı aldı? Üstelik hem kaçak, hem karanlık. Üstelik haram, üstelik günah ve kirlenmişliğin fil dişi kulesi. Saray yetmedi, uçan saraylar aldılar. VİP helikopterlerle keyif sürdüler. Kahramanmaraş’ın sırtından lüks otomobillere kuruldular. Kamu araçlarına 3,3 milyar lira, eski parayla 3,3 katrilyon harcadılar ve döndüler dediler ki, bu çerez parasıdır. Çereze bakın çereze. Gemicikleri olanların, 3,3 milyar lirayı küçük görmesi doğaldır. Devletin örtülü ödeneğini aile boyu kullananların, Kahramanmaraş’ı yürekten sevmesi akıl dışıdır. Bunların vicdanı kurumuş, bunların utanma hasletleri buharlaşmış. Yemeği geçtik de, Kahramanmaraş bu çerezi ne zaman yiyecek, ne zaman bu çerezden istifade edecek? Çaldılar, başörtüsüne gizlendiler. Rüşvet alıp verdiler, yolsuzluk başka, hırsızlık başka dediler, şeytana esir düşerek günah işleme özgürlüğünü icat ettiler. Putperestlerin, müşriklerin, kafirlerin, şirk koşanların aklına gelmeyen ne varsa icra ettiler.”
“ERDOĞAN SİYASETİN DİBİNDEDİR”
Eleştirilerini “Dünya turu attılar. Gitmedikleri, gezmedikleri, görmedikleri ülke kalmadı. Harcırah zengini oldular. Besmeleyle soygun yapıp, şükrederek haram havuzunda ıslandılar” sözleriyle sürdüren Bahçeli, Türk milletinin “böylelerini” hiç görmediğinin altını çizdi.
“Her gün miting yapmaktadır. 7 Haziran yaklaştıkça Erdoğan azgınlaşmaktadır. Ve Erdoğan Cumhurbaşkanlığından fiilen inmiştir. Çünkü Erdoğan bu makama layık değildir. Mizaç ve meşrebi buna uygun değildir. Anayasa’nın 101’inci maddesi der ki; Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer. Anayasa’nın kendisine çizdiği yetki ve sorumluluk sınırlarını defalarca aşan, şiddetle taraflı davranan, suç işleyen ve hepsinden önemlisi vatana ihanet eden birisine, bundan sonra Cumhurbaşkanı denecek midir? Erdoğan siyasetin dibindedir. Erdoğan, Davutoğlu’nun yetersizliğinden takviye güç olarak, görüntü de yedek, gerçekten asıl oyuncu olarak meydanlara çıkmış, fitnenin sözsücü olmuştur. Her gün bize sövüyor. Her gün yalan söylüyor. Her gün hakaret ediyor. Peki kimdir bu gafil, kendisine Cumhurbaşkanı diyen 17-25 Erdoğan. Be hey densiz, bey hey kanun tanımaz, ahlak bilmez; sen Cumhurbaşkanısın, sen devletin başısın. Ne geziyorsun meydanlarda, bizimle ne uğraşıyorsun? Kahramanmaraş sana güvendi, oy verdi; bunu zelil etmeye, milli iradeye kıymaya ne hakkın var? Erdoğan oyundur, yalandır, aldatmadır, tuzaktır, komplodur, riyadır, ihanettir.”
“YİNE YANLIŞA BATTIN ERDOĞAN”
MHP Lideri Bahçeli, Erdoğan’ın MHP’ye, “Pensilvanya’nın, Kandil’in milliyetçisi dediğini” belirterek, “Halt ettin Erdoğan. Yine çaktın Erdoğan. Yine yanlışa battın Erdoğan. Biz zalim Esad’a çok şükür kardeşim demedik, ailece tatile çıkmadık. Biz Pensilvanya’nın kuyruğunda gezmedik, 12 yıl birlikte olmadık. Hele hele Kandil’in yolunu hiç bilmedik. Ve sadece gidersek, Türk Bayrağı dikmek için gideceğimizi söyledik. Erdoğan sen Esad’ın kirli bir kopyası, Pensilvanya’nın eski sevdalısı, Vashington’un daimi tutsağı, Kandil’in tavizsiz havarisi, Ermeni hısmı, Türklüğün yaşayan düşmanısın” şeklinde konuştu.
“ERDOĞAN’IN, MODEL OLACAĞIM DERKEN
MASKARA OLMASINDAN DOLAYI TÜRKİYE KAYBETMİŞTİR”
Kahramanmaraşlılara, “Erdoğan hayatının hangi diliminde Türkmen demiş, Türkmenleri kaale almıştır?” sorusunu yönelten Bahçeli, “Biz Kerkük derken, Erdoğan Mursi’yle dört parmak hesabı yapıyordu” diye konuştu.’
Bu konuşma metninden akp çok korkmuş olacak ki Devlet hocayı (beyefendi benim iktisat hocam olur) yanına aldı ve aynı sözleri Millet İttifakı için söylettiriyor. Dikkat ederseniz formül,format çok basit. Eline tutuşturulmuş kağıttan rakibine saldırılarda bulunmak…
Bu sözleri ne için paylaştığımı yazmalıyım. Bu sözlerin hiçbir yerinde bir proje, geleceğe dönük bir öngörü,plan,çalışma…hiçbir şey yok. Bu seviye düşüklüğü karşılıklı saldırılarla sürecek gibi görünüyor.
‘’ŞEREFSİZ’’
Devlet yönetimindeki seviyesizlik halkı mağdur ediyor.
Devleti yönetenlerin ağzındaki küfürler siyasette ve toplum yaşamında seviyeyi yerlerde süründürüyor. Çünkü gelenekleri bozup yozlaştırıyor. Bu satırları yazarken Süleyman Soylu bütçe görüşmelerinde Kemal Kılıçtaroğlu için birkaç kez ‘’ŞEREFSİZ’’ dedi. Kötü söz sahibine aittir ama ağzından çıkınca da kamunun malı oluyor.
Oysa devleti yöneten insan hiç mi alçak gönüllü olmaz,hep mi kendisini vatandaşın patronu olarak görür de ‘’maaşınızı biz veriyoruz,ananı da al git,kadın mı kızmı,sürtük-çürük,şerefsiz…’’ gibi lafları ederken hiç mi utanmaz. Utanmaz. Çünkü içinden çıktığı kültürün aynasıdır. Çünkü dil yürekte ne varsa onu kusar. Beyninde ne varsa ayaklar oraya doğru yürür. Mesela ‘’uzaya sert iniş yapacağız’’ deyip işin içinden sıyrılıverir. Bu kafa bilim ahlakından yoksun olduğu için elbette yalan söyleyecektir. Çünkü uzaya iniş yapılmaz,uzaya çıkılır. Çünkü dünyada aydakinin altı katı kadar yer çekimi kuvveti var ve sizi bırakmaz. Yer çekimi kuvveti olmasaydı ne atmosfer,ne ağaçlar
,ne insanlar,ne hayvanlar ne de dünya hayatı olacaktı. Hepsi uzay boşluğuna uçup gitmiş olacaktı. Oysa akp aklı bunu anlamak istemiyor . Çünkü hala dünyanın düz olduğunu savunabiliyor. Üstelik uzaya sert iniş de yapamazsın,kafayı kırarsın. Kıç üstü inersen çanağı kırarsın. Çünkü uzayda en yakın gök cisminin manyetik alanına esir olup çevresinde dönebilirsiniz.. Buna iniş çıkış denilmez.
Eğer bir gezegene bilimsel teknikleri kullanmadan inerseniz uzay aracınız paramparça olur yada daha inmeden yanar. Çünkü her gezegenin kendine özgü yapısı var ve hepsine inilemez. Örneğin Jüpiter’e inmeyi aklınızdan bile geçirmeyin,kesinlikle ölürsünüz. Mesela asteroidlere inemezsiniz,deneyin de gününüzü görün..!
Yani uzaya sert iniş yapamazsınız. Bu söz aptalca bir sözdür,bunun düzeltilecek hiçbir yanı yoktur. Bunlara zaman ayırmamızın nedeni toplumun 21. Yüzyılda bunlara inanacak hali pür melalinin olmasıdır. Eğer çocuk tecavüzleri için aileden sorumlu baş örtülü bakan ‘bir kereden bir şey olmaz diyorsa ve Adalet Bakanı Bekir ‘küçüğün rızası vardı’… diyebiliyorlarsa (ki yazıklar olsun) biz halan bu toplumu şeriatçı siyasetçiler kadar tanıyamamışız demektir. Ben kendi adıma erkekliğimden,insanlığımdan,T.C. vatandaşı olduğumdan tüm insanlık adına,tüm canlılar adına utandım. Çünkü evde beslediğimiz kedilerden şeriatçı tayfanın abdestlerinin bozulduğunu öğrendik. Bu nasıl abdest ise her şeye bozuluyor.
