
İnsandan insana işler; toplumdan alır, topluma verir.
O bilinen tanımıyla "7 / 24" yaşamsallığını sürdürmek durumunda olan bu yapılar, bizim coğrafyamızın 7 bölgesinde yoksul-varsıl, kentli-köylü, genç-yaş almış demeden, herkese ve her kesime hitap etmek zorundadır.
Bu zorunluluk sistematik çabaları, açık hedefleri, saydam denetimi ve öğrenen örgüt yapısını gerektirir.
Bir program, tüzük, kadro, söylem ve uygulama standartları manzumesi ile karşı karşıyayız.
Siyasi partiyi etkin bir parti yapan bu bileşenler, hayatın gerçeklerine dayandığı ve ülkenin gereksinimlerine hitap ettiği oranda değerlidir.
Gerekçelerini gerçeklerden alan ve sürekli yenilemeye açık bir iddia taşıyan Program...
Yukarıda değindik... Açalım: Sorun alanlarına çözüm üreten bir program! Ve yolunu yöntemini uygulama standartları ile taçlandıran bir dinamizm.
Yeter mi? Yetmez!
Programı taşıyan, sınayan, çeki düzen veren yetişmiş kadrolar. Üstelik sadece merkez yapıda da değil, onunla birlikte senkronize hareket eden güçlü çevre yapısallığı ile tümlenen kadrolar...
Ve... Söylemde tutarlılık, eylemde birlik! Güncel demokratik disiplinle kaim bir Tüzük... Öyle ki, kimseyi düşüncesinden ötürü dışlamayan ama kimselere de makamından ötürü sınırsız sosyal koruma sağlamayan...
Siyasi parti halkın ta kendisi olmak durumundadır. İçinde her mesleğin, her üretici kesimin kendini bulduğu, kendi sorunlarını kendi dilinden tanımladığı, fakat çözüm yollarında bir orkestra gibi kardeşçesine hareket eden insanların büyük barınağı ve özellikle güçsüz kesimlerin sığınağı olan bir yapı...
Buraya kadar tamam... Kitle partisini tarif ediyoruz... Bu noktadan kalkıp solu, merkez solu özne yaparsak, başka ögeleri ve nitelikleri ve gerekleri de eklemek durumunda kalıyoruz...
Emeğin örgütlendiği, sanayileşmeye önem veren, kültürel boyutu da dahil kalkınmanın bütünselliğini, ulus devletin biricikliğini ve insan hak ve özgürlüklerini gözü gibi sakınan ve savunan bir yapı...
Ve devrimcilik ve ulusalcılık ekseninde Atatürk'ün yolundan ve refahın hakça paylaşımı idealiyle halkçılık ilkesinden ayrılmayan bir yapısallık...
Peki ya böylesi bir siyasi organizasyonun maksimizasyonu?..
Öncelikle insan kaynağının, kurumsal birikimin ve toplumsal ilişkilerin en yüksek etkinlikle değerlendirilmesi...
Örgütsel yaygınlığı, örgütsel yetkinlikle bütünleştiren bir anlayış. Merkezden çevreye olduğu kadar çevreden merkeze de işleyen bilgi, deneyim ve öneri akışı...
Yurttaşın yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanmadığı bir işleyiş. Toplumsal sorunların sürekli izlendiği, çözüm önerilerinin örgütsel yaşamın her aşamasında sınandığı bir düzen...
Ve de liyakat!.. (bir başka anlatımla: hak etmek!)
Görevlerin kişisel yakınlıklara göre değil, yetkinlik ve sorumluluk ölçütleriyle dağıtılması... Başarının değerlendirilmesi, eksikliklerin giderilmesi, kurumsal hafızanın korunması...
Nihayet, siyasi partinin maksimizasyonunda sayısal büyüklük kadar niteliksel gelişme... Örgütsel disiplin kadar demokratik katılım... Siyasal iddia kadar yönetim yeterliliği...
Özellikle merkez sol açısından üretim, istihdam, eğitim, sosyal adalet ve kültürel kalkınma hedeflerinin örgütün bütün kademelerinde ortak bir kavrayışa dönüşmesi...
Sorunları önceden gören, çözüm yollarını geliştiren, kadrolarını yetiştiren bir organizasyon... Toplumla ilişkisini kesintisiz sürdüren bir yapı...
Bütün bunların bileşkesi olarak, siyasi partinin toplumsal karşılığını sürekli büyüten bir etkinlik düzeyi...
Programda gerçekçilik, kadrolarda yetkinlik, örgütte demokrasi, uygulamada tutarlılık ve toplumsal ilişkilerde süreklilik!
Siyasi partinin maksimizasyonuna giden yolun temel taşları...
Ve bütün bu çabaların ortak ufku:Atatürk'ün gösterdiği çağdaş uygarlık hedefinde; üreten, kalkınan, refahı hakça paylaşan bir Türkiye!
Dr. R.Bülend Kırmacı






♧ Yorumlar (0)
✎ Yorum Yaz
Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır.