YEREL SEÇİMLERE GİDERKEN
İktidarın yanlış yönetiminden dolayı ülkede yoksulluk ve hayat pahalılığı her kesimi derinden etkilemektedir. İktidarın antidemokratik uygulamaları, halkın dili olan gazete ve gazetecileri baskı altında tutarak soruşturma ve göz altılarla yıldırmaya çalışmaktadır. İktidar suni gündemlerle ülkede yaşanan olumsuzlukları görmezlikten gelmekte ve unutturmaya çalışmaktadır.
Asgari ücretli ile emekliye düşük zam vererek; yatırımcı ve girişimciler için banka kredi limitlerini düşürerek ya da faizleri yükselterek; toplumun alım gücünü kısıtlayarak fiyat artışlarını azaltıp enflasyonu düşürmeye çalışmak doğru bir ekonomik çözüm değildir. Yoksulluk, bu ülkenin kaderi olmamalıdır.
İsrail Filistin’e soykırım yapıyor, dünya ise seyrediyor. ABD uçak gemisi gönderip her türlü silah ve malzeme yardımında bulunuyor, Arap ülkelerinin liderleri soykırımı yalnızca eleştirerek geçiştiriyor. Hamas’ı kimlerin kurduğunu biliyoruz. Filistin’i tek başına Hamas mı temsil ediyor? Bütün bunları sorgulamak gerekiyor.
CHP’nin 38. Kurultayına giderken Kemal Bey’in yanında bulunanlar, “Yenilikçiler” adı altında İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu da yanına alarak, “değişim” iddiasıyla örgütlendiler. Halbuki değişimi isteyenler partiyi Kemal Bey ile yönetenlerdir. Partide sorun var ise en az onlar da Kemal Bey kadar bu sorunlardan mesuldürler.
Partide belediye başkanlarını, milletvekillerini partinin bütün il, ilçe, belde örgütlerini belirliyor. Kısacası, belediyelerin bütün olanaklarını kullanarak CHP’yi dizayn ediyorlar. Partimizin merkez yönetimlerinde siyasetin köşebaşını tutan siyasetçiler ve oligarşik bir yapı var. Kurultayda başkan adaylarının tamamı kürsüde ön seçimden bahsederken, tüzük kurultayına gidilmesi vurgusunda bulundu.
Umarız ve dileriz ki, ön seçim olmaksızın; milletvekilleri, belediye başkanları ve yönetimler oluşturulmaz. Temel düşüncemiz, ÜRETENİN YÖNETİMİDİR.
Partimiz; il, ilçe, belde örgütlerinin çalışması ile başarılı olur. Bu bilinçle, çalışmanın önünü açarak kitle partisi olmanın da önü açılmalıdır. “Masa başında klavye kahramanlığı” ile örgütlenme olmaz. Partili olmak, teşkilatın tabanına inmek gerekir. Halkın içinde olmamız, onları anlamamız ve doğru yönlendirmemiz gerekiyor.
Yakında yerel seçimler kapsamında, belediye başkanları, belediye meclis üyeleri ve muhtarlık seçimleri yapılacak. Olanaklar dahilinde, ön seçimler yapılıp hak eden birikimli arkadaşlarımızın buralarda temsil edilmesini umuyoruz.
Ankara, İstanbul gibi büyükşehirlerde belediye başkanlarını ve uygulamalarını da takip ediyoruz. Bu iki belediye başkanı partili kimliğiyle hareket etmeli; belediyenin yönetim kadrosu ve alınan personellerde de partili olma önceliği güdülmeli. Mansur Yavaş döneminde belediyede yaşananlar partililerimiz tarafından eleştirildi. İYİ Parti lideri Meral Akşener, nasıl olur da sözde CHP’li Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nu cumhurbaşkanı adayı gösterme cesaretini bulabiliyor?! Dün de, bugün de partililerimiz Ankara Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde işe girmek için İYİ Parti’ye üye olma yolunu tercih etmek durumunda kaldılar. Genel başkanımız sayın Özgür Özel bu gidişata bir çözüm bulmalı.
Değişim iyidir. Halkımızın umudu var. Fakat değişimci olduğunu iddia edenleri biliyoruz.
Parti tüzüğünü, programını ve partililiği ön plana çıkarıp hep beraber çalışmalıyız. Başka çaremiz yok. Bu iktidar gitmeli!
Deniz Baykal ile başlatılan sağcılaşma hareketi, sonraki yöneticiler tarafından devam ettirildi. Sosyal demokrat bir partide; sol, emek, özgürlük, barış ve demokrasi sosyal demokratların temel değerleridir.
Ülkemizi İslam esaslı Ortadoğulaştırmaya çalışanlara karşı, partimizde ve bulunduğumuz her alanda örgütlü mücadeleye devam edeceğiz.
Bütün bunlar doğrultusunda partimizde Atatürk, cumhuriyet ve altı oku esas alarak solu, emeği, demokrasiyi, özgürlükleri iktidar yapmalıyız!
HASAN YILDIRIM




