Asgari ücretli 5500 lira ile ev ve aile geçindirmeye çalışırken şeriatçı akp seçmeni ne ile uğraşıyor ?
‘’ çay-kahve kola şehvet uyandırır,sakalsız erkek şehvet uyandırır,pantolonlarınızı diz hizasına çekmeyin’…
Halk ekonomik sıkıntılarla boğuşurken dinci asalak siyasetçiler halkın özel yaşamına kadar müdahale edip günlük hayatı dizayn edebiliyorlar. Bu durum emek sömürüsünün dikensiz gül bahçesi olmasını sağlıyor ve siz cambaza bakarken cepleriniz hırsızlarınız tarafından soyuluyor.
Artık aileye özgü,kişiye özgü hırsızlarımız var…
Ulaştırma Bakanı uzaydaki hak ve menfaatlerimizi korumamız gerektiğini söylemiş ama doların, enflasyonun, işsizliğin nasıl düşürüleceğini bir türlü söylememiş. Çünkü uzay söylemi dünyadaki cahilleri kandırmak için daha kullanılacağa benziyor. Belki akp seçmeni seçimlere yakın uzay yolculuklarına çıkar da bizler de turlara isimlerimizi yadırırız. Aslında işin kolayı var : madem bu kadar uzay takıntınız var haydi akp ve mhp milletvekillerini bir uzay aracına bindirin (VARSA), Bir uzay üssünden kalksın(VARSA),uzay üssünüze(VARSA) günübirlik gidip gelsinler. Yemin ediyorum,buradan da yazıyorum,akp’ye üye olup onlara oy vereceğim.
Aslında sırada TOGG diye övünülen İtalyan marka elektrikli otomobil masalları var ama onu da seçimlere yakın göreceğiz. Onu da yazalım. Haydi üç ay içerisinde seri üretime geçin,fabrikayı gidip görelim,Bursa’daki 1000 dönümlük alanın sanayi alanı olduğunu göreyim yine akp’ye oy vereceğim. Aslında Ankara Ostim esnafının elinde elektrikli ve hidrojen yakıtlı araba üretecek bilgi,donanım ve yetenek olmasına rağmen yaptırılmadı,yaptırılmayacak. Çünkü petrol firmaları sizin elektrikli sisteme geçmenize izin vermezler.
Çünkü Türkiye coğrafyası ve insani birikimleri rüzgardan bedava elektrik üretmek için uygun ama biz elektriği doğalgaz ile üretiyoruz,onu da Rusya ,Azerbaycan ve İran’dan alıyoruz. Petrolü ise çokuluslu şirketlerin cirit attığı Arap coğrafyasından alıyoruz. Öyle bir oyunun içine düştük ki her yandan savruluyor,her yandan sömürülüyoruz. Çünkü çokuluslu şirketler emperyalizmin oyuncaklarıdır ve sizin siyasal rejiminize ve ekonomik sisteminize doğrudan ve dolaylı müdahale ederler ve istedikleri yöneticiler üzerinden çıkarlarını korumak için sizin siyasetçilerinize sizi soydururlar. Böylece siyasetçiler emperyalist patronlarının istediği limitlerde yolsuzluk yapma hakkı elde ederler ki şanslarını zorlamadan iktidarda kalabilsinler. Artık isteseniz de istemeseniz de 24 ocak 1980 kararları tıpış tıpış uygulanarak YDD dedikleri Yeni Dünya düzeni,bize özel ise BOP denilen Büyük Ortadoğu ( aslında büyük İsrail ) bize uygulattırılıyor. Öyle ki Mehmetçiğin kanı,Türk halkının malı ve canı sayesinde…
Akp seçmeninin böyle bir derdi yok,kaygısı da yok.
