Telefon
WhatsApp

YENİ “İSTİKŞAFİ GÖRÜŞME”LER!
Haber Yazı Detay İçi Reklam Alanı 300x250

 

 

 

 

 

 

 

 

YENİ “İSTİKŞAFİ GÖRÜŞME”LER!

12 Haziran tarihli yazımın başlığı AKP TUZAĞINA DİKKAT’ti.

2 Mayıs 2024, ilk Erdoğan-Özel görüşmesi. Yerel seçimlerden birinci parti olarak çıkan CHP Genel Başkanı ile ikinci parti AKP’nin Genel Başkanı, AKP Genel Merkezi’nde bir araya geldiler. İki partinin eşit statüdeki başkanlarının görüşmesi, ne yazık ki, AKP’lilerin üstten bakışı, kendilerinin ulvi bir kudret tarafından görevlendirildikleri düşüncesi, “ben senden üstünüm” egosuyla, Sayın Özgür Özel’in karşısındaki koltuğu boş bırakarak, akılları sıra “benden büyük yok” mesajı verdiler! Görüşme, Beştepe’de yapılsaydı bile, iki Genel Başkan’ın görüşmesi olduğu için yapılan hareket, bana göre küçümseme, saygısızlıktı.

Erdoğan’ın CHP’ye iade-i ziyareti de 16 Haziran’da oldu.

Bu görüşmedeki gariplik ise, CHP protokol görevlilerinin işgüzarlığı idi. Erdoğan iade-i ziyareti AKP Genel Başkanı olarak yapıyordu, Cumhurbaşkanı olarak değil. Erdoğan’ın sarayından apar topar, Cumhurbaşkanlığı Forsu işli Türkiye Cumhuriyeti Bayrağı getirtip göndere çekmeleri, CHP’nin henüz Türkiye’nin birinci partisi olduğunun farkında olmamalarının göstergesidir.

İkinci görüşmede, CHP’nin gölge bakanlarının karşıtları AKP’li bakanlarla sorunları (AKP’lilere göre sorun yok. Ülkede herkes gül gibi geçiniyor. Ekonomide de işler tıkırında. Ne de olsa, ülkeyi yöneten kişi ekonomist) karşılıklı görüşmeleri kararı alındı.

Alınan karar, bana göre yanlış bir karar. Elbette “müzakere” olmalı. Ancak, müzakere yapacağız derken, TBMM’yi devre dışı bıraktıklarının farkına varamadı CHP’li yetkililer. Farkına varılmayan en önemli husus ise, AKP’li Bakanların hiçbir yetkilerinin olmadığıdır. Her şeye tek adam karar verir. O kişi de Recep Tayyip Erdoğan’dır. AKP’nin (RTE’nin) yaptığı, birincisini 2015 Genel Seçimleri sonrası, iktidarı kaybedince, CHP’yi oyalama taktiği istikşafi görüşmelerin ikincisini de zaman kazanmak için “Bakanlar arası görüşme” diye yutturmaya çalışmaktı, becerdiler de.

Hayretle, ibretle izlediğim şey de birbirlerine kavgada bile söylenmeyecek lafları eden Cumhur İttifakı büyüklerini hangi ortak paydalar, menfaatler tekrar ve hiçbir şey olmamış gibi bir araya getirdiği!

7 Aralık 2019 tarihinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski Başbakanı Davutoğlu, Bakanları Babacan ve Mehmet Şimşek’i “ ‘Halk Bankasının içini boşaltmakla suçluyor’  … peki bu nasıl doğruluk? Peki yanında kim var? Yine bir başka isim o da Sayın Babacan var. Onun da imzası var bu işin altında. Başka kim var? Mehmet Şimşek var… Hani bunlar dürüsttü ya. Dürüstlüğü bunlar kimseye bırakmıyordu? Bunlar Halk Bank’ı dolandırmaya çalışıyorlar.”

Bahçeli, “muhalefet döneminde”, Mehmet Şimşek için “hayasız” diyor.

Mehmet Şimşek’ten önceki Maliye Bakanı Nureddin Nebati de, Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisini ve Mehmet Şimşek’i eleştirmesi üzerine; “sen kimsin ya! Beni İngiliz vatandaşı bir maliyeci ile…Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanını İngiliz pasaportlu bir adamla eşleştiriyorsun” diyor.

Tuhaf karşıladığım bir şey de AKP’lilerin “üsttenci” tavırları. Züğürt Ağa olduklarını bir türlü kabul etmemeleri. Hele de Gercüş’lü olduğu söylenen Şimşek’in yetiştiği coğrafi bölgenin gelenek-göreneklerinden hiç pay kapmamış olması. Kürtler, misafirlerini Şimşek’in yaptığı gibi karşılayıp uğurlamazlar. Sayın Karatepe, görüşme sonrası, daha basamaklardayken, Bay Şimşek, sırtını dönüp makamına yürüdü.

Korkarım ki o makamdan, kısa sürede, “herkesi suçlamakta mahir olan” patronu, esas ekonomist tarafından tüm olumsuzlukların sebebi, sorumlusu olarak alınacaktır.

Yapacak şey yok.

Ne demişti damat Maliye Bakanı: Allah sonumuzu hayreyleye!

Lösev2
Paylaş
yotube

Yazarlarımız

Reklam

Anket

Reklam

E-Bülten Aboneliği