Nüfusun %60’ının gelirlerini %40 seçmenine yedirirsen uzun süre iktidarda kalma şansını yakalamış olursun. Zor durumda kaldıkça da gelirin %90’ını elde den %10’luk kesimin paralarından biraz fedakarlık yapmak suretiyle yeniden seçilmeyi garantilersin. Çünkü bu sisteme parakrasi diyoruz. Bu seçmen anap,dyp,mhp,msp…dönemlerinde de aynı şeyleri yapmıştı.
Faşizmin kitle anlayışı kendi kalabalığından cesaret almak,eğer kalabalığı yok ise sesini kesmek üzerine kurulu. Çünkü cahiller kurnazdır ve beynini çalıştırmak yerine duygularıyla davranır ve sahibine biat ederken ahlak kurallarını hiçe sayar. Bu davranış tarzı tarih boyunca hep böyle oldu ve köleci toplumlardan bu yana yönetici sınıf her zaman halkın beynini köleleştirmeyi düşündü. Şimdi ise modern kölelik sistemlerinde zincire vurulmadan, doğrudan kölenin dileği ve isteği üzerine sistemler inşa edilir ve köleler yönetilir. İnsan davranışlarını hayvanlar üzerinde yapılan testlerle karşılaştırdılar ve hayvanlar oransal olarak bize oranla daha fazla özgürlük düşkünü maalesef. Çünkü onlarda din diye bir uyuşturucu kullanılmıyor.
Akp seçmeninin toplumsal sorunlara duyarsız ama çıkarına düşkün duyarlılığı kıskandıracak mahiyette. Mhp seçmeni ise devlet kadrolarında ödüllendirildiği için akp seömeni ile el ele verip tüm muhalif seslere iftiralar ve suçlamalar sıralayabiliyor. Bu durum geleneklerin yozlaştığını,siyasi çıkarların ahlakı da çökerttiğini kanıtlıyor. Herkesi dezenformatör olarak suçlayabiliyorlarken gözlerine batan merteği görmemekte ısrar edeiyorlar. Görüyorlar aslında ama çıkarları gereği oportünistler…
Olmayan binaları vatandaşa satmak dezenformasyon değil. Cennetten yer satmak değil,bir siyasetçiye Allah’ın özelliklerini taşıyor demek değil,peygamber gelmiş olsaydı bu falanca siyasetçi olurdu demek dezenformasyon değil öyle mi ? Bu örnekleri kanıtlamamızı isteyenler olursa bu tip konuşmalar ve videolar internet sitelerinde herkese açık duruyor.
Biliyorsunuz nüfus kayıtlarındaki sahtecilik gırla gidiyor. Herkesin evinde tanımadığı insanların kaydedilmiş olasılığı % 100 iken, herhangi bir partinin yöneticisinin bir başka partide üye çıkması tesadüf değil. Öyle ki vatandaşımız bu ülkede devletin haberi olmadan kuşların bile uçmayacağını bildiğimiz halde… 21.000 kişinin başka partilere üye olması mümkün müdür,bu durum dezenformasyon değil midir,devletin kayıtlarını tutan memurlar,o sistemleri yöneten yöneticiler hiçbir şey yapmadan bu işler kendiliğinden mi olmaktadır ?
Herkes torpil arıyor ve hiç kimse hakkını istemiyor.
Haydi şimdi uzaya gidelim ve sert iniş yapalım. Uzay sertlikten hoşlanmaz. Doğa bilimin kanunları tarafından yönetilir. Uzaya sert iniş yapmaya giderken aklınızı kullansanız iyi edersiniz de söylediğinizden bir şey anlamamakta ısrar ediyorsanız iflah olmazsınız. Hangi hava üssünden kalkacaksanız haber verirseniz biz de geleleim,parası neyse veririz. Yeter ki bize Mars’tan arsa satmayın..!
Yok yok biz kendi geleneğimize geri dönelim ki Avrupa bizi kıskansın.
Kalabalığa getirip karşı çıkanı vatan haini,terörist,ateist… ilan etmek devlet geleneğinde var ne de olsa…
Buna en iyi cevap ne olmalı ?
En iyi cevap sahte seçmenleri tespit edip savcılıklara suç duyusu yapmalı. Çünkü bu örnekler ülke çapında milyonları buluyor ve namus erbabı seyrediyor. Seyretmeyin,müdahale edin..!




























